• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Muhammet Kutlu
Muhammet Kutlu
TÜM YAZILARI

Para için kardeşini düşmana satan kardeş, kardeş değildir!

21 Nisan 2025
A


Muhammet Kutlu İletişim:

Para için kardeşini düşmana satan kardeş, kardeş değildir!

MUHAMMET KUTLU

Geçtiğimiz hafta, Kıbrıs davamızda tümüyle yalnız kalmamız anlamına gelen kardeş hançerleri yetmiyormuş gibi bir de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) İsrail merkezli siyonist entrikalarıyla birdenbire alevlenen başörtüsü ve İslam düşmanlığı tiyatrosuna şahit olduk. 

Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 sayılı kararlarını destekleyerek Türkiye'yi Kıbrıs'ta “işgalci güç” olarak tanıdı. 

Bu planlı ihanet operasyonu, Avrupa Birliği'nin (AB) Orta Asya için açıkladığı 12 milyar euroluk yatırım paketi sonrasında geldi. Bu da siyonist entrikanın AB’nin finansal imkânlarıyla hayata geçirildiğini gösteriyor. 

Türk Devletleri Teşkilatı üyesi Özbekistan, Kazakistan ve son olarak da Türkmenistan geçtiğimiz günlerde KKTC’yi tanımazken, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne büyükelçi atadı. Bu kararın yankıları sürerken bu ülkelerin arasına Kırgızistan da eklenerek Türkiye karşıtı bir ihanete imza attılar. 

4 Türk devletinin Birleşmiş Milletler'deki bu alçak hamlesi, AB’den gelecek 12 milyar euro ve AB ile daha geniş işbirliği için hayata geçti. Türk Devletleri Teşkilatı üyesi 4 ülkenin Türkiye'yi Kıbrıs'ta “işgalci güç” olarak resmen tanıması ayrı bir rezalet. 

Sözde kardeş ülkelerin imzaladığı BM’nin 541 sayılı kararı, 15 Kasım 1983’de KKTC ilan edildikten sonra Rum yönetiminin şikâyeti üzerine toplanan BM Güvenlik Konseyi tarafından 13 oyla kabul edilmişti. Karara, kardeş Pakistan ret oyu verirken, Ürdün ise çekimser kalmıştı. Kararda KKTC’nin ilanı kınanıyor, hukuken geçersiz sayılıyor, diğer devletlere KKTC’yi tanımama ve sadece Rum yönetimini tanıma çağrısı yapılıyor. 

Kararda ayrıca 1974 yılında alınan 365 ve 1975 yılında alınan 367 sayılı kararlar da yeniden teyit ediliyor. Bilindiği gibi bu kararlarda Türk Barış Harekâtı kınanıyor ve Türk askerlerinin derhal geri çekilmesi isteniyor.

Bu kararı kabul eden sözde 4 Türk devleti, dolayısıyla Türkiye’yi adada işgalci güç olarak gören Türkiye düşmanlarıyla aynı safta yer aldıklarını ilan etmiş oldular. 

BMGK’nin 550 sayılı kararında ise; TC-KKTC arasında karşılıklı Büyükelçi atanması “ayrılıkçı ve yasadışı bir eylem” olarak nitelenerek kınanıyor ve geri alınması talep ediliyor. Tüm ülkelere “KKTC’yi tanımamaları, desteklememeleri ve yardım etmemeleri” çağrısı yapılıyor. Tüm ülkelere “Kıbrıs Cumhuriyeti” diye tanımlanan Rum yönetiminin: “bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne saygı gösterme” çağrısı yapılıyor. Ayrıca Maraş’ın yerleşime açılmaması ve Rum yönetimine iadesi çağrısı yapılıyor.

Türkiye, bu Türk devletleri Sovyetler Birliği’nden bağımsızlıklarını ilan ettikleri andan itibaren maddi, manevi, teknik, lojistik, diplomatik her türlü desteği vermişti. Aradan onlarca yıl geçmesine rağmen hala devlet olamadıkları halde, Rusya ve Çin bu ülkeleri bölüşmediyse, bunda Türkiye’nin büyük etkisi vardır.

Türkiye açıktan ya da gizli elindeki tüm imkânları seferber ederek bu ülkeleri ayakta tutmuştur. 

Kazakistan’ın kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, ülkesine Türkiye’den giden çeşitli heyetlere kendi ağzıyla, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın, “Sizin başkentiniz Almatı çok güneyde. Kuzeydeki topraklarınız bomboş. Zaten nüfusunuz az. Ruslar buraları alır sizden. Hiç zaman kaybetmeden başkentinizi kuzeye taşıyın” tavsiyesinde bulunması üzerine başkentlerini Almatı’dan Astana’ya taşıdıklarını anlatmıştır. 

Türkiye, Rusya, Çin, ABD, İran gibi ülkelerle onlarca yıldır didişerek bu Türk devletlerinin ayakta kalmasını sağlamıştır. Bu ülkelerle mücadelenin bilinen ve bilinmeyen ayaklarında büyük kayıplar yaşamış ama bir an bile geri adım atmamıştır. Çünkü o ülkeleri “Kardeş ülkeler” saymıştır. 

Türkiye’nin büyük çabalarla hayata geçirdiği Türk Devletleri Teşkilatı, bu ülkeler ve siyonist küresel çeteyi son derece rahatsız etmiştir. Hatta Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Ekim 2022’de Azerbaycan’da düz yolda aracının takla atmasıyla meydana gelen şüpheli bir trafik kazasından canını zor kurtarmıştır.

Peki onlar ne yaptı? 

Siyonistlerin harekete geçirdiği güç odaklarının emirlerini harfiyen yerine getirerek, dünyada kendilerine tek dayanak olan Türkiye’yi sırtından hançerledi. 

Tamam, son dönemde yaşananların arkasında siyonist terör devleti İsrail ve onu Filistin’de ayakta tutan siyonist küresel çete var. Türkiye’nin son dönemde Suriye’ye askeri üsler kurarak İsrail’i tedirgin etmesi sonrasında ülkemizi en başta Türk devletleri olmak üzere uluslararası alanda yalnızlaştırma planı devreye sokuldu. 

Ama Orta Asya’daki Türk devletlerinin bitirilerek topraklarının bölüşülmesi için de türlü türlü planlar, entrikalar deneniyor. Hepsinde de Türkiye dağ gibi bunların karşısına dikiliyor. 

Onlar ise şeytani küresel çetenin kendilerinden Türkiye’yi satmasını istedikleri anda ikiletmeden satıveriyorlar. 

Türkiye devleti büyük devlettir. Devlet aklıyla hareket edip bu ülkelerin tekrar doğru yola girmelerini sağlamaya gayret edecektir. 

Ama ben bir Türk vatandaşı olarak şunu söyleyeyim de içimde kalmasın: Para için kardeşini düşmana satan kardeş, kardeş değildir! Orada kalsın sizin kardeşliğiniz!

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Türkiye'deki benim gibi bazı salaklar onları yıllarca kardeş sandılar. 30 yıl önce onları tanıdıktan sonra gavur, Rus gibi olduklarını anladım. G.tleri sıkışınca yardım etmemiz /kurtarmamız için ağlamaya bize gelirler. Değil bizi, babalarını dahi köle pazarında satmaya hazır bir güruh olsa gerek, zilletten kurtulmasınlar!

Okur

Turki devletleri sanki İslam değilmiş gibi nasıl oluyorda meseleyi hemen İslam düşmanlığı, başörtüsü meslesine bağladınız..hayret bir şey
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23