Bir devlet, kız babaları kadar duyarlı olamaz mı?
Türkiye, günlerdir “PKK/KCK Terör Örgütü Üyeliğinden” tutuklanıp görevden alınan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in durumu yüzünden gergin günler yaşıyor…
Ahmet Özer gözaltına alındığında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ilk tepkisi, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından aday olurken kendisine verilen “Adli sicil kaydı yoktur” belgesini göstermek oldu. Özel, belgeyi elinde sallayarak, “Altı ay önce sen millete bir mahsuru yok, seçebilirsin demişin, savcılık ‘10 yıldır takibimizdeydi, teröristlerle ilişkisi olabilir’ diyor. Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz gerçekten anlamak mümkün değil” dedi.
Evet, YSK Ahmet Özer’e, Özgür Özel’in dediği gibi “Temiz kâğıdı” vermişti. Fakat savcılık açıklamasında da başta “Kırmızı Bültenle aranan”, PKK/KCK Eş Başkanı firari Remzi Kartal olmak üzere 694 terörden sabıkalı isimle telefon görüşmesi yaptığı belirtiliyordu.
Vatandaşlar da haklı olarak “Yüzlerce teröristle görüşen, irtibat halinde olan bir kişiye YSK nasıl temiz kâğıdı verir?” diye tepki gösteriyor.
YSK’nın adaylara hangi hükümlere göre onay verdiğini incelemek en doğrusu:
2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkındaki Kanun'un seçilme yeterliliğini düzenleyen 9. maddesi, “2839 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu’nun 11. maddesinde belirtilen sakıncaları taşımamak şartıyla 18 yaşını dolduran her Türk vatandaşının belediye başkanlığına, il genel meclisi ve belediye meclis üyeliğine aday olabileceği” belirtiliyor. Bu şekilde belediye başkanlığı ve milletvekilliği adaylarının aday olabilmelerine ilişkin esaslar ortaya konuluyor.
Anayasa'nın 76. maddesindeki hükmün aynen yasaya aktarıldığı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 11. maddesi 18 yaşını dolduran her Türk vatandaşının “milletvekili seçilebileceğini” vurgularken, “seçilemeyecek olanları” şöyle sıralıyor:
a) İlkokul mezunu olmayanlar,
b) Kısıtlılar,
c) Askerlikle ilişiği olanlar,
d) Kamu hizmetinden yasaklılar
e) Taksirli suçlar hariç, toplam bir yıl veya daha fazla hapis veya süresi ne olursa olsun ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar,
f) Affa uğramış olsalar bile;
1. Basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkûm olanlar,
2. Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının, birinci babında yazılı suçlardan veya bu suçların işlenmesini aleni olarak tahrik etme suçundan mahkûm olanlar,
3. Terör eylemlerinden mahkûm olanlar,
4. Türk Ceza Kanununun 536'ncı maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yazılı eylemlerle aynı Kanunun 537'nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında yazılı eylemleri siyasi ve ideolojik amaçlarla işlemekten mahkum olanlar.
YSK'nın 15 Ocak 2019 tarihli kararında da Mahalli İdareler Yasası'nın 10. maddesine göre “Anayasa ve kanunlarda yazılı şartlara uygun olarak, seçilme yeterliğine sahip olan her vatandaş, bir siyasi parti listesinden veya bağımsız olarak, il genel meclisi üyeliğine, belediye başkanlığına veya belediye meclisi üyeliğine adaylığını koyabilir” hükmü uyarınca, yasaya göre seçilme yeterliliği taşıyan herkesin aday olabileceğine vurgu yapılıyor.
Görüldüğü gibi, YSK “terör eylemlerinden mahkûm olanlara” onay vermiyor. Yani sabıka kaydına bakılıyor. Orada kesinleşmiş yargı kararı ve kısıtlılık hali görünmüyorsa şartları taşıyan herkes aday olabiliyor.
Peki, bu normal mi? Neden Türkiye’nin en büyük ilçesine belediye başkan adayı olan biri için daha detaylı bir soruşturma yapılmıyor? Mesela Milli İstihbarat Teşkilatı’na adaylar hakkında görüş sorulamaz mı? Ama sorulmuyor ve ondan sonra bir belediye başkanı ya da milletvekili hakkında soruşturma açılınca kıyamet kopuyor. Sokaklar karışıyor, ülke huzuru bozuluyor…
Biri sosyal medyadan size arkadaşlık teklifi gönderse şöyle arama motorlarına ismini yazıp genel görünümüne, dünya görüşüne, ruh haline, kısaca sizin için sakıncalı biri olup olmadığına bakarsınız…
Ama iş milletvekilliği, belediye başkanlığı gibi son derece önemli makamlara aday olanlara gelince araştırma gereği duyulmuyor…
Şu adaylık şartları arasına, “Ülkenin bölünmez bütünlüğü aleyhinde tutumu olup olmadığı, terör ile ilişkisi, sempatisini ortaya koyabilecek bilgi ve bulgular bulunup bulunmadığı, ülkenin istihbarat kuruluşundan sorulur” gibi bir ekleme yapılamaz mı?
Kızına talip çıkan bir baba bile, derhal harekete geçip damat adayının yedi ceddine kadar kökünü, soyunu sopunu soruşturup, sağa sola borcu var mı, kötü alışkanlıkları bulunuyor mu? Hırlı mı, hırsız mı, kızına, ailesine uygun mu diye araştırabiliyor da, koskoca Türkiye Cumhuriyeti, milyonlarca vatandaşı ve ülke huzurunu, güvenliğini, birliğini, dirliğini ilgilendiren milletvekili ve belediye başkanı adaylarını detaylı olarak araştıramıyor öyle mi?
Biz bu kafayla gidersek, daha çok havanda su döveriz…