• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Suriye’deki değişimde Türkiye’nin rolü…

18 Aralık 2024
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

Suriye’deki değişimde Türkiye’nin rolü…

MEHMET KOÇAK

Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ)’ın başını çektiği muhaliflerin 61 yıllık Esad Hanedanlığını 12 gün gibi kısa sürede devirmesi, hangi ülkenin operasyonu olduğu ve bundan sonra Suriye’nin nasıl ve kimler tarafından şekillendirileceği konularındaki farklı yorum ve tartışmalar devam ediyor. 

Bu büyük ve başarılı operasyonun bir veya birkaç örgütün başarması olamayacağı gibi bir devlet aklımım devrede olduğu görüşü hakim.

Stratejistler ve siyaset bilimcileri Suriye’deki değişimin Türkiye’nin kontrolünde gerçekleştiği görüşünde hemfikir olmaları ise dikkat çekmektedir.

Türkiye, Suriye krizi boyunca tarihin doğru tarafında yer alan nadir aktörlerden biri oldu. Uluslararası aktörler de Türkiye’yi bu değişimin en önemli kazananı olarak sunuyor.

Sahada oluşan yeni gerçeklik Türkiye’nin Suriye denklemindeki önceliklerini karşılayacak biçimde evriliyor olması bu yorumları doğrular niteliktedir.

Şüphesiz bu sürecin ardında bir stratejik akıl ve planlama ve de bu planlama doğrultusunda strateji belirleme kabiliyeti ve yeteneği sahada çok iyi bir şekilde uygulandığı bir gerçek.

Zira Türkiye 2016’da ağırlığını koymasaydı, ‘Astana zirvesi’ kapsamında muhalif güçler Halep’ten İdlib’e nakilleri gerçekleşmeyecek ve de korumaya alınmayacaktı. 27 Kasım 2024 tarihine kadar, Rusya, İran ve Şam rejimi kıskacındaki İbdlib’deki muhalifleri 8 yıl boyunca koruyan ve kollayan yine Türkiye oldu. 

İbdib’de yaşayan 4 milyon Suriyeli ve tüm silahlı muhalif grupları tek bağlantısı ve solunum yolu Türkiye olduğu ise unutulmamalı. 

*

Türkiye, sadece Şam yönetiminin düşmesinde etkili olmadı, aynı zamanda Rusya ve İran’ın hem Suriye’den çekilmesine yol açtı, hem de Suriye üzerinden Ortadoğu’ya yönelik planlarının devre dışı kalmasına sebep oldu.

Devrik Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in, rejimi düşmeden önceki son günlerde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye Türkiye’nin rejimini devirmeye çalışan muhalif güçleri güçlü bir şekilde desteklediğinden şikâyet etmesi aslında Başkan R. Tayyip Erdoğan’ı ima ettiği açıktır.

Esad, Başkan Erdoğan’ın uyarı ve çağrılarına İran’ın yönlendirmesiyle uzak durmasının bedelini ağır bir şekilde ödediği ise bir diğer gerçektir.

ABD’nin görevi devralmaya hazırlanan Başkanı Trump’ın Suriye’de Beşar Esad rejimin devrilmesini Türkiye’nin bir operasyonu olarak nitelendirmesi bana göre bir tarihi itiraftır. 

Suriye’de olacakların anahtarının Türkiye’de olduğunu ifade ederek Başkan Erdoğan için “Türkiye büyük bir güç ve Erdoğan çok iyi anlaştığım biri. Erdoğan çok akıllı ve çetin biri, büyük bir askeri gücü var” övgüler sıralaması Türkiye’nin Suriye üzerinde Ortadoğu’da etkin bir aktör olmayı başardığını gösteriyor.   

Ancak Trump’ın övgülerine aldanmamalı. Onun yarın tam tersini söylemeyeceği veya tam tersi bir tavır takınmayacağını kimse iddia edemez…

Şimdi asıl soru şu: 

Türkiye’nin Suriye üzerindeki hesapları ve geleceğe yönelik beklentileri nelerdir?

Şimdiye kadarki Türkiye’nin savunduğu tezlerine göre bu sorunun cevabı şudur!

Suriye’nin toprak ve nüfus bütünlüğü çerçevesinde terör unsurlarından temizlenmesi ve Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde ülkelerine dönmeleridir.

Ayrıca, Suriye halkının talep ettiği katılımcı siyasi sistemin oluşturulması, geçiş dönemiyle istikrarın sağlanması ve Suriye’nin toprak ve nüfus bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi konularında örgüt anlayışından sıyrılarak devlet mantığı ile hareket edilmesi, silahlı muhalif gruplar arasında fikir ayrılıklarına rağmen yeni bir Suriye’yi birlikte inşa etmek için bir arada çalışmaları Türkiye’nin Suriye’deki temel öncelikleri ve beklentileri arasındadır.

Allah, Suriye halkının ve yeni yönetimin yardımcısı olsun. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hasan

Dostum Tramp için olumsuz konuşma.

Yılmaz BAŞEŞ E

Aynen katılıyorum sayın üstadım selamlarımı sunuyorum TÜRK ve İSLAM dünyasının uyanacagına birleşecegine ve 21 yüzyılın ikinci yarısından itibaren işlerin tersine dönüp dünyada TÜRK LERİN hakimiyetinde barış ve huzurun gelecegine inanıyorum.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23