• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI
12 Şubat 2018

Mahmud Sami Ramazanoğlu

12 Şubat 1984 merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu üstadımızın vefat yıl dönümüdür. O yıl bu fani dünyayı terk etmiş Kâinatın Efendisinin beldesi olan Medine’deki Cennetü’l Baki mezarlığına defnedilmişti.

Son asırda memleketimizde nice büyükler yetişmişti. Bunlar bu dünyayı terk edip gittiler.

Es’ad Erbilî, Erzurum Alvarlı Efe Hazretleri, Sivaslı İsmail Toprak Efendi, Ali Haydar Efendi, Muhammed Zahid Kotku Efendi, Darendeli Hulûsi Efendi, Tahir Büyükkörükçü Hoca (k.s.) ve emsali büyükler, onlardan bazılarıydı.

Burada insan ister istemez merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in şu beytini hatırlıyor:

Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti,

İyi insanlar iyi atlara binip gitti.

Evet, bu büyük zatlar iyi atlara binip birer birer bu dünyadan ayrıldılar. Sami Efendi Üstadımız da dünyadan ayrıldı gitti. 

Onun hatıralarına hürmeten burada birkaç bilgiyi tekrarlamakta fayda olacaktır sanıyorum. 

O her şeyden önce siyasette dinimizin, milletimizin, vatanımızın geleceğini düşünürdü. Tavır ve yönlendirmelerini ona göre yapardı. Şu hadise bunun ayan beyan ifadesiydi. 

1977 yılı seçimlerine yakın Sami Efendi üstadımız ve MSP lideri Necmeddin Erbakan Hocamız İstanbul Erenköy’de bir evde bir araya gelmişlerdir. Aralarında bir konuşma geçmiştir. O konuşmadan bazı cümleler kısaca şöyledir:

Sami Efendi, Erbakan Hoca’ya, “Biz şimdi size ne yapmak suretiyle yardımcı olabiliriz?” diye sorar.

Erbakan Hoca’nın talebi şudur: 

“Efendim tensibiniz olursa bağlılarınızdan damadınız Ömer Kirazoğlu’nun, Tahir Büyükkörükçü Hocaefendinin ve bazı güzide zevatın önümüzdeki seçimlerde MSP`den aday olmalarını arzu ediyoruz.”

Üstadımız etrafındakilerin yüzlerine bakarak şunları söyler:

“Bu bir emirdir, yerine getirilsin.”

Tahir Hoca ile Ömer Kirazoğlu, üstadımızın emri üzerine o seçimde aday olurlar. Kimi mebus oldu kimi olmadı. O ayrı mesele. Ancak bu hadise Sami Efendi’nin Erbakan Hoca’mızın yürüttüğü siyasî harekete nasıl baktığının açık delilidir.

Geçen asırda en büyük edebiyatçılarımızdan ve düşünürlerimizden olan Necip Fazıl Kısakürek’in onun hakkındaki şu sözü ne kadar mânidardır. Karaman’da verdiği bir konferanstan sonra kendisine ‘Sami Efendi’ hakkında sorulan soruya şu cevabı verir:

“Sami Efendi gökten inen yağmur damlası gibi saf, berrak ve temizdir. O idrofil pamuk gibidir. Hangi yaraya koysanız merhem olur, iyi gelir.”

Merhum Tahir Büyükkörükçü Hocamızdan şu sözlerini bizzat işitmiştim. 

“Konya’da Erenköy’ü kurup yerleşmiştik. İlk ziyaretçimiz üstadımız Mahmud Sami Ramazanoğlu olmuştu. Ondan sonra Urfalı Harranî Hazretleri ziyaret etmişti.” 

Sami Efendi kendisine verilen mânevî icazetle Nakşîbendîlik ve Kadirîlik yolunu devam ettirmiştir. Menemen Şehidi Es’ad Erbilî’nin Mektubat adlı eserindeki 134. Mektupta şu cümleler vardır:

“Binâenaleyh saadet ve ferahlığın engin pınarından damla damla içmek, selamet vadisinden serinletici soluklar almak isteyen yani yüce Nakşîbendîyye Tarikatine bağlanma ve intisap arzusunda bulunan din kardeşlerime de tarikat ayin ve merasimlerini öğretmek için kendilerini izinli kıldım.”

Söz buraya gelmişken Pîrimiz Es’ad Erbilî’nin Divan-ı Es’ad adlı eserinden bazı beyitleri hatırlamakta fayda olacaktır:

Ne âb-ı dîdeden râhat, ne âh-ı sîneden imdâd

Benim bâr-ı günâhım lutf-i Şâh-ı Enbiyâ ister

(Ne gözyaşlarımdan, ne sinemden gelen ahlardan imdat olmaktadır. Benim günah yüküm Peygamberler şâhı Muhammed Mustafa’nın lutfunu ister.)

Gül-i rûhsârına meftûn olanlar şübhesiz sensiz

Ne mülk ü mâl ü câh ister, ne de zevk ü safâ ister

(Senin gül yüzüne âşık olanlar şüphesiz, Sen olmayınca mülk, mal, makam, zevk, sefa hiç bir şey istemezler.)

Tecellâ-yı cemâlinden Habîbim nev-bahâr âteş

Gül ateş, bülbül ateş, sünbül ateş, hâk ü hâr âteş

(Ey sevgili Peygamberim, cemalinin tecellisiyle bahar günü ortalığı ateş sardı. Gül, bülbül, sünbül, toprak, hâr hepsi ateşe düştü.)

Ne mümkün bunca âteşle şehîd-i aşkı gasl etmek

Cesed âteş, kefen âteş, hem âb-ı hoş güvâr âteş

(Cesed, kefen, âb-ı hoş güvâr ateş iken, bu ateşlerle aşk şehîdini gasletmek mümkün mü?)

Sami Efendi otuza yakın eser yazmıştır. Bunlar İslâm tarihi, Peygamber kıssaları, tarikat âdabı ve benzeri mevzularda yazılmış eserlerdir. Şiir kitabı yoktur. Ancak şu dörtlüklerin ona ait olduğu bildirilmektedir. Yazımızı o dörtlüklerle bitirelim:

Bunca günaha bunca vebâle

Tübtü ilallah estağfirullah

Gel cân ü dilden de sui hâle

Tübtü ilallah estağfirullah

 

Zâtını, bâtını zem imiş kârım

Yâd eller içre yok imiş ârım

Bade-i gaflet içre efkârım

Tübtü ilallah estağfirullah

 

Halktan ayırdın cümle azayı

Kalbime verdi özge sevdâyı

Gelin diyelim ağlayı ağlayı

Tübtü ilallah estağfirullah.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23