Sultan Abdülhamid düşmanlığı bitmiyor
Sultan Abdülhamid düşmanlığı bitmiyor
Mustafa Armağan
Meğer CHP’li Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, İttihatçıların heykellerini diktiği bir parkın açılışını tam da 27 Nisan’a, yani Sultan 2. Abdülhamid’in tahttan indirildiği güne rastlatmış ve bunu da Ümit Özdağ’la konuşurken övünerek dile getirmiş. Ardından sanki matah bir şey yapmış gibi kerih kahkahalar atılmış.
Videoyu seyredince Sultan Abdülhamid düşmanlığının, vefatının üzerinden 108 yıl, tahttan indirilmesinin üzerinden ise 117 yıl geçmesine rağmen bitmeyen bu kinin sebepleri üzerinde düşündüm.
Ne Osmanlı Devleti kalmıştı ortada ne de imparatorluklar… Torunlarının torunları ancak hayatta olan, 33 yıl sadece Anadolu’yu, yani Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının içini değil, Arnavutluk ve Libya’dan Basra Körfezi ve Yemen’e kadar milyonlarca kilometrekarelik bir imparatorluğu yönetmiş bir büyük devlet adamına yapılan bu saygısızlığı dünyanın hiçbir ülkesinde görmeniz imkân dahilinde değildir.
Nasıl olduysa biz devletimizi parçaladıktan sonra ülkemizi işgal eden İngilizlere, Fransızlara, Yunanlara değil de Osmanlı’ya düşman nesiller yetiştirebildik? Bu durum size de garip gelmiyor mu?
İngiliz düşmanlığı neredeyse hiç yok, Yunan düşmanlığı Kıbrıs olayından dolayı bir nebze ama Yunan adalarına tatile koşanlar, Yunan mezesine Kıbrıs’ı veresi gelenler, Yunan bayrağı tişörtleriyle sirtaki oynayanlar hemen her gün arz-ı endam etmekte. Biraz Amerika düşmanlığı var ama o da solun tesiriyle ve 1960’lardan sonra oluştu ama o bile pek yaygın değil. Lakin Osmanlı düşmanlığı bütün hızıyla devam etmekte.
Sultan 2. Abdülhamid de Osmanlı saltanatının son dönemlerdeki en kudretli devlet adamı olduğu ve Osmanlı denilince bir sembol olarak 1950’lerden itibaren sağ camiada yeniden doğduğu için ona yapılan saldırılar aslında Osmanlı’ya yapılmış sayılmalıdır.
“Milli” dediğimiz eğitim nasıl böyle bir sonuç verdi?
Hepimizin üzerine kafa patlatmamız gereken engerek düğümlerinden biri de budur.
Verdiğimiz eğitim “milli” ise bu sonuç ne?
Yok değilse bütün hata müfredatta mı?
Acaba yanlış bir tarih okutuyor olabilir miyiz?
Milli bir tarih kendisinden olana sahip çıkan, ülkesine şöyle veya böyle hizmet vermiş olanları benimseyen ve dışarıdan bir sataşma veya iftira atıldığında önce kendi tarafını koruyup kollayan bir nesil yetiştirmeli değil miydi?
Nerdeee! Bizde tam tersi geçerli.
Kim tanır Ahmed Besim Paşa’yı?
Geçenlerde X platformunda bir paylaşımda unutulmuş bir bilim adamımızı, Ahmed Besim Paşa’yı gündeme getirdim. Şunları yazdım:
“Kim tanır ilk savaş gemisi için buhar makinesi tasarlayan Ahmed Besim Paşa’yı?
Ya planını çizdiği 6500 beygir gücünde ve 4 silindirli buhar makinesinin aynı yıl mühendislik dergisi olan The Mechanical World’da yayınlandığını kitaplarında okutmaya bir eğitim sistemine ne demeli?
‘Osmanlıda bilim yok’ dedikleri 1902 yılında, yani Sultan 2. Abdülhamid devrinde bir Türk paşası bu başarıyı gösteriyor ama onun torunları habersiz, ecdadına hakaretle meşgul. Bu mucid paşamızla ilgili siz ne düşünürsünüz?”
Kaynak olarak da torunu Prof. Dr. Emre Dölen’in makalesini verdim: Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi, cilt 2, İletişim Yayınları, İstanbul 1985, s. 514-515. (Bu âlim paşamız üzerine bir yazıyı üç yıl önce bu köşede yayınlamıştım: Bkz. https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/mustafa-armagan/alin-size-savas-gemisinin-buhar-makinesini-tasarlayan-bir-osmanli-muhendisi-43099.html )
Ben takdir edileceğini, vay canına, ecdadımız bunları da yapmış ha, maşallah filan diye mukabele göreceğini zannederken ne oldu, tahmin edin. Uydurma diyeninden tutun da o aslında bir İngilizle beraber yapmıştı, bu bilim değil, tekniktir, nerde Batı’ya yetişmek, onların tırnağı bile olamaz Osmanlı’ diye ağızlarının ölçüsü olmayan birilerinin hücumuna maruz kaldı paylaşımım.
Yahu diyelim ki yalan, sen yalan bile olsa sana ait bir değere sahip çıkman gerekmez mi veya onun tanıtılmayışına üzülmen icap etmez mi? Kaldı ki kaynaklarıyla ortaya konuldu da ki kapı gibi gerçek.
Hayır, bizde önce düşman övülecek, kendine düşmanlık yapılacak, kendi değerlerimiz yerilecek, hatta yerin dibine batırılacak. Mantık tamamen bu. Bu, sömürgecilerin bile kolayından başaramayacakları bir beyin ameliyatıdır işte. Başarmışlar maalesef.
Yahut Avrupa’nın, Batı’nın kötülüklerinden bahsediyorsunuz, bunlar yine şahin kesiliyor, bize ağız dolusu salyalarını akıtanlar bakıyorsunuz Avrupalıya yamyam dediğim için bana saldırıyor.
Operasyon müthiş başarılmış. Kendine düşman, Avrupalıya, Batı’ya hayran bir tip ki Araba Sevdası veya Felatun Bey ile Rakım Efendi’deki Tanzimat alafrangalığı bunun yanında zemzemle yıkanmış gibi kalır.
Biz bu kirli zihinlerdeki kirleri temizlemeye memur edilmiş bir nesiliz ki kimse bizi bu işe memur etmedi. Kendimiz talip olduk.
Necip Fazıl’dan Mehmet Niyazi’ye, Sezai Karakoç’tan Erol Güngör’e, Cemil Meriç’ten Nurettin Topçu’ya eğitimin uyuşturduğu zihinlere uyarıcı vermeye çalıştı bir büyük nesil. En kuvvetle vurguladıkları nokta ise tarihin insanımıza yanlış öğretildiği üzerineydi.
Şifre: Abdülhamid
Uşak Belediye Başkanının “2 nolu sevgilisini”, başkanın ricasını kıramayarak bankamatiğe bağlayıp suç işleyen Bornova Belediye Başkanı kalkmış Sultan Abdülhamid Han’a hakaret ediyor, İttihatçıların kutsandığı parkın açılışını tam da 27 Nisan gününe denk getiriyor.
Dostlar, 27 Nisan günü bu ülkede bir e-muhtıra verildi ve o muhtıranın verildiği akşam ben düşündüm, ‘niye bugün verildi?’ diye. 2007 yılındaki muhtıraya 27 Nisan tarihinin seçilmiş olması bile ‘Vaktiyle sizin sevdiğiniz Sultanı tahttan indirdiğimiz gibi bugün de seçtiğiniz Cumhurbaşkanını indiririz’ mesajıydı bu (Sayın Abdullah Gül ilk turda Cumhurbaşkanı seçilmişti).
Birileri yakın tarihi Sultan Abdülhamid üzerinden kodlamış velhasıl.
Şifre: Abdülhamid.
Onlar karşısındalar ve unutmuyorlar.
Biz seviyoruz Sultanı ve muhafaza etmek istediği değerleri, biz de unutmamalıyız.
Biz 27 Nisan şifresini kullanan ve Sultan Abdülhamid’e kinlerini kusanları affetmiyoruz, tarih de affetmeyecek.
Vaktiyle Sultan Abdülhamid’e tan edenler iflah olmamıştı, Meral Akşener de saldırmıştı hatırlarsanız, akıbetini görüyorsunuz.
Sultana ve onun inşa etmek için çırpındığı değerlere tan edenlerin akıbeti hayırlı olmaz. Tecrübeyle sabittir.