--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

AB ülkeleri de, ABD ve NATO’ya güvenmediğini açıkladı

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Geçen hafta Münih’te güvenlik konferansının ilk gününde, Almanya ve Fransa NATO dışında da, Avrupa’nın kendi savunmasının güçlendirilmesi gerektiğinin çağrısını yaptı. 

Akıl sağlığından şüphe edilen Trump’ın başkan olduğu zaman yapmış olduğu ilk çılgın ve haince uygulama, İslam ülkelerine uygulamış olduğu vize boykotu ve bütün İslam ve Hıristiyan dünyasını karşısına alan Kudüs’ün, İsrail’in başkenti olmasının ilanı gibi, saçma sapan bir uygulama ile bütün dünyada çıkardığı karmaşa, ardından da Ortadoğu’da terör örgütlerini binlerce TIR ve uçaklarla ağır silahlar göndererek desteklemesi, Türkiye’yi ve Türkiye’ye komşu olan, her hususta ticari ve siyasi iş birliktelikleri bulunan, Avrupa birliği ülkelerinin, NATO ya karşı olan güvenlerini de sarstı. 

AB’nin kendi içerisinde güvenliğini korumak ve NATO’ya bağımlı olma durumundan kurtularak, ayrı bir güvenlik sistemi arayışına girmeye yönlendirdi. 

ABD’nin sürekli Ortadoğu’yu karıştırıp kendi işgalci planları için kurduğu ve yönlendirdiği çeşitli terör örgütleri ileortaya çıkan göç hadiseleri, tehcir olayları, Avrupa’nın başta Türkiye olmak üzere istikrarını çok kötü etkiledi. Fitne ve fesat üreten terör örgütlerinin dizaynı ve aşırı miktarda silahlandırılması ile Ortadoğu, Irak, Suriye, Kuzey Afrika, Suudi Arabistan gibi ülkelerin istikrarını ve toprak bütünlüğünü alt üst etti. 

Türkiye’nin istikrarına etki edecek faaliyetleri de açıkça devam ettirmesi Avrupa’da ve NATO üyesi olan bütün ülkelerde, büyük bir endişe meydana getirdi. 

Bu arada, Kuzey Kore nükleer geriliminin de aralarında olduğu pek çok sorunun masaya yatırıldığı Münih Güvenlik Konferansı başlarken, ABD ile olan ittifakın AB için ne derece güvenlikli olduğu konusu, artık tartışılmaya başlandı. Daha önce de İngiltere’nin Brexit ile AB’den ayrılmış olması, AB’nin iki lokomotif ülkesi olan Almanya ve Fransa’nın savunma ve dış işleri bakanlarının konferanstaki konuşmalarında, birlik ülkelerinin NATO’ya bağlılıkları sürse de güvenlik tehditlerine karşı, stratejik özerklik sahibi olmaları gerektiğinin vurgusu yapıldı. 

ABD’yi yardıma çağırmadan, Avrupa Birliği ülkelerinin harekete hazır olması gerektiğini söyleyen Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, kendi mahallemizde dahi tehdit edildiğimiz zaman, buna kendimiz cevap verebilmeliyiz. ABD ya da NATO fazla karışmak istemese bile ifadesini kullandı. 

Alman Savunma Bakanı Ursula Von Der Leyen ise; “Avrupa terörizm, yoksulluk, iklim değişikliği ve göç gibi küresel sorunlar karşısında, hızını arttırmak ve ilerlemek zorunda ve bunu müstakil olarak yapabilmelidir” dedi. 

NATO üyesi olan Türkiye’ye yapılan bu haksızlıklar ve PKK, PYD gibi terör örgütlerini de açıkça dizayn eden ABD’nin, NATO’ya üye olan diğer ülkelerin güvenini kaybettiği için, Avrupa Birliği kendi içerisinde oluşturabileceği bir askeri gücü planlama arzusu içerisinde olduğunu açıkça ifade ediyor.

Avrupa’nın askeri açıdan otonom olmasının NATO’ya destek olacağını savunurken, bunun daha çok askeri yük alan, NATO’ya daha çok destek amaçlı fazla sorumluluk taşıyan, bir Avrupa ile ilgili olacağını söylüyor. Avrupa Birliği, Avrupa’yı tek başına koruyamaz. Avrupa ülkelerinin savunma kapasitesinin artırılması konusunda NATO’nun çabaları ile yarışmayı değil, ittifakı güçlendirecek şekilde yapılanması gerektiği görüşünü de, dile getiriyor. 

Aslında Avrupa Birliği, ABD’nin, NATO güçlerini, kendi emperyalist planları doğrultusunda kullanarak, Ortadoğu’da ve AB ile münasebeti olan ülkeler arasındaki istikrarı ve ticari politik iş birlikteliklerini alt üst ettiğini ifade ediyor.

Türkiye için ise Başbakan Binali Yıldırım, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin temsil ettiği konferansın başkanı ise, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana, küresel güvenliğin, şuandakinden daha istikrarsız olduğu bir dönem olmadığını belirtti. 

“Türkiye sadece jeostratejik bakımından bile, Avrupa politikaları için vazgeçilmez ve yakın bir ortak olduğunu vurguladı. Yakın Doğu ve Ortadoğu’ya ilişkin stratejik politikalarımızı, Türkiye olmaksızın, ya da Türkiye’ye karşı, ya da Türkiye yokmuş gibi davranarak mı tamamlayacağız” dedi. 

Suriye’deki mevcut kriz, ABD ve Türkiye gerilimi ve AB ile Türkiye arasındaki sığınmacı anlaşması kapsamında, Binali Yıldırım’ın katılımının önemine vurgu yapıldı. Avrupa Birliği’nin NATO’ya karşı şüpheleri ve kendi başlarına Birleşmiş Milletler’e ait askeri bir güç olması konumundan endişe eden ve önüne geçmek isteyen NATO ülkeleri savunma bakanlarının, örgüt Avrupa sınırları içinde hareket serbestisine olanak tanıyan, bir çeşit askeri Schengen oluşturma konusunda anlaşmaya vardıklarını belirtti. Yani Birleşmiş Milletler’i yine de NATO çerçevesi içerisinde sınırlandırmaya ve NATO’ya bağımlı halde tutulmaya ve ikna edilmeye çalışıldı.

Birleşik Milletler’in müstakil bir güç oluşturmasından endişe eden ABD’nin Avrupa Kara Kuvvetleri Komutanı Ben Hodges’in, kesin müttefiklere ait orduların ve askeri araçların, Avrupa’da diledikleri gibi hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti. 

Daha önceki yıllarda Rusya’yı tehdit olarak gösterip, kanatları altına almış olduğu Avrupa ülkelerini yine, Ortadoğu’nun, Rusya’nın, Çin’in ve Kuzey Kore’nin tehdit olduğunu gösterip, BM’nin NATO’dan ayrılma niyetlerini kısıtlama ve vazgeçirme yoluna gitti. 

Fakat hiçbir şekilde bu maskeli ve çok yönlü yapmış olduğu kalleşlikler ve güvensizlik ortamı, ABD’ye artık eskisi kadar hiçbir ülke tarafından güven duyulmadığını ve ABD’nin NATO balonunun, bütün ülkeler tarafından açıkça görüldüğünü ve dağılma sürecinin başladığının, açık bir ifadesidir. 

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle