“Dışkı yedirmek işkence değildir”
Bizde üç-beş kitap okuyunca kimileri kendini dev aynasında görmeye başlıyor.
Tiksinti uyandıran bir kibre kapılıyor.
O kadar ki, toplumu “cahil” diye aşağılamaya, yerden yere vurmaya kalkışıyor.
Vallahi ister Darwinist, ister Kemalist, ister sözde muhafazakâr olsun...
Böyle bilgi budalası, topluma tepeden bakan, kendini üst akıl sanan şu “sapyoseksüel” zümre konuşunca, tüylerim diken diken oluyor...
Bunlardan biri de Celal Şengör işte...
Bu çağda Darwin Teorisi’ni savunuyor.
Kendini halkın en üst seviyesinde görüyor.
Mesela “Eğitimsiz, cahiller oy kullanmasın” diyor.
“Okuma-yazman yoksa oy vermeyeceksin” diyor.
“İlkokul mezunuysan oy vermeyeceksin” diyor.
Kimse iplemez...
Adam yerine koymaz...
Zaten pek de tanınmaz ama yine de Armağan Çağlayan bir röportaj yapıyor.
“Alman, Avusturya ekolünü, popüler kültürünü hoş bulurken, Türk popüler kültürüne çok uzak davranıyorsunuz” deyince...
“Evet, çok uzak davranıyorum çünkü onu bana sevdirecek hiçbir şey yok içinde. Folkloru bile adam gibi değil” diye cevap veriyor.
Bu Junior Darwin, böyle ifrat derecede aşağılık kompleksli biri... Eline geçen her fırsatta toplumu aşağılıyor. Amerika’dan geldiğinden beri toplumdan uzak duruyor. 35 yıldır halkın arasına girmiyor. Şeytandan kaçar gibi memleket insanından kaçıyor. İnsanlarla karşılaşmamak için ne otobüse biniyor, ne alışverişe gidiyor.
Müzik dinlemek için tâ Viyana’ya gidip, opera dinliyor.
Radikal’e verdiği röportajda, “Hiç ekmek almadım hayatımda” diyor.
Halkı da, halk içine karışmayı da sevmiyor.
Bu milleti o kadar hakir görüyor ki, “İsviçre’de demokrasiye karşı değilim. Ama Türkiye gibi toplumlar oligarşi ile yönetilmeli” diyebiliyor.
Yazık...
Uzun zamandır üst akıl yerine konulacağı günü bekliyor.
Belki Avrupa’da dikkate alınsaydı çoktan kapıyı çarpar giderdi ama belli ki uluslararası camiada pek ciddiye alınmıyor.
Düşünsenize yıllardır “depremle” gündem olmak için çırpınıyor.
Ama olmadı...
Bir şekilde Jeoloji profesörü olsa da bu memlekette “gündem” olmayı bir türlü başaramıyor.
Nihayet bir darbeci üzerinden “hedefine” ulaştı.
Dışkıyla trend-topic olmayı başardı.
Evet, “b.ktan” bir başarı ama olsun...
Celal Şengör bu...
Gündem olsun da, isterse “b.ktan olsun”...
Diyor ki: “İnsanlara dışkısını yedirmek işkence değil”.
“Nasıl değil?” diye sorulunca...
“Ben bal gibi yerim! Niye biliyor musun?
San Diago Hayvanat Bahçesi’nde, goriller birbirlerine dışkılarını ikram ediyorlardı. Onlar da bizim gibi primatlar” diyor.
“Evet, depremde de ‘idrar’ içtiler değil mi? Kötü bir şey değil yani. Amonyağı fazla olan bir sıvı sadece...”
Etçiller vardır hani...
Otçullar vardır...
Bu da bal gibi “B.kçullar”dan işte... Yeter ki alkış toplasın her “b.ku” yer... Sonra da “bal gibi de yerim” demeyi marifet zanneder.
Ne diyelim kendi tercihi...
Düşünüyorum da ya kazara hızını alamayıp Viyana Operası’nın mazgallarından birine düşerse, maazallah ya Viyana fosseptiğinde boğulursa diye... Olur mu olur... Junior Darwin o kadar elit çünkü o kadar bilimsel...
“Anadolu’daki Müslüman Türk’ün IQ’su 90, Orta Asya’daki Şamanist Türk’ün IQ’su 107” dâhi, “çocuklarınızla porno izleyin” diyecek kadar entel...
“Dışkı yedirmek işkence değil!”, hem kendisi diyor ya Celal Şengör “bal gibi de yer.”
Yakında enteller arasında “moda” olursa şaşırmayın...
Doğan medyasında, “Sabah kahvaltısında, Celal Şengör’le dışkı keyfi” diye program yaparsa...
Etçiller, otçullar yok mu?
Bunlar da b.kçullar!