--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şeriat ve gelecek tasavvuru

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
19

Şeriat ve gelecek tasavvuru

Mustafa Çelik

İnsanlık tarihi boyunca toplumlar, adaleti sağlamak, huzuru tesis etmek ve bir nizam kurmak için çeşitli yollar aramışlardır. Kimileri aklın mutlak hâkimiyetine sarılmış, kimileri ise kuvvetin düzen kurucu etkisine bel bağlamıştır. Ancak zamanın ve olayların süzgecinden geçen bu arayışlar, çoğu kez ya bir zorbalığa dönüşmüş ya da insanı yüceltmek yerine un ufak etmiştir.

Bugün, ayakları üzerinde duran, kendi kararlarını alabilen, sadece sınırları içindeki halkına değil, tüm insanlığa örnek olabilecek bir ülkenin nasıl inşa edileceği? sorusu hâlâ güncelliğini korumaktadır. Bu ülke öyle bir ülke olmalıdır ki, «Allahû ekber” dediğinde yankısı sadece semalarda değil, yeryüzünde de adaletin ve huzurun sesi olsun.


 

Böyle bir ülkenin temeli neyle atılmalıdır? Kanun kitaplarıyla mı? Sandık sonuçlarıyla mı? Yoksa günübirlik çıkar hesaplarıyla mı? Hayır. Bu ülke, Allah’ın indirdiği hükümlerle, yani şeriatla inşa edilmelidir. Çünkü ilahi adalet, insani adaletin erişemediği yerlere ulaşır. Ve ancak O’nun nizamı, insanı hem dünyada hem de ahirette huzura erdirir.

Şeriat denince yüzlerde beliren endişe, aslında onu tanımamaktan kaynaklanır. O, sanıldığı gibi sadece cezai hükümlerden ibaret değildir. Bilakis; merhameti, adaleti, hakkaniyeti ve kul hakkını en ince ayrıntısına kadar gözeten bir hayat nizamıdır. Malda, canda, sözde ve yönetişimde Allah’ın rızasını önceleyen bir sistemdir.

Bugün insanlık yorgun. Modernite yordu, savaşlar tüketti, sistemler çürüdü. Yeni bir ses, yeni bir nefes bekleniyor. Eğer bizler, bu ülkeye böyle bir misyon yüklemek istiyorsak, önce kendimiz teslim olmalıyız. Allah’ın hükmüne. Onun şeriatına. Çünkü başka çare kalmadı.


 

Şeriatullah, yani Allah’ın koyduğu ilahi kanunlar ve buyruklar, bir Müslüman’ın hayatında değişmeyen ve değiştirilemeyen temel referans noktasıdır. Müslüman’ın Allah’ın emirlerine ve yasaklarına, herhangi bir ön şart koymadan, sorgulamadan veya dünyevi bir ölçüyle değerlendirmeden tam teslimiyet göstermesi, iman sahibi olduğunun alâmetidir.

Allah’ın hükümlerine karşı “ama şu durumda olur”, “fakat zaman değişti” gibi modernist veya seküler yaklaşımlarla şartlı bir bağlılığın İslam’da yeri yoktur.

Şeriatullah (Allah’ın Şeriatı); Kur’an ve Sünnet temelinde belirlenmiş olan ilahi hukuk sistemi anlamındadır. Bu, hem ibadetleri hem muamelat (günlük işler, sosyal ilişkiler, hukuk) yönlerini kapsar. Kur’an-ı Kerim, teslimiyet istiyor:

“Allah ve Rasûlü bir işe hükmettiği zaman, mü’min bir erkek ve mü’min bir kadının, o işte kendi tercih hakları yoktur...” (Ahzâb Sûresi/36)


 

Sahabe, Resûlullah’tan gelen emirlere sorgusuz sualsiz itaat ederdi. Bu, Allah’a olan teslimiyetin bir göstergesidir. Allah’ın şeriatına ittiba ve teslimiyet konusunda kendilerinde bir muhtariyet hakkını görüp kul kaynaklı ideolojilere teslim olup itaat edenler, Allahû Teâla’ya meydan okuyan tuğyankârlardır.

Dünyanın her köşesinde, her çağda insanlar bir düzene, bir kanuna, bir otoriteye ihtiyaç duymuştur. Modern çağda bu otorite çoğu zaman “hukuk” adını alırken, İslam inancında bu otoritenin adı Şeriatullahtır; yani Allah’ın koyduğu ilahi düzen. Dinen bizden istenen de tam olarak budur: Şeriatullah’a kayıtsız şartsız, amasız fakatsız bir ittiba.

Allah’a inanmak, sadece O’nun varlığına değil; hüküm koyucu olduğuna, hakikatin tek kaynağı olduğuna da inanmaktır. Dolayısıyla, Allah bir konuda hüküm verdiyse, kulun görevi o hükmü anlamaya çalışmakla beraber öncelikle teslim olmaktır.


 

Allah’ın dini, Allah’ın şeriatı mevzu bahis olduğunda “ama bu devirde böyle olmaz”, “fakat zaman değişti” gibi ifadeleri sıkça duyuyoruz? Sebebi, modern aklın kendini merkeze koyması, mutlak hakikati akıl terazisine vurmaya kalkışmasıdır. Hâlbuki Müslüman’ın aklı, vahyin emrine girmiş bir akıldır. Onu inkâr eden değil, ona boyun eğen bir akıl.

İttiba, yani tabi olmak, iz sürmektir. Kimsenin kendi hevasından bir din üretme hakkı yoktur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize hem Allah’ın kelamını tebliğ etmiş, hem de onu nasıl yaşayacağımızı göstermiştir. İşte şeriat da bu ikisinin toplamıdır: Kur’an + sünnet. Birini alıp diğerini terk etmek, yanlış bir din algısı olup dinin bütününden mahrum kalmak için yeterli bir sebeptir.

Şeriatullah’a teslimiyet bir zayıflık değil, bilakis bir hürriyettir. Zira nefsin, hevanın, toplumun, modanın esiri olmaktan kurtulup sadece Allah’a kul olmayı seçen bir insan gerçekten hürdür. Onun rotasını toplum değil, Kur’an ve Sünnet belirler. Ve o bilir ki bu rota, dünyada izzetin, ahirette ise selametin ta kendisidir.


 

İman ettik demek kolaydır; ancak Allah›ın hükmü karşısında «evet» demek, işte asıl imtihan orada başlar. Teslimiyet bir duruştur; samimi bir bağlılık, içten bir sadakattir.

Ve işte bu yüzden:

Dinen bizden istenen, Şeriatullah’a kayıtsız şartsız, amasız fakatsız bir ittibadır. Çünkü hakikatin pazarlığı olmaz. Ya hakka teslim olunur ya da hevaya. Ötesi lafü güzaf!

Yorumlar

(19)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ebu Derda

17 Kasım 2025 14:31

Anladık ki hocam hakkı haykırınca, islam düşmanı müptezellerin kuyrukları sancımaya başlamış. şaşılacak şey; en çok düşmanlar tarafından takip ediliyor olmasıdır. Bu güzel bir gelişmedir.

Ömer

12 Kasım 2025 13:38

İşte bu Mustafa bey , tebrik ediyorum . Doğruydu hakikati yazmışsın Allah razı olsun . Şeriata karşı olanlar şeriatı bilmiyor , bilmediğini de bilmiyor . Şeriat , hak yoldur , kur an dır , sünnettir . Rabbim şeriat yolundan ayırmasın amin . Şeriat dünya ve ahiretin kurtuluşudur . Diğer izm ler ideolojiler hüsrandır hezimettir .

äokur

12 Kasım 2025 19:20

sen cok biliyorsun

Selim Candan

12 Kasım 2025 13:33

Allah razı olsun güzel bir yazı olmuş. Şeriat bize Allah'ın bir atiyesidir. Sahabelerden hiçbirisi Resulullah'a niçin bu ayet indi? Bu âyet bizim aklımıza yatmıyor, biz bu âyeti reddediyoruz demedi.. Sahabelerden "biz şu âyete itaat etmeyeceğiz" diyen olmamıştır. Şetiatta maruf olana (şer'i şerife, akl-ı selime) uygun olana itaat edilir. Sahabe hesap veren ve hesap soran bir nesildir. Şeriat akıl, din, can, mal ve nesil emniyetidir Bunlara karşı çıkanların akıllarını sorgulamak gerekir.. Kanun şer'i ise itaat ederiz ötesi teferruattır. Çünkü biz Allah kanunlarını Batı'nın kanunlarında üstün tutarız.

Nedim

12 Kasım 2025 12:35

Allah cc zariat 56 da insanları ve cinleri yani akıl sahipleri olan canlıları kendisine ibadet etsinler diye yarattığını buyuruyor.İbadet kavramını âlimler Kur'an sünnet ve Arapça dil kurallarına göre hayatın tümünü kapsayan bir hayat tarzı olarak açıklarlar.Ve ibadetin hayata müdahil olduğu üç boyutundan birinin namaz oruç hac kurban zekat dua vb bilinen nusuk ibadetleri olduğu ikincisinin de teşri ibadeti denilen hayatın bütününde kimin hâkimiyeti kimin yasaları ile hayat nizamı oluşturulduğu yani yasama sahibi kim olduğu ile yargının kimin elinde ukdesinde hakimiyetinde olduğu kimin yasalarına hükümlerine göre muhakeme yargılama olduğu ibadet ile son olarak ta velayet ibadeti diye bilinen dost düşman müslüman kâfir g.muslim ayrımını kime göre neye göre yapıldığı da ibadetin kapsamında olduğunu söyler âlimler.Kuranda sünnette insanların ve cinlerin ya yukarıdaki kapsam içinde Allah'a yada şeytana ve şeytani güçlere İbadet ettikleri geçer.Kuranda bu açıkça,"la ta'buduşşeytan (şeytana ibadet etmeyin)" ibaresini açıklayan âlimler akıllı canlıların normalde şeytan a ibadet iddiası taşımadığını yalnızca çok güzel küçük bir grubun satanizm ve yezidi tavus şeytanina ibadet ettikleri kutsadiklari bilinirken önceki kavimler İsrailoğulları ve hristiyanların hatta müşriklerin paganlarin bile şeytana ibadet etmedikleri bilinir.Fakat âlimler Kuran'dan sünnetten ve bu iki kaynağın sahih meşru anlamı olan sahabe icmaina göre Allah'a iman kapsamında ve yukarıda ki İbadet kapsamının doğrultusunda şirk ve küfür olduğunda Allah'a değil şeytana ibadet anlamı taşıdığı anlaşılır demişlerdir.Onun için İbrahim as puta tapan babasına,"babacığım şeytana ibadet etme"diye uyarmasini âlimler gösterir.İnsanlarin ve cinlerin müslüman veya kâfir olup olmadıkları hayatın bütününde nusuk ibadetinde ve hayatları içinde yasama kanun koyma kural koyma noktasında ve son olarak ta Resulullah sav in imanın en sağlam kulbu olduğu nu buyurdugu Allah için dost düşman olmak konusunda Allah cc in dost yanı müslüman dediği ile düşman yani kâfir dedikleri ile uyumlu olup olmadığı ile alakalıdır.İbadet konusunda bir tane bile Allah'tan gayrisina yapılıyor onun ölçülerine ters bir uygulama da bulunuyorsa şeytana ibadet edilmiş ve kâfir olmuş olduğu ne yazık ki Osmanlı sonrası İslam dünyasında ki insanlara anlatilmiyor bir emperyalist Siyonist bir plan dahilinde mümkünse insanları hâk sahih İslam'dan çıkarmak bu mümkün değilse sahih olmayan içi boşaltılmış yasama ve yargı yi emperyalist ler kâfirler gibi Allah'tan başkasına kurumlara vermek olarak İslamın dindarlığın akaid temelli değil fıkıh temelli olmasını sağlamak

Hadi

12 Kasım 2025 11:42

Islamin önerdiği bir devlet anlayışı yok. Şeriat toplumun hukuk ihtiyacına verdiği çözüm önerisi, zamana ve şartlara göre değişen bir durum. Hangi şeriatı,kimin uygulaması, Afganistan mı yoksa İran mı yoksa Arabistan mı. Hak hukuk adalet sosyal devlet güçler ayrılığı özgürlüklerin garanti altında olduğu sistem islami yönetimidir. Nokta

Nedim

12 Kasım 2025 12:48

Kuran'da sünnette el hâkim sıfatının yegâne Allah cc olduğunu ve nasıl ki Ebu cehil müşriklerinin bile kabul ettiği gibi evreni kâinatı yaratan Allah cc olduğu ve kâinatta ki muazzam nizamın sunnetullah in izdüşümü nün yeryüzünde Kur'an sünnet ile olması tarafını ebucehiller kabul etmiyor ve bu doğrultuda Resulullah sav La ilahe illallah davetine cevaben Sa'd 5 ayetinde ki,"çok tuhaf ilahları tek mi yapıyor"sözleri ile red ediyorlardı.Alimler Kur'an'ı sünneti ve İslam'ı sahabe nin anladığı yaşadığı inandığı şekilde olmasının şart olduğunu aksi durumda ayetleri hadisleri İslami farklı sahabeden farklı anlayanlar in haricî mutezili Şiî vahdeti vucudcu filozoflar sufiler vb Bidat ehli nin şeriatı İslami kabul edilemez der âlimler

Yargi

12 Kasım 2025 10:53

Şeriat gelse ilk sizin dilinizi keserler.

ahmet

12 Kasım 2025 11:54

hani diyordu ya siyasi ahlak yasası nı çıkartırsak il başkanı bile bulamayız, onun gibi

Halil İbrahim Aslan

12 Kasım 2025 10:44

Sahabe Resullullahtan gelen emirlere sorgusuz uyardı demişsinde,Uhut savaşında uydular mı?1400 yıllık İslam tarihinde şeriatle yönetilipte adaleti, huzuru, barışı, eşitliği, refahı sağlayabilmiş bir ülke varmı?

ahmet

12 Kasım 2025 12:02

Asrı saadette koşulsuz biat yoktur, sahabeler akllarına yatmayan işleri sorgulardı, peygamberimiz hep mücadele içinde olmuştur koşulsuz biat talebi "siyasi dincilik" ile emevi halifeleri muaviye ve yezid ile başlar,

Akit merhaba

12 Kasım 2025 08:16

Cübbeli ve sizinkiler şeriatı getirsin, cemaatler ve Şeyh efendiler ülkeyi uzay çağına hazırlasın. İran ve Afganistan gibi medeni ülkeler arasına girelim

hasan

12 Kasım 2025 12:03

ilk okul ortaokul kaçkınlarının kurduğu şeriat anca o kadar olur

Müşteki

12 Kasım 2025 07:30

Bu ülkede şeriatla yönetiliyordu,getirilen laiklik sistemi yüzünden hem yaşantımız hem de yaşam tarzımız bir anda değişti!Getirilen laiklik sistemiyle milleti cahil ettiler,günümüzde besmeleyi bilmeyen toplum meydana çıktı!Hangi çağda yaşıyoruz çıkışıyla şeriat millete öcü gibi gösterildi,ve kefere aziz nesinin deyimiyle bu millet aptal oldu!Sokak röportajlarında soruyorlar yoldan geçenlere laiklik mi şeriat mı diye,hepsi laiklik cevabını veriyorlar!Bu tablo tam da kemalizm düzeninin istediği tablo,zaten bu düzenin amacı dinine ve itikadı yabancı bir toplum inşa edebilmekti,bunu kısmen de olsa başardılar!Buradan çıkaracağımız ders,her zamankinden daha çok islama sarılacağız,çocuklarımıza şeriatı anlatacağız yoksa,günde 5 vakit okunan ezanın bir kıymeti kalmaz!..

Emekli

12 Kasım 2025 12:05

kendi dini ile meşgul olanlara dindar diyoruz, bu yobaz gibi başkalarının dini ile uğraşanlara da "dinci" diyoruz

Ali kan

12 Kasım 2025 12:36

Osmanlı örfi hukuk ile yönetildi. Şeriat la yonetilip başarılı olmuş bir devlet gösterin

Ali kan

12 Kasım 2025 07:11

Hangi şeriat hocam; Afganistan da uygulanan mi, İran da uygulanan mı, Arabistan da uygulanan mı, Yemen de uygulanan mı. Yok eğer bunlar değilse bir örneği yoksa nasıl uygulanacak, her cemaatten bir yorum gelecek, sonrası kaos

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle