Suriye, başkentini Halep’e taşımalı
Suriye, başkentini Halep’e taşımalı
MUHAMMET KUTLU
7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de Müslümanlara yönelik soykırımı sürdüren, ardından saldırılarını Lübnan’a taşıyarak bu ülkenin güneyini tahrip eden haydut devlet İsrail, Suriye'de 8 Aralık'ta 61 yıllık kanlı Baas rejiminin çökmesiyle birlikte bu kez de Suriye topraklarını işgale başladı.
Rejim ordusundan kalan askeri tesis ve mühimmat depolarını bombardımanlarla imha eden İsrail terör ordusu, Suriye toprağı olan Golan Tepeleri'ndeki işgalini genişleterek tampon bölgeyi ele geçirdi. Uyarılara rağmen işgali daha ileriye taşıyan İsrail, başkent Şam'ın 20 kilometre yakınlarına kadar sokuldu.
Suriye'ye ait Golan Tepeleri'ni 1967'den bu yana işgal altında tutan İsrail ile Suriye arasında 1974'te imzalanan Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması ile tampon bölge ve silahtan arındırılmış bölgenin sınırları belirlenmişti. İşte haydut devlet İsrail, kendi imzaladığı anlaşmayı dahi tanımayarak, Suriye’nin içinde bulunduğu durumu fırsata çevirme barbarlığını sergiliyor.
Dün, ABD’nin Suriye’deki petrol bölgelerinin başına diktiği terör örgütü PKK/YPG’nin bu ülkeden çaldığı petrole ilişkin görüştüğüm, ülkemizin önde gelen enerji uzmanlarından arkadaşım Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener’den ilginç bir fikir geldi.
Oğuzhan Akyener, İsrail gibi saldırgan bir ülkenin yanı başında başkent olamayacağını belirterek, “En iyi çözüm, Suriye’nin başkentini su ve enerji kaynaklarına daha yakın ve daha güvenli bir konumda bulunan Halep’e taşıması” dedi.
Bence de çok yerinde bir öneri. Düşünecek olursak, başkentlerin, ülkelerin merkezi bölgelerinde olması, saldırgan komşulardan gelebilecek saldırılara karşı daha iyi savunma imkanı sağlar. Bu yüzden ülkeler, başkentlerini mümkün olduğunca ülke topraklarının ortalarında konumlandırırlar.
Suriye haritasına baktığımızda ise başkent Şam, ülkenin güneybatısında, İsrail gibi saldırgan haydut bir devlete 50 kilometre mesafede bulunuyor. 13 yıllık kan ve gözyaşı dolu bir mücadelenin ardından 8 Aralık’ta katil bir dikta rejiminden kurtulan yorgun ve bitkin Suriye halkına hiç acımadan bodoslama saldırıp topraklarını işgal edecek kadar vahşi ve barbar bir ülke Siyonist İsrail.
Anlatmaya hiç gerek yok. İsrail barbarlığı, kurulduğu ilk yıldan itibaren gerçekleştirdiği katliamlarla adeta insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiş durumda.
Bu nedenle böyle bir barbarlığa en uzak noktada yeni bir başkent oluşumu Suriye için kaçınılmaz görünüyor.
Halep, yeni başkent için hem konumu hem ticaret ve sanayi merkezi olması açısından biçilmiş kaftan. Ayrıca zengin su ve tarımsal kaynaklarına yakınlığı da önemli bir avantaj sunuyor.
Tarihi alt yapısına baktığımızda da Halep, Yavuz Sultan Selim Han’ın Mercidabık zaferinin ardından, 1517 yılında eyalet yaptığı bir cazibe merkezi. O zamanki isimleriyle Adana, Deyr-i Zor, Kozan, Maraş, Payas, Urfa, Ayıntap (Antep) sancakları da Halep’e bağlı olarak yönetilmiştir.
Halep, eyalet olmadan önce Şam eyaletine bağlı bir sancak olarak yönetiliyordu. Şam da tarihi ve önemli bir merkez olmakla birlikte, İsrail, Lübnan ve Ürdün üçgenine sıkışmış konumu, hele gözü dönmüş bir Siyonist rejim yönetimindeki İsrail’e olan yakınlığı, başkent olarak burayı tehlikeli kılıyor.
Suriye’nin başkentinin İsrail gibi barbar bir ülkeyle yakın olmasındansa, Suriye halkıyla dini, tarihi, kültürel bağları, ortak bir geçmişi bulunan, halkının önemli bir bölümünü Esed’in katliamlarından kurtararak misafir eden Türkiye gibi dost bir ülkeye yakın olması daha iyidir.
Suriye’nin geçiş döneminde sorumluluğu üstlenen geçici yönetime değişik bir bakış açısı sunmak amacıyla bu köşeden paylaşmak istedim. Karar, kardeş Suriye’nin…