• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Kurtlar sofrasındaki Suriye…

10 Eylül 2025
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

Kurtlar sofrasındaki Suriye…

Mehmet Koçak

Birbirlerine karşı farklı söylem ve eylemleri olsa da ABD, İran, Rusya ve Siyonist İsrail, Suriye’deki yeni yönetime karşı benzer bir karşı politik tavır içinde oldukları aşikârdır. 

Şimdi asıl soru şu; birbirlerine karşı mücadele içinde olan bu ülkeler, farklı beklentiler içinde Suriye’deki yeni yönetime neden karşılar? Suriye’deki amaç ve hedefleri nelerdir?

Bu soruların cevapları ise bu dört ülkenin Ortadoğu üzerindeki derin hesaplarında gizlidir. Bu ülkelerin Ortadoğu politikalarının Suriye ayağı irdelendiğinde bir değil, birçok tarihi sebep ortaya çıkacaktır.

Bilhassa despot Beşşar Esad rejiminin 8 Aralık 2024 tarihinde düşmesiyle bu ülkelerin Suriye politikaları devre dışı kalmasıyla yeni dönemin getirdiği şartlara göre siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda yeni konseptler benimsediklerine şahit oluyoruz.

Suriye’deki halk devrimiyle birlikte Şam’ın diktatörünün destekçileri olan İran ve Rusya kaybeden, ABD ve İsrail ise kazanan taraf oldular. 


Ancak, hem kazanan hem de kaybeden tarafların ne hikmetse her biri kendi zaviyesinden geliştirdiği bir bakış açısıyla Suriye’nin bölünmesini kendi siyasi çıkarlarının gereği olarak görmektedirler.

Rusya ve İran’ın yeni Suriye politikaları

Suriye’deki Baas rejimi ve Esad Hanedanlığının çökmesi, İran’ın yönettiği ve yönlendirdiği bölgedeki silahlı Şii yapılardan oluşan ‘direniş ekseni’ için büyük darbe olduğu ve İran’ın Suriye üzerinden bölgedeki kazanımlarını kaybettiği şüphe götürmez bir gerçek.

Zira Suriye, Tahran’ın desteklediği Lübnan’daki Hizbullah’ın silah koridoru, Irak’ın arka bahçesi ve Husiler ile İran Devrim Muhafızlarının karargâhıydı.


Suriye ile kurduğu “ittifak”, Baas rejiminin de öncesine uzanan Rusya, HTŞ’nin Şam’da kontrolü ele geçirmesi sonucu, bu ülke üzerindeki nüfuzunu kaybetme gerçeğiyle karşı karşıya kaldı. Ortadoğu ve Doğu Akdeniz politikasının ana aksını oluşturan Suriye’nin “kaybedilmesi”, Moskova açısından büyük bir stratejik yenilgi anlamına geliyor.

Bu yüzden Beşşar Esad’ın devrilmesine öncülük eden, kısa adı (HTŞ) olan Heyet-i Tahriru’ş-Şam’a Rusya ve daha çok İran, karşı olması işte bundandır.

ABD ve Siyonist İsrail’in amaç ve hedefi


 

İran ve Rusya’nın yeni yönetime karşı tavrı şaşırtıcı değil. Ancak asıl sorgulanması gereken, İsrail’in Suriye’deki yönetime yönelik saldırıları ve Suriye’nin güneyini işgal etmesi girişimleri ile ABD’nin Ortadoğu’yu dizayn etme planı bağlamında Siyonist İsrail’e verdiği sınırsız desteğidir.

Çünkü ABD desteği olmadan Siyonist İsrail bu saldırıları ve işgalleri gerçekleştirmesi mümkün değildir.


Hedef ise Siyonist İsrail’in kontrolünde bölünmüş ve zayıf bir Suriye

ABD destekli İsrail, bir yandan Suriye’nin Güney’deki Golan Tepelerinin yanındaki Şeyh Çebel (Şeyh dağı)’i ele geçirerek başkent Şam’a 25 kilometre yakınlaşırken, diğer yandan ise Siyonist İsrail, Suriye’yi bölme adına Dürzi, Alevi ve Kürtleri kışkırtmaya devam ediyor.


 

Nitekim ABD-İsrail ve bazı AB üyesi ülkelerin de desteklediği Büyük Ortadoğu Projesi’nin yani (BOP)’unasıl hedefi, Ortadoğu’nun tek hâkimi İsrail olmasıdır.

Siyonist İsrail’in Şam’daki yeni yönetimi hedef alması, Esad’ın devrilmesinden sonra İsrail, kısa sürede 700 saldırı düzenleyerek Suriye’nin karada, havada ve denizde tüm stratejik askeri varlıklarını yok etti ve ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’ kapsamında Golan Tepelerinde ilan edilen tampon bölgeyi işgal etmesini asıl sebebi de bundandır. 


 

Kısacası bugün kendi gücüyle ayağa kalkma şansı olmayan Suriye kurtlar sofrasındadır. Kendi aralarında bir mücadele içinde olmalarına rağmen ABD, Rusya, İran ve İsrail gibi leş kargaları, Suriye’nin toprak bütünlüğünü hedef almış durumdadır. 

Karşı cephede yer alan Türkiye ve bazı Arap ülkeleri ise Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğini savunmaktadır.

Bir karmaşa ve belirsizliğin hâkim olduğu Suriye’nin geleceğinin nasıl şekilleneceği ise belirsiz.

İçteki yapılardan ziyada dış mihrakların yönlendirilmesinin etkili olacağı ise diğer bir gerçektir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

VIY VIY

Turkiye, suriyeyi abd ve İsraile teslim etti.. güya biz fethetmiştik...hatta 82,83 plaka kodları veriyorduk... şu anda suriyede büyük patron Abd... Tom Barack ne isterse o olur... Suriyede devlet sadece kağıt üzerinde var..ülkenin üçte biri ABD ve İsrail işgalinde...

Yakup soner

İlk şunu belirteyim ki ben esadci değilim esadi savunuyorda değilim ama ben ilk savaş çıktığından beridir savunduğum şey şuydu esadi sevmesekte esadin yönetim şeklini begenmesekte esad bile biz bile bilmeden esad israile karşı turkiyenin jandarmaligini yapıyordu şuan suriyede otorite boşluğu var dün saddam sonrası ırak ta olduğu gibi irakin kuzeyinde ne olduğunu gördünüz aynı oyun suriyede oynanıyor Türkiye ye düşen görev kimliğine milligoruse acil dönmesi gerekir yıllarca onlarla işbirliği yaparak gizli saman altından turkiyeyi guclendiririm oyunu gerçekçi değil kafirler herseyin farkında turkiyenin başında olan zat her zaman savunduğu kazan kazan prensibi sizde kazanın bizde kazanalım kazanırken kardeşini hancerleterek bir şeyler kazanılması dinen de insanlıkla da haramdır haram
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23