Suriye’nin yeniden inşasında Türkiye’nin rolü ve önemi…
Suriye’nin yeniden inşasında Türkiye’nin rolü ve önemi…
MEHMET KOÇAK
Çeşitli düşünce kuruluşları, uluslararası toplum ve medya ile dünya başkentlerindeki siyasi kulislerin yanında, siyaset bilimcileri ve stratejistlere göre İran ve Rusya’nın Esad’ı korumakta yetersiz kaldığı için Esad gibi kaybeden taraf olmaları nedeniyle onlar da Suriye’yi terk etmek zorunda kaldılar.
Şam diktatörü Beşşar Esad’ın devrilmesi sonrasındaki Suriye’de “en önemli aktör” ise Türkiye olduğu ve Türkiye’nin bundan sonraki süreçte de mültecilerin geri dönüşü ve bölgenin yeniden yapılanması gibi konularda “kazançlı çıkan taraf olduğu” yorumları dikkat çekmektedir.
Nitekim, Suriye’ye en yüksek seviyede ziyaretlerin Türkiye’den olması, Başkan Erdoğan’ın Suriye’yi sahiplenme konusundaki açıklamaları ile Suriye’deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şara’nın “Türkiye her zaman Suriye’nin yanında yer aldı. Bunu unutmayacağız” şeklindeki ifadeleri ‘Türkiye’nin hem Suriye’de hem de bölgede en etkili ve güçlü aktör’ olduğu görüş ve yorumları doğrular niteliktedir.
*
MİT Başkanı İbrahim Kalın’dan sonra, Suriye’nin yeni yönetimine hükümet düzeyinde ilk ziyareti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın gerçekleştirmiş olması Türkiye ile ‘Yeni Suriye’ arasındaki yakınlığı göstermektedir.
Devrim kutlamalarındaki halk kitlelerinin ‘Yeni Suriye’ bayraklarının yanında Türk bayraklarını dalgalandırmaları ve Başkan Erdoğan’ın fotoğrafları ile gösteriler düzenleyerek, Türkiye ile Suriye halklarının kardeşliğini ifade eden sloganlarla coşmaları doğrusu yadırganacak bir durum değildir.
Çünkü, 1516’dan sonra Suriye, Osmanlı Devleti’ne geçmiş ve 1918 yılına kadar Türk hakimiyeti altında kalmış olması hasebiyle Türkler ve Suriyeliler, barış ve huzur içinde kesintisiz olarak 402 yıl boyunca birlikte yaşamışlardır. Bu tarihi beraberliğin sonucu olarak aralarında inanç, kültür, tarih gibi bağların yanında karma evliliklerden dolayı aralarında kan bağı yanı akrabalık bağları olan iki millettir.
Şam’daki yeni yönetimin lideri konumundaki Ahmed eş-Şara, kendi kullandığı aracıyla MİT Başkanı İbrahim Kalın’ı Emevi Camisine getirmesi ve gerekse Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı Şam sokaklarında gezdirerek, Kasyun Dağı’nda çay içerek Şam›ın gece manzarası karşısında bir süre sohbet etmeleri, tarihin derinliklerinden gelen inanç ve ortak kültür bağlarının sağladığı yakınlığının bir ifadesiydi.
*
Türkiye, tarihi misyonu ve gelecek tasavvurunu temsil eden vizyonu gereği her zaman Suriye’nin ve Suriyelilerin yanında yer almıştır.
Yakın tarihte (Mart 2011- 26 Kasım 2024) tarihleri arasında yaşanan 13 yılı aşan Suriye iç savaşında Suriye halkının haklı taleplerini destekleyerek ve 4 milyonu aşan Suriyeliyi 13 yıl boyunca misafir etmiş olması, Suriye’yi bölmeye çalışan emperyalist güçlere rağmen Suriye’nin toprak bütünlüğünü ısrarla savunması, Türkiye’nin Suriyelilerin ve Suriye’nin yanında yerini aldığının en bariz örneğidir.
Esad’ın devriliş sürecinde Astana sürecindeki ortakları Rusya ve İran’ın yanı sıra ABD ile de yakın temasta olan Türkiye, bir yandan sahadaki sürecin daha büyük bir tırmanmaya dönüşmemesine diğer yandan da olası bir rejim değişikliğine dönük adımlara odaklandı.
Türkiye hem Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ve diğer muhalifler gruplarla hem de küresel ve bölgesel aktörleri de içine çeken yoğun bir diplomasi trafiği sürdürerek sürecin en kansız, en problemsiz bir şekilde değişiminin gerçekleşebilmesi için yoğun bir çaba göstererek süreci doğru yönetmeyi başarmıştır.
…Ve şimdi:
Suriye’de başlayan yeni dönemde, bir arada yaşamanın verdiği sorumlulukların bilincinde hareket ederek, toplumsal barış adına, huzur ve güven içinde ortak bir geleceğin inşa edilmesi için Başkan Erdoğan’ın talimatları yönünde Türkiye, tüm deneyim, tecrübe ve birikimleriyle Suriye’nin yeni yönetimine destek verdiği ve de vermeye devam edeceği açıkça görülmektedir.
Türkiye’nin desteğiyle, tüm korku ve endişelerin aşılarak her kesimin kendini ifade edebildiği, insan hak ve özgürlüklerinin sağlandığı demokratik bir Suriye’nin gerçekleşmesi dileğiyle…