• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Özcan
Mustafa Özcan
TÜM YAZILARI

ABD ekiyor, İran biçiyor!

15 Ekim 2014


Mustafa Özcan İletişim: [email protected]

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaraya parmak bastı. Marmara Üniversitesi 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı açılış törenine katıldı ve burada bir konuştu, pir konuştu. Konuşmasının satırbaşları şöyle: “Hizmet eri görünümünde, gazeteci-yazar görünümünde, terörist görünümünde yeni Lawrence’lerin çabaladığını görüyoruz. Hizmet diyerek, basın özgürlüğü diyerek, bağımsızlık savaşı ya da cihat diyerek Sykes-Picot anlaşmalarını yapanlar var.”

Konuşmasının bir yerinde ise kendini tutamayarak şunları söyledi:“Bir dini önder Suriye’de 250 bin kişi öldürülüyor. Kendisine sorduğumda bana, ‘İsrail’e karşı ayakta duran tek kişi Esed’dir’ diyor. Ardından şunu soruyorum ‘Orada öldürülenler İsrail kendisine saldırdığında dik durmadılar mı? O insana karşı Esad’ın bir kurşunu var mı yok. 250 bin insanı konvansiyonel silahlarla öldürüyor siz hâlâ bunlara destek veriyorsunuz. Böyle bir dini önder olabilir mi? Sıkıntı burada. Sorgulamamız lazım.” Bu dini önderin kim olduğunu anlamışsınızdır. Cumhurbaşkanı açıkça adını vermedi ama herkes kimi kastettiğini biliyor. Bu adam Esat’ın katliamlarını meşrulaştıran baş molla. Beni Saide Kuruluğu yerine Gadir-i Hum’u referans alan ve dolayısıyla dini bölücülüğe ve Rafızilik akımına kapılmış bir adam. Ben merakınızı gidereyim. Cumhurbaşkanı  Erdoğan, Ali Hameney’i kastetmiştir. Dışişleri Bakan Yardımcısı Emir Adullahiyan, Hameney’in sözlerinin hilafına İsrail’in güvenliğinin Esat rejiminin bekasından geçtiğini ifade etmektedir. Hangisi doğru söylüyor dersiniz? Hamaney’in dediği saptırma, Abdulahiyan’ın dediği ise gerçeğe tekabül etmektedir. Onları sorgulamak yetmiyor neşter vurma zamanı da geldi. İran’daki bu adam zehirli sarmaşığın başıdır. İsrail ebterdir. Müslümanlar arasında yayılma istidadı yok ya da en iyi ihtimalle sınırlıdır. İran ise yayılma potansiyeli taşıyan zehirli sarmaşıktır. İsrail’in alternatifi değil, bazı Arap rejimleri gibi İsrail’in öteki yüzüdür. Zehirli örümcek veya sarmaşık gibi Ortadoğu’yu avuçları içine almıştır.

Bugünlerde Türkiye’de, yarı Kemalist, yarı Batini kripto Şiiler Gadir-i Hum bayramını kutluyorlar. Sanaa’ya inen Husiler de aynı şekilde Gadir-i Hum bayramını Sünnilere dayatıyorlar. Bu ümmete ve halifelere nankörlük bayramıdır. Halbuki, Zeydiler de sarahaten bir vasiyet veya tayin doktrini söz konusu değildir. Sadece sıfata atıf yapılmıştır. Zaten Şeytan-ı Tak ile İmam-ı Zeyd arasındaki konuşma bize Rafızılıkla Zeydiliğin sınırlarını öğretir. Hamaney, IŞİD gibi tekfirci ve terörist yapıları ABD, İngiltere ve İsrail’in ürettiğini söylüyor. Lakin madalyonun öteki yüzünün veya yakıtının kendilerinin olduğu gerçeğini görmek istemiyor. IŞİD’i ortaya çıkaran sosyal ve siyasi faktör bölgedeki İran politikalarıdır. 11 Eylül’den itibaren İran, ABD’nin gizli ortağıdır. Buradan Halit Harup şu manidar ifadeyi çıkarmıştır: ABD ekiyor, İran biçiyor (El Hayat: 12 Ekim 2014). Sünniler ABD ve emperyalistleri vururken, Şiiler Sünnileri vuruyor! Bir de direniş meziyetlerini kendilerine mal ediyorlar. Zulüm üzerine bir de düzenbazlık. Uluslararası Af Örgütü, IŞİD’e karşı Irak ordusuyla birlikte savaşan Şii milislerinin (teröristler) Sünnilere karşı savaş suçu işlediklerini doğrulamaktadır. (http://www1.youm7.com/story/2014/10/14). Uluslararası Af Örgütü’nün gördüğünü Hamaney bilmiyor mu? Bu canilikler, Şiilerin tabiriyle Hamaney’in manevi tarassut veya rasatına ve taramasına takılmadı mı? Yoksa bir eliyle bize ballı yağlı sözler söylerken öbür eliyle ölüm mangalarına emir mi veriyor? ABD, İsrail ve İngiltere Müslümanlar arasına fitne sokuyor ve aralarında yangını körüklüyormuş? Halbuki, bölgede ABD ve İngiltere’ye ilaveten ateş yakan iki temel öğe var. Biri İsrail, diğeri İran. Ortadoğu’yu yangın yerine çevirerek bu yangından, iyi bir tiryaki olan Hamaney ile madalyonun öteki yüzündekiler pipolarını yakıyorlar.

Zehirli sarmaşık Müslümanların kanlarıyla besleniyor. Bahanesi de Gadir-i Hum. Diyelim ki Hazreti Peygamber Gadir-i Hum’da Hazreti Ali’yi veliaht ilan etti! Peki, İran’ı kim Hazreti Ali’nin varisi tayin etti? Biliyoruz ki, Mehdi gecikti ve gelmiyor diye bu fikri uyduran veya canlandıranlardan birisi Humeyni idi. Dolayısıyla İranlıların Gadir-i Hum üzerinden İslam dünyasına yönelik siyasi tekel oluşturma tezleri (veliyi fakih) en iyi ihtimalle temeli batıla dayalı bir içtihattır. Esasında Gadir-i Hum da vasiyet ve tayin olmadığı gibi Humeyni’nin veliyi fakih teorisi de aynı şekilde temelsizdir. Bunlar ‘uydur, yakıştır’ şeklinde dipsiz, mesnetsiz iddialardır. İtikatlarınca Hazreti Peygamber Hazreti Ali’ye, Humeyni de mollalara ve din adamlarına vasiyet etmiş! Ümmet bunun neresinde? Onlara göre küfür cephesinde. Hazreti Muhammed’in ilk nesli onlara göre çürük çıkmış. Onlar ise Hazreti Peygamber neslinden daha sağlam, taş fırın adamlar! Daha neler? Hamaney, Gadir-i Hum’da şek ve şüphe olmadığını söylüyor. Gadir-i Hum’da şek şüphe yok da onların dediği gibi vasiyet yok, ilaveten Hazreti Ali’nin tayininde şekten öte uydurma var. Kendisine, kibirlenmezse bu hususta itikadını sarsacak yüzlerce kitap tavsiye edebilirim. Bunlardan birisi Ali Muhammed Sallabi’nin ‘Harici ve Şii Düşüncesi’ kitabıdır. Geçmişte Sünniliği Nasibilik olarak yaftalamışlardır. Günümüzde ise kendilerine Muhammedi İslam, Sünnilere ise Amerikancı İslam yakıştırması yapıyorlar. Halbuki, propaganda değil, gerçek, tersi olduğunu göstermektedir. Seyyid Kutup’un bu kavramını almışlar hem intihal yapmışlar, hem de kavramı Sünnilere çevirmişlerdir. Kavramı çalmışlar, içini boşaltmışlar ve kalıp olarak Sünnilere yansıtmışlardır. Kendilerini tanımak istiyorlarsa Seyyid Kutup’un hakiki şakirdi Abdulfettah Halidi’ye kulak kabartsınlar. Şimdi Irak’ta Dava Partisi’nin ileri gelenlerinden Şii dai İbrahim Caferi Amerikalılara şöyle sesleniyo: “Karaya inmenize gerek yok; biz alttan, siz de üstten vurun! Oysa ki haltlarını gizlemek için; Afganistan’da Taliban, bölgede IŞİD’in Amerikan-Suud yasak aşkından veya nikâhından doğduğunu ileri sürüyorlar. Bilen biliyor ki, Şia ile İslam düşmanları arasında yasak aşk veya nikâh yeni fasıllarla günümüze kadar gelmiştir. Bu ortaklığın meyvelerinden birisi de, teröre dair ortak vizyondur. ABD ve Şia’ya göre, teröristler sadece Sünniler arasından çıkar! Tarih maskenizi indirdi, avam da şahidi olsun.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23