• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI

Şeyh Esad Erbilî

04 Mart 2022
A


Mustafa Akgün İletişim: [email protected]

Esad Erbilî Efendi son 150 senede ülkemizde tasavvuf alanında çok tanınan isimlerden birdir.  3-4 Mart 1931 tarihinde askerî hastanede vefat etmiştir. Vefat yıldönümünde onunla alakalı bazı şeyleri zikretmek yerinde olacaktır. 

Hayatının kısa özeti şöyledir:

Esad Erbilî Musul’un Erbil kasabasında 1847 yılında doğdu.  

Medrese tahsilini tamamladı. Hâlidî şeyhi Tâhâ el-Harîrî’ye intisap etti. Ondan hilâfet aldı. Aynı zamanda zamanının Kadiri şeyhlerinden Abdülkadir Refkanî’den de Kadirî icazeti aldı.

Hacca gitti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra mânevî işaretle İstanbul’a gelip yerleşti. Kelâmî Dergâhına şeyh oldu. 

Bir ara memleketi Erbil’e gitti. İrşad faaliyetlerine orada da devam etti. II. Meşrutiyet’ten (1908) sonra İstanbul’a döndü. Kelâmî Dergâhı’nı genişleterek yeniden inşa etti. 

Tasavvuf ve edebiyat alanında pek çok çalışmalarda bulundu. Tasavvuf ve Beyânülhak mecmualarında tasavvufî mevzularda yazılar yazdı. 

Esad Efendi 1914’te Meclis-i Meşâyih âzalığına getirildi. Sonra da buraya reis oldu. 

Sultan Mehmed Reşad tarafından surre emini olarak hacca gönderildi. Oğlu Mehmed Ali Efendi  de irşad çalışmaları yapıyordu. İrşad çalışmaları tekkelerin kapatıldığı 1925 yılına kadar sürdü. 

Bu ara Danimarkalı psikolog Carl Vett, Kelâmî Dergâhı’nda iki hafta misafir kaldı. Hatıralarını yazdı.

Tekkeler kapatıldıktan sonra inzivaya çekildi. Erenköy Kazasker’deki evinde sürekli polis gözetimi altında tutuldu.

1930 yılı sonunda Menemen Hadisesi oldu. Esad Erbilî ve oğlu Mehmed Ali Efendi zanlı tutularak Menemen’e götürüldüler. Mahkeme 36 kişiye idam cezası verdi. Oğlu Mehmed Ali Efendi asılanlar arasındaydı. Esad Efendi’yi yaşından dolayı asmadılar. Hasta diyerek askerî hastaneye kaldırdılar. Resmî tarih onun 3-4 Mart 1931 gecesi hastanede vefat ettiğini yazar. 

Bazı tarihî araştırmacılar onun zehirletilerek öldürüldüğünü yazmaktadırlar. Cevat Rıfat Atilhan, Mustafa Müftüoğlu, Necip Fazlı Kısakürek bu alanda araştırmalar yapanlardandır.

Cenazesi ailesine verilmemiş, resmî makamlar tarafından Menemen’e defnedilmiştir. Mahkeme zabıtları açıklanmadığından Esad Efendi ile oğlu hakkında verilen idam cezasının hangi delillere dayandırıldığı, hadiseyle alakalarının olup olmadığı anlaşılamamıştır.

Menemen’de mezarının bulunduğu arsa üzerinde 1962-1963 yıllarında Safa Camii yaptırıldı.

Esad Erbilî’nin İstanbul, Anadolu ve Balkanlar’da binlerce mensubu vardı. Çok sayıda kişiye hilâfet vermiştir. Silsilesi en yaygın olarak halifelerinden Mahmud Sami Ramazanoğlu (ö. 1984) tarafından devam ettirilmiştir. 

Her biri bir ilmî ve edebî değer taşıyan eserlerinden bazıları şunlardır:

Kenzü’l-İrfân’da 1001 hadisin metin, tercüme ve şerhini yapmıştır. Mektûbât Erbil’de iken dostlarına ve müntesiplerine gönderdiği mektuplardır. Divan çoğu aruz vezniyle yazdığı Farsça ve Türkçe şiirlerden meydana gelmektedir. Ayrıca bu eserde oğlu Mehmed Ali Efendi tarafından manzum olarak Farsça’dan Türkçe’ye çevrilen Mevlid-i Fâtımatü’z-Zehrâ adlı şiir de bulunmaktadır.

Esad Erbilî’nin hayatı değişik araştırmacılar tarafından ele alınmıştır. Esad Erbilî diye bir de piyes yazılmıştır. 

Divanından bazı beyitleri şunlardır:

Refik-i derd-i gamdan başka sormaz kimse ahvâlim 

O günden kim tarik-i ehl-i aşka dahil oldum ben

(Âşıkların yoluna gi-rdiğim günden beri, arkadaş olduğum gam ve dertten başka kimse halimi sormaz oldu.)

Ne bilir zühd ile zahid mey-i ışkın kadrin 

Anı bir kez sual eyle ben-i rüsvâdan

(Zühdünün kendine birtakım şeyler vehmettirdiği zahid, aşk şarabının kıymetini ne bilir? Sen onu benim gibi itibarı olmayan kimselerden sor.)

Yani âşık bir zaman aşkınla şâdan olmasın

İddia-yı aşk her bir hama âsan olmasın

(Âşıkların bir an dahi şâdan olmasın. Ham ruhlulara ise aşk iddiası kolay gelmesin.)

Serapa genc-i aşkım, sim ü zer kaydından azadım

Cihanı doldurur göz yaşımın yakut u mercanı

(Baştan ayağa aşk ha-zinesiyim. Altın ve gümüş tutkusundan aza-dım. Göz yaşımdan meydana gelen yakut ve mercanlar dünyayı doldurur.)

Gül-i ruhsârına meftûn olanlar şüphesiz sensiz 

Ne mülkü mal ü câh ister, ne de zevk ü safâ ister.

(Ey sevgili Peygamberim... Senin gül yüzüne âşık olanlar şüphe yok ki sensiz ne mülk, ne mal ve ne mevki ve ne de zevk ve safa ister.)

Hak-i rahına saçmak için yoksa cevâhir 

Dürdane-i eşkim eder elbette inayet

(Ey sevgili Peygamberim... Geçtiğin yollara saçmak için cevahirlerim yoksa da gözyaşlarımdan meydana gelmiş incilerim elbette yardımcım olur.)

Gördün elbet giryemi, duydun muhakkak nâlemi

Ey peri rû, ey melek bû ... Bunca istiğnâ nedir?

(Ey sevgili Peygamberim... Gözyaşımı elbette görmektesin. Feryadımı mutlaka işitmektesin. Ey peri yüzlü... Ey melek kokulu... Bunca nazlanma nedendir?)

Âhımla seni üzmeyi hatırlayamazdım 

Ama ne yapam sabra ki o etti hiyânet

(Ey sevgili Peygamberim... Feryadımla seni üzmeyi düşünemezdim. Ama ne yapayım sabra ki elden çıktı ve bana ihanet etti.)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23