Şimdi asıl mesele, Filistin ve Filistinlilerin varlığıdır…
Şimdi asıl mesele, Filistin ve Filistinlilerin varlığıdır…
MEHMET KOÇAK
Dünyanın birçok ülkesinde protestoların artarak devam etmesi, birçok ülkeden ve uluslararası kuruluşlardan yapılan uyarı ve çağrılara rağmen, Siyonist İsrail’in yakıp yıkmaya, işgal etmeye ve soykırıma varan toplu katliamlara devam ediyor olması, aslında tüm dünyaya bir meydan okumadır.
İsrail’in bir yandan Gazze Şeridi’ne son darbeyi vurmak üzere hava saldırıları eşliğinde başlattığı kara harekâtıyla işgali devam ederken, diğer yandan ise işgal altındaki Batı Şeria’nın ilhakını onaylamış olması bu meydan okumanın en bariz örneğidir.
Hâlbuki İsrail›in 1967’den beri Batı Şeria’daki varlığı uluslararası hukuka göre işgal sayılıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden geçen kararlara göre, İsrail’in savaşla elde ettiği bu toprakları, ilhak etmesini reddediyor.
Ayrıca, BM-GK’nin 22 Kasım 1967 tarihli 242 sayılı kararına göre “Orta Doğu’da âdil ve kalıcı bir barışın sağlanması” çağrısı yapılırken, “İsrail’in son savaşta işgal ettiği tüm topraklardan çekilmesi” ve “bölgedeki tüm devletlerin güvenli ve tanınmış sınırlar dâhilinde var olma hakkına saygı duyulması” şeklindedir.
Ancak, uluslararası kararlara rağmen günümüzdeki İsrail Siyonist yönetimi, Gazze ve Batı Şeria’dan oluşan Filistin Devleti’ni yok saymakta ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etmektedir.
Ayrıca, tüm uyarı ve girişimlerine rağmen Batı Şeria’yı ilhak ve Gazze’nin tamamını işgal için hava saldırıları ve kara harekâtlarını aralıksız sürdürmektedir.
Bu saldırılar, işgal ve göçe zorlamalar Beynelmilel hukuka göre ‘insanlığa karşı suçlar’ olmasına rağmen, ne hazindir ki İsrail söz konusu olduğunda hukuk işletilemiyor.
Erdoğan’dan Netanyahu’ya Osmanlı tokadı!
Batı Şeria’nın ilhak kararıyla Kudüs yeniden gündem oldu.
Başkan Sayın Erdoğan ile katil Netanyahu’nun arasında Kudüs üzerinden başlayan söz düellosunun, ilerleyen süreçte daha büyük bir hesaplaşmaya dönüşmesi ise ihtimal dâhilindedir.
1998’de dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’dan Osmanlı döneminde Kudüs’te bulunan 2.700 yıllık Siloam Yazıtı’nı istediğini ancak İslamcı Erdoğan’ın siyasi varlığından duyulan endişe yüzünden alamadığından yakınan Netanyahu’nun “Kudüs bizimdir, sizin değildir Erdoğan” sözlerine Başkan Sayın Erdoğan’ın cevabı ise ‘Osmanlı tokadı’ niteliğindeydi.
Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s-Sahra’nın İslam dünyası için kutsal simgeler olduğunu hatırlatan Başkan Erdoğan, “Biz Müslümanlar olarak, Doğu Kudüs üzerindeki haklarımızdan tek bir geri adım dahi atmayacağız. Biz bu coğrafyada ne misafiriz ne de işgalciyiz. Kudüs bizim şehrimiz, bizden bir şehir” şeklindekisözleri verdiği cevap tarihi öneme sahip bir uyarıydı.
…Evet, Gazze kadar Batı Şeria’nın ilhakı da tüm İslam âlemini yakından ilgilendirmektedir.
Çünkü İlhak kararıyla Doğu Kudüs ile Batı Şeria arasında kalan alana 3400 konut yapılması öngörülüyor. Böylece Filistin’in Devlet fikri tarihe gömüleceği gibi işgal altındaki Doğu Kudüs, fiilen Batı Şeria’dan koparılmış olacak.
Bu konuda şimdiye kadar ne İsrail, ne de hiçbir ABD’li yönetici veya siyasetçinin cesaret edemediği ihaneti, ABD Başkanı Trump, 6 Aralık 2017’de Kudüs’ü resmen İsrail Devleti›nin başkenti olarak tanımasıyla yapmış oldu.
Şimdi asıl mesele, Filistin ve Filistinlilerin varlığıdır…
Eğer, gereği yapılmaz ve Siyonist İsrail durdurulamaz ise Gazze’nin tamamı işgal ve Batı Şeria’nın önemli bir kısmı ilhak edilmek suretiyle Müslümanların ilk kıblesi olan ‘Kudüs’ Yahudileştirilmiş olacak.
Ayrıca, hayatta kalan Filistinliler zorla göç ettirilecek ve ‘Filistin’ haritadan silinecektir.
Yarın “Eyvah” veya “Keşke” dememek için sorumluluğunu yerine getirmek üzere ‘âlemi İslam’ harekete geçmeli.