Bu ülkede cenneti yaşayıp bu ülkeyi ve halkını sevmemek…
Bu ülkede cenneti yaşayıp bu ülkeyi ve halkını sevmemek…
MUHAMMET KUTLU
Hepimizin iyi bildiği gibi Türkiye ekonomisinin kaymağını öteden beri Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ve onların dümen suyunda yüzen sanayici ve iş insanları yer.
En kârlı, en ballı işleri bunlar alır, milyarlarına milyarlar katarlar. Başta İstanbul olmak üzere, yaşadıkları birkaç büyük şehrin en iyi semtlerinde bunlar oturur, en iyi restoranlara bunlar gider, en lüks eğlence mekânlarında bunların çocukları boy gösterir. Gittikleri mekânlarda otopark görevlilerine, garsonlara, şeflere yüzlerce dolar atarlar. Her yerde çok büyük itibar görürler.
Özellikle İstanbul Boğazı’na nazır milyarlık yalılarda mutlaka bunlar oturur. Herhangi bir Müslüman Anadolu insanı ilk sıradan bir yalı alacak olsa, çok uzun olmayan bir süre sonra elinden çıkarmak zorunda kalır. Yine bunlardan birileri alır.
Yaz geldi mi, ülkemizin en iyi sayfiye yerlerinde, en lüks ortamlarında yine bunlar ve çoluk çocukları mutlu mesut tatillerini yaparlar, gerine gerine ipek gibi kumlara uzanır, en güzel yatlara binerler.
Bu ülkenin insanlarından elde ettikleri devasa gelirlerle bu ülkede adeta bir tür cennet hayatı yaşarlar.
Ancak nedense bu ülkeyi bir türlü sevemezler. Bu ülkenin sıradan insanlarına hep tepeden bakarlar. Hele saf Anadolu insanlarına acımakla tiksinti arasında değişen bir bakışları vardır ki, en çok da bu dikkat çeker.
Bir semtte, bir kasabada işini tutturmuş bir market, şarküteri hatta bir bakkal sahibi bile müşterilerini velinimet görüp, her gelen müşteriyi en tatlı sözlerle, büyük bir ilgi alakayla karşılayıp arzı hürmet ederken, bunlar bu insanları parya gibi görür.
Adeta cenneti yaşadıkları bu ülkede bulunmak onlara zül geliyor gibi davranırlar. Belki de bu yüzden bir ayakları önde gelen batılı ülkelerdedir. Oralarda mutlaka bir iki evleri, malikâneleri olur. Çocukları mutlaka batılı ülkelerin önemli üniversitelerinde okur.
Başta bendeniz olmak üzere çoğumuz bu büyük iş baronlarının bu tutumlarının nedenini merak eder, kendimizce sorgularız.
Acaba bu insanlar milyarlarca dolar kazandıkları bu halka neden bir türlü ısınamaz? Kendilerinden göremez? Neden bu ülke insanının sevinciyle sevinmez, üzüntüsüyle üzülmezler? Ülkemizin gelişmesi, aslında onların milyarlarına milyarlar kattığı halde neden istikrar ve gelişme bunlara batar?
Bir hükümet, belli bir istikrarı yakalayıp ülkeyi geliştirmeye başlayınca neden hemen kafa çıkarıp gelişmeye takoz olurlar?
Yoksa bunlar bizden değil mi? Bizden değilseler burada ne işleri var? Diyelim ki dışarıdan bir yerlerden gelmek zorunda kaldılar, neden bir türlü bu ülkeye, bu ülkenin insanına, kültürüne, dinine, örfüne, âdetine, insani değerlerine alışamazlar?
Geçtiğimiz Perşembe günü yapılan TÜSİAD Genel Kurulu’nda konuşan Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ömer Aras’ın söyledikleri de, yine benzer soruları gündeme getirdi.
Aras, konuşmasında “Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor, yerlerine kayyım atanıyor. Bir siyasi parti lideri hakkında önce soruşturma başlatılıyor, sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor” demişti.
Menajer Ayşe Barım'ın Gezi olaylarına ilişkin soruşturma çerçevesinde tutuklanmasına gönderme yaparak, “Birçok sanatçının menajerliğini yapan bir iş kadını hakkında önce soruşturma başlatılıyor, sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor” şeklinde konuştu.
Aras, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki davalarla ilgili ise, “Bir büyükşehir belediye başkanı hakkında, yaptığı konuşmalar nedeniyle basın toplantısından dakikalar sonra soruşturmalar açılıyor” dedi.
Halk TV genel yayın yönetmeni Suat Toktaş'ın tutuklanmasına ilişkin, “Bilirkişi görüşmesini yayınlayan gazeteciler gözaltına alınıyor, genel yayın yönetmeni tutuklanıyor” diye konuştu. İzinsiz ses kaydının yayınlanamayacağı bilindiği halde…
Aynı konuşmada, 6 Şubat depremleri ve Kartalkaya yangını konusunda da yeterli denetimin olmaması ve “sistem bozukluğu” eleştirisini getirdikten sonra, “Sistemin kendi kendini düzeltme mekanizması olmalıdır. Sorumlular görevden ayrılmalı, hesap vermeli ve yerlerine yetkin kişiler gelmelidir” talimatlarını verdi.
Adeta ülkemize milyarlarca dolara mal olan, istikrarına ve bütünlüğüne yönelik kalkışmanın yaşandığı Gezi eylemlerinin sorumlularının yargı önüne çıkarılmasından rahatsızlar. Açıkça kanunsuz ve yasa dışı işlere imza atanların yargılanmasının karşısındalar.
Ülkemizin güven ve istikrarı, onların milyarlarına milyarlar katacağı halde, bir türlü güven ve istikrarla barışık olamıyorlar.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İslami hassasiyetleri olan bir lider olmasına alerjilerinin olduğunu söylesek, aynı derneğin, yıllar önce gazete ilanları vererek Bülent Ecevit’in kurduğu CHP hükümetini düşürdüğü gerçeğini ne yapacağız?
Anlaşılan, bu iş insanları derneği ve avanesinin Türkiye’nin birliği, dirliği ve iyiliğinden rahatsızlıklarının ve bu ülkenin gelişmesini içlerine sindirememelerinin nedenini anlayıncaya kadar bu sorular devam edecek.
Bizim işimiz zaten ülkemizin birliği dirliği için kafa patlatmak. Bizim ev ödevimiz bu olsun. Ama çok rica ediyorum, onlar da biraz kendilerini sorgulasınlar. Neden bu ülke ve insanlarıyla sorun yaşadıklarının cevabını arasınlar.