Müslümanlara domuz yediren haramzadeler!
Şu bütün dünyanın gözünü diktiği cennet ülkemizde yaşadıklarımız, artık hepimize ağır gelmeye başladı. Güzel vatanımızda sağlıklı, mutlu, güvenli bir yaşam sürmek her geçen gün daha da zorlaşıyor…
İşin güvenlik yönü bir tarafa, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2 Ekim 2024 tarihinde açıkladığı taklit ve tağşiş listesinde yer alan 498 ürünle ilgili yüzümüze çarpan gerçekler yenilir yutulur cinsten değil. Tıpkı listede ifşa edilen ürünler gibi…
Öncelikle listede 498 ürünün bulunması başlı başına vahim bir durum. Bu sayı, bunca taklit ve tağşiş üründen milyonlarca vatandaşın, yani hepimizin etkilendiğini gösteriyor. Bu kadar çok sayıda ürünün markalı olarak yüzlerce zincir markette, bakkallarda, şarküterilerde, kasaplarda satılıyor olması yeterince vahimken, markasız, “merdiven altı” diye tabir ettiğimiz yüzlerce ürünün içinde nelerin bulunduğunu düşünmek bile midemizi kaldırmaya yetiyor…
Bunun yanında, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 32 aydır ilk kez böyle kapsamlı bir liste açıklaması, bunca zaman neden beklendiği sorusunu akıllara getiriyor. Tarım alanında uzmanlığıyla tanıdığımız Tarımdan Haber Genel Yayın Yönetmeni Sadettin İnan’ın söylediğine göre, 2021 yılındaki denetimlerde tağşiş ürünü tespit edilen bir zeytinyağı firması artık yok. Muhtemelen firma adını değiştirerek üretime devam ediyor…
Bunun yanında, milyonlarca müşterinin gidip yemek yediği ünlü ve yaygın bir köfteci zinciri de mahkemeye yürütmeyi durdurma kararı aldırarak taklit ve tağşiş listesinde isminin yayınlanmasının önüne geçmiş.
Halk sağlığı gibi bir konuda yürütmeyi durdurma kararı alınabiliyor. İş mahkemeye düştüğünde, sürecin seneler aldığını hepimiz biliyoruz. Firma davayı uzatabildiği kadar uzatacak, Bakanlık davayı üst mahkemeye taşıyacak. Aylar, yıllar süren bir mahkeme sürecinin ardından karar çıkacak. Mahkeme firmayı haksız bulursa, o da diğer firmaların yaptığı gibi adını değiştirip benzer ürünler üretmeye devam edecek. Bu arada vatandaşlar işin aslını bilmedikleri için o firmanın ürünlerini tüketmeyi sürdürecek.
Ne güzel Türkiye değil mi? Kimse vatandaşların sağlığını düşünmüyor. Herkesin gözünü para bürümüş. Oysa 100 milyonluk dinamik nüfusa sahip olan bir ülkede firmalar doğru düzgün, kurallara uygun, hilesiz hurdasız üretim yapsalar, vatandaşların da teveccühüyle büyük kârlar yaparlar.
Ama hayır, ille de işin içine sahtekârlık sokacaklar. Bin bir türlü sahte, isimsiz maddeyi gıda ürünlerinin içine koyarak daha fazla kâr yapmanın peşindeler.
İşin içinde büyük paralar olunca da gemilerini bir şekilde yürütüyorlar. Denetim mekanizmalarından sıyırmanın bir yolunu buluyorlar. İş sarpa sardığında avukat ordusu tutup zaman kazanmayı biliyorlar…
Gıda ürünlerine en fazla konulan yasadışı malzemenin domuz jelatini olduğu gerçeği ise insanı daha çok sarsıyor… Müslüman bir ülkede her yıl milyonlarca dolarlık domuz jelatini ithal ediliyor ve ürünlerin içine konularak hiçbir şeyden haberi olmayan, Müslüman Anadolu insanına yediriliyor…
Hacı amcalar, hacı teyzeler belki defalarca domuz ürününe maruz bırakılıyor. Onlara yedikleri gıda ürününün içinde domuz olduğunu söyleseniz belki oracıkta fenalaşıp ruhlarını teslim edecekler…
“Müslüman mahallesinde salyangoz satmak” deyimi bile artık masum kalıyor. Haramzadeler, Müslümanlara göstere göstere domuz ürünü yediriyor. Sorumluluk makamında olanlar ise seyrediyor. Yazık, hem de çok yazık…