Şşşşşt! İçimizdeki korkaklar! “Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yok mudur?”
Irak başbakanı El-Abadi’ye “havan topuyla” ayar çekmişler!
Aklıma bizim komedi fenomeni Kılıçdaroğlu’na, “topuğuna sıkmak suretiyle” ayar çekmeleri geldi...
Yenikapı ruhundan nasıl çark etmiştti ama?
Şaşırıp kalmıştık “yüksek manevra kabiliyetine”!
Eh, kumaş aynı kumaş...
İkisi de “tasmalı”, ikisi de “kukla”, ikisi de “tek kullanımlık” aparat!
Hani terazinin bir kefesine Kemal’i, bir kefesine Abadi’yi koysanız gram oynamaz!
Kumanda eden de aynı olunca, manzara tıpa tıp olmasa da benziyor işte!
Minnacık bir farkla ama...
Üst akıl, Kılıçdaroğlu’na “kurşunla”, Abadi’ye “havan topuyla” ayar çekti!
Bu kadarcık fark da olsun yani!
Ne diyorduk?
Kumaş, aynı kumaş...
E Abadi’nin canı da en az Kılıçdaroğlu kadar tatlı!
“Havan topunun” sesini duyunca “aha” dedim! “Abadi çok sürmeden CIA-klar!”
Geri sayım...
“Üüüüüç... İkiiiiiiiii... Biiiiir...” der demez Abadi CIA-kladı!
Yine ipe sapa gelmeyen, laflarla Türkiye’ye “kapı”yı göstermeye başladı!
E can bu tabii... Tatlı...
Herkes Reis gibi kelle koltukta, Üst Akla racon kesecek diye bir şey var mı?
İnadına ihanetin çarkına çomak sokup, kendisinin ve ailesinin canını riske atar mı?
Hem dememiş miydi Reis, “Benim karatımda” değilsin diye?
Haklıymış, Abadi çapsızın tekiymiş demek ki!
“Havan Topu” kendisini hedef almadığı halde “pisik gibi” korkup, Üst Akla “emredin abi” dedi!
Bunda garipsenecek ne bir şey yok!
Yüreksizin tekiyse ne yapsın Abadi?
Korktu, kaçtı, eğildi ve sindi...
Üst Aklın Ortadoğu projesi olma noktasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi “doku uyuşmazlığı” sergilemek yerine, birebir uyum, yüksek itaat gösterdi!
Hamamönü, Susam Sokağı sakinleri de “Rubin’in, bu darbe kanlı darbe” tehdidinin ritmine ayak uydurup halay çekmeye başladı tabii...
“10 Kısım gilicik, Riis gidicik”...
“Yahu cüppenizde ot bitse, o günü görmeyeceksiniz abi” diyen de olmayınca...
Bizim Susam Sokağı’nda Erdoğan’ı indirme kulisleri başladı tabii...
Haaaaa....
Bir de gri halk kitlesi var!
Hep banacı...
Dünya yansa umursamayan..
Duruşu olmayan...
Ne şiş yansın, ne kebap diyen...
Hem nalına, hem mıhına yapıp kendini dünyanın en akıllısı zanneden...
Yahu daha ne kadar tasvir edeyim?
15 Temmuz’da “kaçacak yer” arayan!
Bankamatikler önünde kuyruk olan...
Gıda stoklayan zümre!
Dedim ya, kendilerini dünyanın ennnn stratejik, ennnn akıllı Bıdık’ı vehmeden, Reis’e de, Millete de tepeden bakan, bu toplumun kiri-pası işte!
İşte bu kesim, tuzu kurular, bizden iyiler, göbeğini kaşımayangiller, mangalsızlar, bu milletle karşılaşmamak için ekmek almak için dahi evden çıkmayanlar var ya, ayyyynen onlar!
Yine etekleri tutuşmuş...
Cadaloz kadınlar gibi elleri bellerinde çığırmaya başlamışlar!
“Manyak mısın seeeen? Avrupa’ya nasıl posta koyarsııın? Kafamıza vururlaaaar, çökertirler biziiii!”
“Suriye sınırında bir terör koridoru oluşturmalarına izin vermedik” dersin,”e niye vermedik, bize ne?”
“Irak sınırımızda bir terör devleti kurmalarına müsaade etmeyeceğiz!” dersin, “e niye kafa tutuyoruz? Ver diyorlar madem, verelim gitsin.”
Yanlış anlaşılmasın, millet aynı millet...
15 Temmuz’da “kükremiş sel gibi” coşan millette bir sıkıntı yok!
Sıkıntı Moody’s’in akıl hocası medya dinozorlarında!
Eski danışman, yeni üst akıl yalakalarında!
Mehmet Akif’in bu şiiri, “Suriye’de ne işimiz vaooouur? Irak’ta ne işimiz vaaaaaooour” diye CIA-klayanların alayına gelsin!
Arkanıza yaslanın, kahvenizi yudumlayarak tadını çıkarın!
“Kurt, uzaklardan bakar, dalgın görürmüş eşeği!
Saldırırmış ansızın, yaydan boşalmış ok gibi...
Lakin, aşk olsun ki, aldırmaz otlarmış eşek,
Sanki tavşanmış gelen, yahut kılıksız köstebek!
Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı...
Hasmı, derken, çullanırmış yutmadan son lokmayı! ...
(...)
Halimiz merkeple kurdun aynı, asla farkı yok.
Burnumuzdan tuttu düşman; biz boğaz kaydındayız;
Bir bakın: hâlâ mı hâlâ ihtiras ardındayız!
(...)
Zevke dalmak söyle dursun, vaktiniz yok mateme!
Davranın zira gülünç olduk bütün bir aleme,
Bekleşirken gökte yüz binlerce ervah, intikam;
Yerde kalmış, naşa benzer kavm için durmak haram! ...
Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yok mudur?
Yoksa, istikbalinizden korkulur, pek korkulur.