Ekrem İmamoğlu’na ayrılan sürenin de sonuna geldik…
Ekrem İmamoğlu’na ayrılan sürenin de sonuna geldik…
MUHAMMET KUTLU
Evet, CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun dün usulsüz lisans diplomasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında savcıya verdiği ifade, artık ona ayrılan sürenin sonuna geldiğimizi gösterdi.
Üniversite sınavını kazanamadığı için baba parasıyla kayıt yaptırdığı Girne Amerikan Üniversitesi’nden, sadece 500’ün üzerinde puan alan başarılı öğrencilerin girdiği İstanbul Üniversitesi’ne nasıl yatay geçiş yaptığını izah edemeyen İmamoğlu, oynadığı futboldan ve kazandığı seçimlerden bahsetti.
“Resmi belgede sahtecilik” suçundan hakkında başlatılan soruşturma kapsamında dün 09:00'da ifade vermek üzere İstanbul Adliyesi'ne giden İmamoğlu, 1 saat süren savcılık ifadesi sırasında ilk, orta ve lise hayatından ve okul hayatında oynadığı futboldan bile bahsettiği halde İstanbul Üniversitesi'ne yatay geçişiyle alakalı soruları geçiştirmeye çalıştı.
“Şüpheli” sıfatıyla ifade veren İmamoğlu, “Geçiş sürecim ile alakalı 1989 yılında Girne Amerikan Üniversitesi'nden İstanbul Üniversitesi'ne geçiş̧ yapanları duymuştum. Ben de 1990 yılında geçiş ilanlarını takip ederek başvurumu yaptım. Başkaca söylemek istediğim bir husus yoktur” diyerek, detay vermekten kaçındı.
“Sahte diploma soruşturmasına” ilişkin ifadesinde Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğuna olan inancını koruduğunu ifade eden İmamoğlu’nun, “Demokratik meşruiyetini dört seçim zaferiyle ve 16 milyonluk bir şehrin iradesiyle pekiştirmiş bir belediye başkanını; hak yememiş, hakkını da yedirmemiş bir vatandaşı, hukuki temelden yoksun ve mesnetsiz iddialarla suçlamak, hem hukuk devletini hem de halkın demokratik iradesine yönelik ağır bir haksızlıktır” sözleri ise tam laf salatasıydı.
Zira yıllardır konuşulan diploma meselesine ilişkin savcılığa ifadeye çağrılan biri, bununla ilgili bütün bilgi ve belgeleri toparlar, savcıya tek tek anlatır, ibraz eder. “Bakın şu belge şunu, bu belge bunu gösterir. Ben de bu belgelerde yazan bilgiler ışığında böyle böyle hareket ettim” falan der.
Öyle “Babam beni spora göndermedi”, “Ben ortaokulu başarıyla bitirince Trabzon Lisesi’ne gitmek istedim, ailem istemedi” gibi alakasız şeyler anlatmaz.
Havadan sudan meselelerle zaman dolduran İmamoğlu’nun bir türlü yatay geçiş usulsüzlüğü konusuna gelmemesi ve sonunda da topu avukatlarına atması, diplomada ve yatay geçişteki usulsüzlüğünü izah etmekte zorlandığını gösterdi herkese.
Konuyla ilgili görüştüğümüz deneyimli hukukçular “İstanbul Üniversitesi diplomanın geçersiz olduğunu belirtecektir. Diploma iptal edilecektir. İmamoğlu, idarenin işlemini iptal etmek için İdare Mahkemesi’ne başvuracak ve İdare Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi, akabinde de Danıştay konu ile ilgili son noktayı koyacaktır” değerlendirmesinde bulunuyorlar.
Zaten İmamoğlu’nun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde okuduğu okulun 4 değil, 2 yıllık yüksekokul oluşu, ders notlarının kötü oluşu, geçiş imkânı yokken önce dikey sonra yatay geçiş yapması, sonrasında verilen usulsüz diploma. Yani bunun neresini savunacaksınız, savcıya ne diyeceksiniz? Ekrem İmamoğlu’nun, foyasının bu denli ortalığa saçılmasından son derece şaşkın olduğu anlaşılıyor. Zira o çok yukarılardan işaret aldığına inanıyordu.
Şimdi ona rakı balık eşliğinde Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı görevini tevdi edenler, zaman kaybetmeden “B Planına” geçeceklerdir. Hatta yeni bir Gezi kalkışması tarzında hazırladıkları bu planda da yine ona rol vereceklerdir.
Düşünmeden şahsi ikbal hırsıyla hareket edenler sonunda hem kendilerine, hem çevrelerine, hem ülkelerine zarar verebiliyor.
Zaten biraz düşünseler böyle durumlar daha az yaşanırdı.