Trump’ın 2. dönemi, Ortadoğu’da kaygı, ihtiyat ve iyimserlik iç içe…
ABD’de Demokrat Partili aday Kamala Harris ile yarışan Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump’ın 2. kez başkan seçilmesi hiç şüphesiz tarihi bir zaferdir.
Trump’ın ikinci dönemi hakkında ABD’de olduğu gibi dünya medyasında da birbirinden farklı yorumlar dikkat çekmektedir.
Bazıları Trump’ın 2020’deki ilk başkanlık döneminde bıraktığı yerden devam edeceğine inanırken, bazıları ise 2024 - 2028 arasında iyi ve başarı kabul edilebilecek bir icraat gösterebilir görüşünde.
Dünyada ve bilhassa Ortadoğu’da yaşanan savaşlar ve savaşların sebep olduğu insani trajedinin halen devam ettiği bu süreçte seçilen Donald Trump’ın seçim zaferini ilan ettiği konuşmasında “Ben bir savaş başlatmayacağım, savaşları sona erdireceğim” açıklaması ile seçim kampanyasındaUkrayna’daki savaşı Rusya ile müzakere yoluyla “24 saat içinde” bitireceğini vaad etmiş olması önemli olduğu kadar düşündürücüdür.
Çünkü Trump, kendini İsrail’in ‘sadık bir destekçisi’ olarak konumlandırırken, verdiği sözleri nasıl yerine getireceği ise merak konusudur.
Ancak asıl soru şu:
Yeni Ortadoğu’yu şekillendirmek amacıyla İran ve İran destekli ‘Direniş Eksen’ini oluşturan silahlı örgütleri yenmeye ve Filistin toprakları üzerindeki Filistin egemenliği umutlarını tamamen sona erdirmeye odaklanan Siyonist İsrail’in katil Başbakanı Netanyahu’nun suç ortağı olan ABD’nin önceki başkanı Joe Biden ve yönetiminin verdiği desteği Trump’ın sürdürüp sürdürmeyeceğidir.
Nitekim, İsrail’in herhangi bir büyük eylem için ABD’nin askeri desteğine ihtiyaç duyduğu aşikârdır.
Dış politikada da Başkan Trump’ın ikinci döneminin ilk dönemine benzemesi muhtemel görünüyor. Bu da ABD’yi dünyanın diğer yerlerindeki çatışmalardan uzaklaştırmak amacı etrafında şekilleneceğe benziyor.
Cumhuriyetçi aday Trump’ın kazanmasında Demokratlar yönetiminin Gazze Şeridi’ne yönelik suç teşkil eden tutumlarının önemli bir payı olduğu ise diğer bir gerçektir.
ABD’nin yeni başkanı seçilen Trump, görevi kendisine devretmeye hazırlanan Başkan Joe Biden’ın ‘hatalarından ders alması’ ve siyasi ahlakı ve beynelmilel hukuk temelinde Gazze ve Lübnan’da devam eden ABD destekli insanlık faciasına son vermek üzere harekete geçmelidir.
*
Trump’ın ikinci kez seçilmesiyle en çok merak edilen konulardan biri de Türkiye- ABD ilişkilerinin nasıl etkileneceğidir.
Diğer bir ifadeyl, “Trump’ın yeni döneminde Türkiye’yi neler bekliyor?” şeklindeki sorudur.
Nitekim, Donald Trump’ın ilk iktidarı döneminde Ankara-Washington hattında siyasi krizlere sebep olan zikzaklar yaşanmıştı.
Bazı sorunların kısa süre içinde aşılması elbette zor, ancak Ankara-Washington ilişkilerinin önümüzdeki aylarda yeniden gözden geçirileceği ve Joe Biden döneminden daha iyi olması arzu ediliyor.
Bu sorunların başında gelen ise Türkiye-Amerikan ilişkilerinde krizlere sebep olan 2015 yılından beri Suriye’nin kuzeyindeki PKK ve onun uzantıları olan terör örgütlerine ABD’nin verdiği desteğin bir an önce kesilmesi, ayrıca ABD, Türkiye’ye Rusya’dan satın alınan S-400 hava savunma sistemi yüzünden CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) kapsamından çıkarılması, Türkiye’nin en büyük beklentisidir.
Bu ve benzeri yanlış politikaların yanında Türkiye’ye karşı ilan edilmeyen ciddi bir silah ambargosu söz konusudur.
Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen halen devam eden Türkiye karşıtı politikalara Başkan Trump yönetiminin son verip vermeyeceğini ise zaman gösterecek.
Kısacası: Trump’ın savaşları sona erdirecek, bölgede ve dünyada barış, güvenlik ve istikrarı sağlayacak net politikalar benimsemesi en büyük beklentimiz ve dileğimizdir.
Bu konuda umutlu olmamızı gerektirecek bir emare henüz yok olmakla birlikte kaygı, ihtiyat ve iyimserlik içindeyiz.
Bekleyelim görelim.