Riyad toplantısı ve Suriye’nin geleceği…
Riyad toplantısı ve Suriye’nin geleceği…
MEHMET KOÇAK
Ortadoğu bir değişim ve dönüşüm süreci içinden geçmektedir. Bölge ülkeleri ile bölgede bulunan aktör ülkelerin yanında sahadaki gelişmelerin her biri ele alınarak değerlendirilecek kadar önemli, ancak bugünkü köşe yazımı, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden bir ay sonra Suriye’nin geleceği ve siyasi geçiş sürecine ilişkin izlenecek yolun belirlenmesi için Riyad’da düzenlenen ‘Yeni Suriye Toplantısı’na ayırdım.
Çünkü, Arap ve İslam ülkelerinin yanında AB üyesi ülkelerden Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, ABD ve İngiltere ile Arap Birliği Genel Sekreteri, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri ve BM Suriye Özel Temsilcisi’nin de katıldığı Riyad’daki uluslararası toplantıda, Suriye’deki mevcut durumu, insani ve siyasi açıdan desteklemesi konularının ilk defa ele alınıyor olması ayrı bir değer taşımaktadır.
Ayrıca, Riyad’da Arap ve İslam ülkeleri ile uluslararası kuruluşların temsilci düzeyinde katıldığı bu uluslararası toplantılarda, Ahmet el Şara öncülüğündeki Şam’daki yeni yönetimin Dış İşleri Bakan düzeyinde ilk defa temsil edilmiş olması, hem bir başlangıç hem de yeni Suriye yönetiminin kabulü anlamına gelmektedir.
Unutulmasın ki, Suriye, ilk İslam Halifeliği’nin başkentidir ve ‘Büyük Suriye’ yani Bilad-ı Şam, aynı zamanda bugünkü Suriye devleti, Lübnan, Ürdün ve Irak’ın bazı bölgelerini de içine alarak, “Bereketli Hilal”i oluşturmaktadır ve Suriye, Bilad-ı Şam’ın kalbidir.
Hem tarihi hem de manevi olarak taşıdığı değerleri nedeniyle Suriye, sadece Suriyeliler veya Araplar için değil, aynı zamanda hem Suriyeliler ve Arapların yanında Alem-i İslam için de Suriye çok önemli ve anlamlıdır.
*
Bunca ihanetler ve reva görülen zulme rağmen, vatanına sahip çıkmayı bilen onurlu, gururlu, zeki, sabırlı, cesur bir halk olan Suriyelilerin tercihiyle belirlenecek olan yeni rejim ve anayasa ‘Yeni Suriye’ kimliğinin ifadesi olacaktır.
Suriye’de yeni yönetim sürdürülebilir güvenlik ve istikrarı sağlamaya yönelmeyi hedefliyor.
Adalet, eşitlik ve hoşgörü ilkeleri yönünde hem özgürleşmek hem de Suriye halkının onurlu bir yaşam standartlarına kavuşması için ekonominin güçlenmesi ve ülkenin yeniden imarı ‘Yeni Suriye’nin yol haritasıdır.
Böylece dev projelere imza atmak, Türkiye başta olmak üzere yabancı sermayeli şirketlerin, uzmanlık ve teknolojiye sahip olduklarından, ülkenin yeniden inşada yer almaları amaçlanıyor.
Suriye’nin yeniden inşası ve yabancı yatırımların ülkeye girişinin gerçekleşebilmesi için Suriye’ye uygulanan tek taraflı yaptırımların ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uygulanan ekonomik ambargoların kaldırılması gerektiği konusunda Riyad toplantısında yapılan uluslararası çağrı önemli bir adımdır.
Ancak her şeyden önce Baas rejiminin devrilmesiyle ülkeden ayrılmak zorunda kalan İran ve Rusya gibi ülkede işgalci güç olan ABD’nin de ülkeyi terk etmesi ve onun desteğindeki bölücü terör örgütlerinin bertaraf edilmesi suretiyle toplumsal barış ve güven ortamının sağlanması ise şarttır.
Bir yanda işgalci ABD’nin varlığı ve onun desteğindeki YPG, SDG gibi terör yapılanmaları, diğer yandan tek taraflı olarak uygulanan ekonomik yaptırımlar, ülkenin egemenliği ve bağımsızlığı ile yeniden inşasının önündeki en büyük iki engeldir.
ABD’nin çekilip, terör yapılanmaları bertaraf edilir, ayrıca yaptırımların kaldırılması yönünde beklenen ilerlemeler sağlanabilir ise işte o zaman Suriye yatırımcıların adresi olacaktır.