Kureyș Mekke’ye nasıl yeniden hakim oldu?
Kureyș Mekke’ye nasıl yeniden hakim oldu?
MUSTAFA ARMAĞAN
“İbrahim’in dininden, kendisine kıyan beyinsizden bașka kim yüz çevirir?” (Bakara, 130)
Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor Allah teala. İbrahim’in dini yani aslî din yozlaștırılmıștı, buna “Cahiliye devri” denilir. Kur’an bizi bu aslî dine dönmeye davet eder ki Peygamber-i zîșan Efendimiz (sav) cahiliye adetlerini bu yüzden tamamen tasfiye etmeyecek ve İslam’ın aslî dine dönüş olduğunu gösterecek, Yahudiliğin de Hristiyanlığın da sapmış oldukları bölgeleri temizleyerek Hz. İbrahim’in dinine yüzünü döndürecektir.
Hz. İbrahim (as) ve Hz. Ismail (as) Mekke-i Mükerreme’ye Filistin’den geldiler ve Kâbe-i Muazzama’yı ilk şekliyle inşa ettiler. Ama bir süre sonra savrulma bașladı.
Zamanla İsmailoğullarının Amâlika adlı kavim tarafından o zamanki adı “Bekke” olan Mekke’den sürüldüklerini ve șehrin çevresinde göçebe olarak yașadıklarını biliyoruz. Fakat Yemen’den gelen iki kabile, Cürhümlüler ve Katüralılar sayesinde Amâlika kavmi yenilip bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.
Cürhümlüler ile Katüralılar arasında çıkan savaș birincilerin üstünlüğü ile sona erince Cürhüm kabilesi İsmail-oğullarının Bekke’ye dönmesine izin verecek hatta içlerinden Kâbe’nin rahipliğine kadar yükselenler olacaktı.
Zamanla Cürhümlüler de bozuldu, hatta onlarin zamanında Kâbe’ye saygısızlık o raddeye vardı ki içerisinden değerli eșyaların çalınmasına ve içinde cinsel ilişkiye girenlere bile rastlanır oldu.
Bu noktada dikkatimizi yeniden Yemen’e çevireceğiz ki Arabistan yarımadasının tarihinde asıl Arapların buradan göç edenler olduğunu bilelim.
Mudad adlı Cürhümlülerin reisi bu ahlaksızlıklar karșısında isyan etti, Zemzem kuyusunun kurumasını da putların gazaba gelmesine bağladı ve Kâbe’nin içinde toplanmış bulunan hazine ve değerli eșyayı hırsızlardan korumak için bir kuyuya, bazılarına göre Zemzem kuyusuna gömdürdü. Ardından olacakları görmek üzere çöle kaçtı.
İște tam bu sırada Yemen’de dünyanın harikalarından sayılan Mârib Barajı’nın patlayacağını bildirdi kâhinler. Sel altında kalmamak için Sebe halkı kuzeye akın etti ve Bekke’ye doluștu. Bu göç șehrin kaderini değiştirecek ve eski Yemenli olan Cürhümlülerle savașa tutușan yeni Yemenli göçmenler bu savaștan galip çıktı.
Böylece Bekke ve Hicaz’da Cürhümlülerin hakimiyeti sona ererken kimse farkında olmasa da Kureyșe gün doğuyordu.
Derken Sebe halkı da kendi içinde tefrikaya düștű ve bu iç savașta halkın bir kısmı Umman’a, diğer kısmı ise Yesrib’e yani Medine-i Münevvere’ye göç etti. Yalnızca Huzaalılar Mekke’de kalıp bir devlet kurmayı bașardı.
Huzaalıların reisi Amr bin Luhey bașarılı bir yöneticiydi gerçi ama Kâbe’ye putları dolduran kiși olarak tarihe geçecekti.
Ibrahimî gelenek köklü bir bozulmaya uğramıștı. Cahiliye devri koyulașmıștı. Müșrikler kadim Hac ziyaretini kendilerine uydurmuștu. Kâbe’nin duvarlarına șiir asılması da Ukaz’daki șiir yarıșmasının bir uzantısıydı. Harem bölgesinde çırılçıplak soyunan müșrikler el çırpıp dans ederek Kâbe’yi tavaf ederlerdi.
İște tam bu noktada son derece ilginç bir șahsiyet dikilir karșımıza. Peygamber Efendimiz (sav)’in 4. nesilden dedesi Kusay (veya Zeyd) bin Kilâb ikinci evliliğini yapan annesiyle gittiği Akabe’den ata toprağı Mekke’ye döner ve Kâbe’nin yönetimini üstlenmiş bulunan Huzaalıların reisinin kızını alır ve kayınpederinin ölümü üzerine Kâbe’nin bakım ve idaresi yeniden İsmailoğullarına geçmiș olur. Kusay sayesinde “Bekke” Mekke olur, Kâbe de putlardan temizlenmez ama tarihteki görkemli yerini kazanmış olur.
Kusay, Hacer-i Esved’i çalınmasın diye gömüldüğü kuyudan çıkarıp Kâbe’ye monte eder. Nitekim torunu Peygamber Efendimizin (sav) de Hacer-i Esved’in tekrar yerine konulmasi sırasında Kurayș arasında çıkan tartıșmada devreye girmiș olması bir tesadüf olamaz. Kusay öyle bir itibar kazanmıştı ki Efendimiz (sav) bu muteber aileden geldiği için peygamberliği inkâr edilse de aile itibarı inkâr olunamıyordu.
Bir başka deyișle Peygamberimizin (sav) 4. nesilden dedesi Kusay Mekke ve Kâbe’yi aslî fonksiyonuna - dinen değil elbette ama prestij itibariyle- dōndüren ve onu ihya eden bir büyük șahsiyetti. Onu anlatmaya devam edeceğiz inşaallah.
Not: Mekke-i Mükerreme’den selamlar.
14 Ocak 2026