Turpların ardı arkası kesilmiyor!
Turpların ardı arkası kesilmiyor!
MUHAMMET KUTLU
Anlaşılan o ki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’li belediyelere yönelik soruşturmalara ilişkin olarak kullandığı “Turpun büyüğü heybede” deyimi, ana muhalefet böyle devam ettikçe ülkemizin gündemini meşgul etmeye devam edecek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın tutuklanmasının ardından “Turpun büyüğü heybede” deyince, CHP Genel Başkanı Özgür Özel çok kızarak, “Turpun büyüğü sandıkta. Korkmuyorsan sandığa gel, turpun büyüğü mü orada, küçüğü mü orada, gözünle görürsün” diye atarlanmıştı.
Turp işini üzerine alınan CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu da “Turpun Büyüğü” konulu bir toplantı düzenleyerek; “Erdoğan, 'turpun büyüğü heybede' diyor. Cumhurbaşkanı her detaya vakıf. Ama lafa gelince yargı bağımsız. Buradan Sayın Adalet Bakanı'na sesleniyorum. Biz de Cumhurbaşkanı'ndan etkilenerek basın toplantımıza bu ismi koyduk. Basın toplantımızın adı turpun büyüğü. Olmayan raporların nasıl iddianameye girdiğini, imzasız raporlarla insanların nasıl suçlandığını sizlerle paylaşacağım, lafla da değil, belgeleriyle açıklayacağım. Olmayan rapor savcılık iddianamesine nasıl girdi? Avukatlarımız raporun olmadığını ispat etti ancak buna rağmen iddianameye girdi. Heybedeki turpun adı…” ifadeleriyle, dosyadaki bilirkişinin ismini açıkladı.
Tabi bunun üzerine de hakkında soruşturma açıldı. Sonra CHP’den yeni tepkiler, sert açıklamalar gelmeye devam etti.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan dün AK Parti Kongre Merkezi'nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada yine turp işine değinerek, “Rakiplerimiz koltuk kavgasından başını kaldıramazken biz reform paketleri ile milletin huzuruna çıkıyoruz. Yolsuzluk, belediyeleri yağmalama batağına saplanırken biz ülkemizi nasıl 10 büyük ekonomi arasına yükseltiriz mücadelesini veriyoruz. Son haftalarda heybeden ortaya saçılan turplar ana muhalefetin nasıl bir çirkefin içinde debelendiğini gösterdi. Kurultaydan tahsillerine kadar usulsüzlük, ya da yamyamlık fışkırıyor. Bundan daha kötü ne olabilir? Her geçen gün daha utanç verici skandal patlak veriyor. Ya sizin hiç mi düzgün işiniz olmaz, hiç mi şaibesiz, katakulliye getirmediğiniz adımınız olmaz?” ifadelerine yer verdi.
Gerçekten de ana muhalefet partisinin kurultayından, İBB Başkanı’nın diplomasına kadar her alanda bir tartışmadır, şaibedir almış başını gidiyor.
Derken, dün de yine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve babası Hasan İmamoğlu ile ilgili son derece ağır ithamlar ortaya saçıldı.
Sosyal medyada ve medya kuruluşlarında belgeleriyle ortaya atılan iddialara göre; 2016 yılında, İmamoğlu’nun sahte diplomasına ilişkin ilk araştırmayı yapan Gazeteci Telat Çabuk, Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu tarafından telefonla aranıp tehdit edildiğine ilişkin savcılığa suç duyurusunda bulunmasından bir süre sonra şüpheli şekilde hayatını kaybetmiş.
Beylikdüzü’nde gazetecilik yapan Telat Çabuk’un medyaya yansıyan Hasan İmamoğlu’na yönelik, 06.04.2016 tarihinde yaşananlarla ilgili 24.08.2016 tarihli suç duyurusunda, “Yukarıda açık kimliği yazılı şüphelinin, gazeteci olan ve gerek kendisi gerekse belediye başkanı olarak görev yapan oğlu hakkında haber yapan müştekiyi suç tarihinde telefon ile aradığı, tanık Hikmet Gülatar’ın da bulunduğu ortamda müştekiye hitaben, ‘savcı ve mahkeme senin hakkından gelmez ise ben senin cezanı keseceğim… o… çocuğu, namussuz şerefsiz’ şeklinde sözlerle hakaret ve tehditlerde bulunduğu, uzlaşmanın kabul edilmediği, açıklanan kanıtlar ile anlaşıldığından; Yargılamanın yapılarak, şüphelinin, yukarıda yazılı sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle evrak sunulmuştur” ifadeleri dikkat çekti.
Gazeteci Telat Çabuk’un suç duyurusunda bulunmasının ertesi günü hayatını kaybetmesi de kamuoyunda ve sosyal medyada geniş yankı buldu.
İşin aslı adli merciler tarafından ortaya konulacaktır. Ancak Cumhurbaşkanlığına aday olma yolunda ilerleyen bir büyükşehir belediye başkanının merkezinde olduğu bu kadar çok olay, bu kadar çok tartışma ve şaibe iddiaları normal değil.
Ekrem İmamoğlu partisi CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıktığından beri iddialar, söylentiler, şaibeler, soruşturmalar gırla gidiyor.
CHP kurultayına ilişkin şaibe iddialarına yönelik açılan soruşturma, İBB Başkanı İmamoğlu’na açılan soruşturmalar, devletin savcısına parmak sallayıp tehditvari ifadeler kullandığı için hakkında açılan soruşturma, diplomasının geçersiz olduğuna dair iddialar ve konuya ilişkin açılan soruşturma, tüm kamuoyunu yordu.
Son olarak da baba İmamoğlu’nun bir gazeteciyi telefonla arayarak tehdit ve hakaret etmesine ilişkin ortaya çıkan yeni iddialar…
İmamoğlu cephesi bu soruşturma ve iddiaların kasıtlı ve maksatlı olduğunu savunuyor. Ancak siyasette bu kadar şaibe ve iddia normal değil. Hele hele Cumhurbaşkanlığı gibi devletin milletin birliğini, bütünlüğünü, üniter yapısını temsil eden yüce bir makama hazırlanan bir siyasetçi için hiç normal değil.
Bu turplar heybeye fazla geliyor. Nasıl bir heybeymiş ki turplar bir türlü bitmiyor.