• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Rutte’nin kritik Ankara ziyareti ve bazı gerçekler

27 Kasım 2024
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

Rutte’nin kritik Ankara ziyareti ve bazı gerçekler

MEHMET KOÇAK

Dünya, yönü belirleyen kusurlu bir pusula ile hızlı bir şekilde belirsizliğe, bilinmezliğe, güvensizliğe ve tedirginliğe doğru ilerliyor.

3. Dünya savaşı hazırlıklarının yapıldığı çok kritik ve çok tehlikeli bir süreçte, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Ankara ziyareti ve Başkan R. Tayyip Erdoğan tarafından kabulü ile gerçekleşen görüşmeler hiç şüphesiz tarihi öneme haizdir.

Ukrayna-Rusya Savaşı ve Filistin ile Lübnan’da devam edenbüyük yıkım ve toplu katliamlar ile savaşların yayılma hatta 3. Dünya savaşına evrilmesiyle ile Nükleer gücün kullanılması ihtimalinin de ele alındığı kritik görüşmede, Ukrayna-Rusya savaşında potansiyel olarak Türkiye’nin arabuluculuk rolü gibi önemli konular üzerinde durulduğu açıklansa da toplantıda açıklanmayacak mahrem konuların da görüşüldüğü bir gerçektir. 

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Başkan Erdoğan ile görüşmesi öncesi açıklamalarda bulunurken “Giderek öngörülemez hale gelen bir dünyada Türkiye, İttifakımıza paha biçilmez katkılarda bulunarak güney kanadımızdaki caydırıcılığı güçlendiriyor” şeklindeki ifadelerini kullanmış olması aslında bir övgünün ötesinde bir gerçeği hatırlatmadır.

Çünkü, Türkiye jeostratejik ve jeopolitik konumu itibarıyla mihenk taşı niteliğinde öneme sahip olması, başat ülke olma mücadelesi veren diğer bir ifadeyle dünya hakimiyeti kurmak isteyen ülkeler için bir cazibe merkezi konumundadır.

Genç nüfusu, tarihi devlet deneyim ve tecrübesinin yanında strateji belirleme kabiliyetine sahip güçlü bir ordusu ile birilerinin kolay kolay vazgeçebileceği veya karşısına alabileceği bir ülke değildir.

Rutte’nin Türkiye hakkındaki açıklamaları banadünya siyaset tarihinin duayenlerinden eski Amerikan Güvenlik Danışmanı ve Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın hatıralarında okuduğum bir kesiti hatırlattı. 

ABD’de Dış Politika uzmanları, akademisyen, stratejistler ve siyaset bilimcilerin yanında emekli büyükelçiler ile emekli komutanların katılımlarıyla düzenlenen konferansta bazı konuşmacıların, Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası Batıya karşı asıl tehdidin ortadan kalkmasıyla Türkiye’nin önceki önemini yitirdiğini böylece Batının Türkiye’ye ihtiyacı kalmadığı” şeklindeki değerlendirmelerine müdahale eden Henry Kissinger, “Beyler sıradan bir Ortadoğu ülkesini değil, Türkiye’yi konuşuyoruz” diyerek dikkat çekmesiyle Türkiye’nin potansiyel gücünü ve özgül ağırlığını hatırlatması konferansın katılımcılarını yeniden düşünmeye sevk etmişti… 

*

Övgüler ve takdirler güzeldir ancak, bazı gerçekleri görmezlikten gelemeyeceğimizin de bilinmesi gerekir.

Türkiye, NATO’ya karşı üzerine düşen sorumlulukları her zaman yerine getirdiği bir gerçektir. Ancak NATO’nun ise Türkiye’ye karşı sorumluluklarını aynı şekilde yerine getirdiği söylenemez. 

Türkiye’nin yerli ve Milli Savunma Sanayisinin güçlendirilmesi projelerinin ambargo ve kısıtlamalarla engellenmesi, ayrıca Türkiye’yi tehdit eden PKK ve uzantıları YPG ile SDG gibi farklı isimlerdeki terör örgütleriyle işbirliği yapan, silahlandırıp bize karşı kullanan ülkelerin NATO içindeki sözde müttefiklerimiz olmaları, yüz kızartıcı olduğu kadar utanç vericidir. 

Ayrıca, Türkiye’deki hukuk dışı vesayetçi güç odaklarının demokrasimizi güçlenmesini engelleyen askeri darbeleri ve 15 Temmuz FETÖ ihanetini yöneten ve yönlendiren ABD ve NATO içindeki sözde müttefiklerimiz, olduğu inkar edilmez bir gerçektir. 

Unutulmasın ki, NATO’nun öncelikli amacı Amerikan çıkarlarını korumak olduğuna göre NATO içindeki Türkiye karşıtlığının müsebbibi de ABD’dir.

Şimdi, ‘Başat ülke’ olma hedefine ulaşma adına NATO’yu kullanmaya niyetlenen ABD, hegemonik mücadelesinde NATO’nun en güçlü ülkelerinden biri olan Türkiye’ye yeniden ihtiyaç duyduğu ise diğer bir gerçektir. 

NATO Genel Sekreteri’nin Ankara ziyareti bu planın bir parçası olduğu açıktır. 

Bu gerçekler dikkate alınarak, Türkiye önüne gelen bu tarihi fırsatı, bir stratejik plan ve taktiksel manevrayla çok iyi değerlendirmeli. Türkiye, NATO içindeki sorumluluklarını yerine getirirken, zor şartlar içinde Çin ve Rusya ile kurulan yakın ilişkileri bozmayacak düzeyde politik hamleler geliştirilmeli ve telafisi zor hatalardan uzak durulmalıdır. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vay vay

Niye ziyaret ediyor Ankarayi çünkü olası bir NATO Rusya savaşına bizi Rusyaya karşı savastirmak için....Dünya Trumpin göreve başlamasını bekliyor....

Sadig Garayev Mingəçevir

Bin yıllık Türk derin aklı tarihin bu sınağından uğurla çıkar inşallah. Yüce Rabbim Türk Milletini Can Türkiye'mizi korusun.????????????????
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23