CHP bir defa daha despot ikinci yüzünü gösterdi!
CHP bir defa daha despot ikinci yüzünü gösterdi!
MUHAMMET KUTLU
Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) öyle bir parti ki, ne kuş, ne deve, ne fil. Kimse CHP’nin nasıl bir parti olduğunu, neye yaradığını, ne yapmaya çalıştığını tam olarak kavrayamaz.
“Biz cumhuriyetin kurucu partisiyiz” derler, düşünürsünüz hakikaten bu ülkeyi kuran Mustafa Kemal Atatürk ve “silah” arkadaşlarının kurduğu bir parti. 1950’de halk baskı ve zulümden bezip, Demokrat Parti’yi iktidara taşıyana kadar Türkiye’yi tek parti iktidarıyla CHP yönetmiş.
Fakat diğer taraftan da ne kadar vatan ve millet düşmanı sol ve bölücü marjinal terör örgütü varsa aynı zamanda bunların arka bahçesi. Hatta başka bir bakışla parti onların arka bahçesi.
Son dönemde CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya atılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, her konuşmasını adliye basıp Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit eden, Gezi olaylarını çıkarıp haftalarca Türkiye’yi yakıp yıkan DHKP-C’nin “Kurtuluş yok tek başına, hep beraber ya hiçbirimiz” sloganıyla bitirmeye başladı.
Zengin bir müteahhit çocuğunun hayatının hangi evresinde militarist marjinal sol örgütlerle yolunun kesiştiği ise ayrı bir konu. Neyse geçelim…
Bunlar, Türkiye’yi kuran, devleti temsil eden parti pozlarını yaparken bir yandan da bölücü terör örgütü PKK/KCK ile daha geçtiğimiz yerel seçimlerde “Kent uzlaşısı” yapıp, belediyeleri terör yandaşlarıyla doldurdular.
Aynı CHP, insanlık düşmanı eli kanlı Baas diktatörü Beşar Esed on yılı aşkın süre ülkesindeki Müslümanları tıpkı İsrail’in Filistinli mazlumlara yaptığı gibi bombardımanlarla, işkencelerle katlederken onun yanında saf tutmuştu.
Perşembe günü Esed artığı Nusayri çeteler Lazkiye’de katliam yaparken seslerini çıkarmadılar. Hatta bazı CHP’liler paylaşımlarıyla memnuniyetlerini ortaya koydular. Ancak ne zaman ki Suriye ordusu isyanı bastırıp, Nusayri katillerini etkisiz hale getirmeye başladı, işte o zaman en üst düzeyden, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Suriye’de Alevilere yönelik saldırıları endişeyle takip ediyoruz” açıklamasını yaptı.
Bu parti, kurulduğundan beri her zaman bu ülke halkının inancıyla kavgalı oldu. Hatta Arapça ezanı yasakladılar, Kur’an okumayı yasakladılar, Müslümanlığı bu ülkede bitirmeye çalıştılar.
Bunu yaparken de en üst perdeden “Vatan, millet” edebiyatı yapmaya devam ettiler.
1930 yılından itibaren CHP tarafından hazırlanan bir dizi yasa ile önce Belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakları, 5 Aralık 1934'te Anayasa ve Seçim Kanunu'nda yapılan yasa değişikliği ile tanındı.
Bunu da CHP’liler böbürlene böbürlene anlatırlar.
Sonra, aynı CHP 2025 yılının bir 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde bu ülkeye “Kadıköy Faciası”nı yaşattı.
İş özgürlükler, insan hakları, kadın haklarına geldiğinde mangalda kül bırakmayan CHP’liler, emekçi kadınlar gününün kutlandığı 8 Mart öncesi, 28 Şubat’ın karanlık günlerini aratmayan bir rezalete imza attı.
CHP’li Kadıköy Belediyesi Meclis Başkan Vekili Ahmet Kurtuluş, 8 Mart öncesi partisinin kadınlara yönelik icraatlarını anlatmak için söz alan ilçedeki tek AK Partili Meclis Üyesi ve Grup Başkanvekili Elif Lale Bilgili’nin konuşmasını engellemek için önce mikrofonunu kapatıp, ardından “şunu atalım dışarıya” şeklinde skandal bir talimat verdi.
Kadınlar Günü arifesinde gerçekleşen saldırı, başörtüsü yasakçılığıyla bilinen CHP zihniyetinin, örtülü ya da örtüsüz kendilerinden olmayan tüm kadınlara yönelik nefretini ve öfkesini bir defa daha gözler önüne serdi.
Çirkin saldırı kamuoyunda infiale sebep olurken, CHP’nin arka bahçesindeki Mor Çatı, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu gibi feminist sivil toplum kuruluşlarının sessiz kalması da ayrıca dikkat çekti.
İşte CHP böyle bir zihniyetin ürünü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a her ağızlarını açtıklarında diktatör diye saldıran CHP’liler, ellerine geçen en küçük bir fırsatta hemen baskıcı, despot yüzlerini ortaya çıkarıyorlar.
Demokrasi diye diye demokrasiyi çirkinleştiriyorlar. Bu tavırlarıyla demokrasiye hiç yakışmıyorlar.