İki başlı CHP’yi kim nasıl arındıracak?
İki başlı CHP’yi kim nasıl arındıracak?
MEHMET KOÇAK
CHP içerisindeki uzun süredir devam eden iç çekişmeler, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2023 yılında gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultay hakkında verdiği “mutlak butlan” kararıyla yeni ve daha derin bir siyasi krize dönüşmüş durumdadır.
Halen Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu ile onun güdümündeki genel başkan Özgür Özel, kamusal kaynaklar üzerinden elde edildiği öne sürülen mali güç ve siyasi nüfuz kullanılarak, delegelerin yönlendirilmesi ve kurultay sürecine müdahale edilmesinin baş sorumlusu olarak eleştirilerin odağında yer almaktadır.
38. Olağan Kurultay’da CHP’yi ele geçiren kendilerini “değişimci” tanımlayan Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel öncülüğündeki hareket, yaklaşık 2,5 yıl sonra “mutlak butlan” kararıyla görevden uzaklaştırılması ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi’ndeki makamına geçmesi parti bölünmenin eşiğine sürüklendi.
Kararı tanımadığını açıklayan Özel ve eski Kılıçdaroğlu destekçileri arasında parti genel merkezi önünde yaşanan arbede ve kavga görüntüleri ise Türk siyaseti adına son derece üzücü, yakışıksız ve de utanç vericidir.
Daha da üzücü olan ise Özgür Özel’in kararı tanımadığını belirterek ‘Türk yargısına’ meydan okuyan bir siyasi dil kullanmasıdır. “gerekirse hayatı durdururuz” tehdidiyle taraftarlarını sokaklara çağırması, demokratik siyaset zemininde çözülmesi gereken bir meselede, toplumsal gerilimi artırabilecek söylemleri tercih etmesi ise siyasi bir faciadır.
Daha doğrusu; hukuk devleti, siyasal sorumluluk ve demokratik olgunluk açısından klinik bir vakadır.
*
Şikâyet edenler de edilenler de CHP’liler olması, yaşanan krizin doğrudan parti içi bir mesele olduğunu açıkça göstermektedir.
Bu gerçeğe rağmen yaşanan yüz kızartıcı olayların sorumlusu olarak Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın gösterilmeye çalışılması CHP’deki hizipçiliği, delegeleri satın alma yolsuzluğu, taciz ve fuhuş furyası ile parti yönetici kadrolarının süreci yönetme konusundaki beceriksizliğini gizleme girişimidir.
Gelinen noktada ortaya çıkan tablo; Türk siyaseti, demokratik teamüller ve siyasi kurumlara duyulan güven açısından utanç vericidir.
Şimdi asıl soru şu:
İki başlı CHP’yi usulsüzlük, yolsuzluk ile tacizler, cinsel istismarlar ve fuhuş bataklığından kim nasıl arındıracak?
Ayrıca, belediyeler üzerinden yürüyen rüşvet çarkını kim durduracak?
*
Dünya, Soğuk Savaş sonrası kurulan uluslararası düzenin fiilen çöktüğü tarihi bir kırılma döneminden geçiyor.
Böylesine zor ve kritik bir dönemde Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel güvenlik risklerine karşı proaktif dış politika yürütmesi, aynı zamanda iç cephesini güçlü tutması milli menfaatlerimizin doğal bir gereğidir.
Bu süreçte Sayın R. Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye yönetimi, küresel ve bölgesel istikrarsızlıklara karşı aktif, çok boyutlu ve dengeleyici politikalarını sürdürmeye çalışırken, ana muhalefet partisi CHP içerisinde yaşanan siyasi ahlak sınırlarını zorlayan yolsuzluklar ile siyasi ikbal kavgaları gerçekten endişe ve üzüntü vericidir.
Önemle ifade etmek isterim ki; dünyanın yeniden şekillendiği böylesine kritik bir dönemde, Türkiye’nin sahip olduğu jeopolitik konum ve stratejik çıkarlar dikkate alındığında, “iç cepheyi güçlü tutmak” artık bir tercih değil, milli bir zorunluluktur.
Bu nedenle; “milli birlik”, “devlet aklı”, “kurumsal dayanışma” ve “siyasi sorumluluk” anlayışı çerçevesinde, milli meselelerde yalnızca iktidara değil, muhalefet cephesine de tarihi sorumluluklar düşmektedir.