Herkes haddini bilmeli…
Herkes haddini bilmeli…
MEHMET KOÇAK
Son zamanlarda Türk siyasetinde beklenmedik sarsıcı, derin toplumsal travmalara sebep olacak düzeyde karmaşa ve kafa karışıklığının yaşandığı bir döneme şahit oluyoruz.
CHP’li vekillerin TBMM’deki eylemleri ve CHP’nin parti olarak bölücü ihanetin siyasi uzantılarını sahiplenme girişimleri, ülke olarak itibarımızı sarsan ve milli birliğimize zarar veren üzücü gelişmelerdir.
Elbette, hem söylem hem de hukuk çerçevesinde tepki göstermek bir demokratik haktır, velâkin bunun da bir usulü var olduğu bilinmelidir.
CHP’li vekillerin cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şekilde İçişleri Bakanı Sayın Yerlikaya’ya yönelik saldırı ve engelleyici eylemi bir siyasi tepki girişiminden ziyade anti demokratik bir zorbalıktır.
Devlet otoritesi, hukukun üstünlüğü ve milli birliği bir “delikli peynire” dönüştürme amaçlı olan bu eylem, aynı zamanda dış mihraklı bölücü ihanetin siyasi uzantıları tarafından yürütülen ‘Türk devletini ve hükümetini karalama kampanyalarına’ destek mahiyetindedir.
Demokratik ülkelerde iktidarlar kadar, muhalefetin de ülke yönetiminden sorumlu olduğu bir gerçektir.
Eleştiri muhalefetin en doğal hakkıdır, ancak muhalefet, yıkıcı değil, yapıcı olmalıdır. Ayrıca, bilinmeli ki, hakaret etmek ve anti demokratik zorbalıklara başvurmak asla bir hak olarak kabul edilemez.
*
Bir ülkede iktidarlar gelip geçicidir, kalıcı olan devlet ve millettir. Ülkeyi her alanda kalkındırmak, milletin huzuru ve refahını sağlamak hem iktidar hem de muhalefet olmak üzere siyasilerin asli görevidir.
Ancak ne hazindir ki, ülkemizde iktidarın her yaptığına karşı çıkmak muhalefetin görevi olarak kabul ediliyor.
Ülkemizi tehdit eden her türlü faaliyetlerin engellenmesi adına kanunların işletilmesi için hükümet elinden geleni yapmaya çalışırken, muhalefet cephesinin destek yerine köstek olması bunun en bariz örneğidir.
Henüz, mahkeme safhasındayken, CHP’nin oy uğruna kayyımlara tepki şekli dış mihraklı bölücü ihanet çevrelerini cesaretlendirmektedir.
Unutulmasın ki, siyaset halka ve halkın seçtiklerine rağmen değil, halkla ve halkın seçtikleriyle beraber yapılır. Yine siyaset, vekil olmanın haklarından yararlanarak, devlet otoritesini yok sayan ve milletin birliğine ve ülkemizin çıkarlarına zarar verenleri koruma ve kollama yeri değildir.
Herkes haddini bilmeli ve sorumluluğunun bilinciyle hareket etmelidir. Kimse dokunulmazlık zırhına bürünerek Türk milletinin temsil makamı olan TBMM çatısı altında Türk Hükümetinin İçişleri Bakanının yolunu kesmek suretiyle milli iradenin tecellisine meydan okuyamaz.
Genel Başkan Özgür Özel ve parti yönetimi ile vatansever CHP’lilere önemli bir görev düşmektedir.
Ülkenin içinde bulunduğu sıkıntıları aşma adına dış mihrakların yönlendirdiği bazı çevrelerle işbirliği yerine, hukukun üstünlüğünün temel esas alındığı, toplumsal mutabakat ve milli bir uzlaşı kapsamında çoğunluk tarafından kabul edilen bir formüle ulaşmak için her siyasi parti gibi CHP de üzerine düşeni yapmalıdır.
Vatanın bölünmez bütünlüğü ve milletin birliğine taraf olan CHP’liler, bölücü avcıların tuzağına düşmekten kaçınmalı. Pusulasını kaybeden, oy uğruna CHP’nin kuruluş felsefesinden uzaklaşan ve CHP’nin ilkelerini yok sayanlardan partilerini kurtarmak için harekete geçmelidir.
Aksi halde CHP, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da bu ülkede milli iradenin tecellisiyle meşru iktidarın sahibi olamaz…