• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Halep ve bazı gerçekler…

30 Kasım 2024
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

Halep ve bazı gerçekler…

MEHMET KOÇAK

Gazze ve Lübnan’a odaklandığımız ve 2. Trump döneminde Ortadoğu’nun nasıl şekilleneceği üzerinde çok yönlü tartışmaların devam ettiği bir dönemde Halep patladı. 

Bende Ankara’dayım. Ukrayna krizi, Suriye ile Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye tarafından yakından takip edildiği hükümet merkezinde her ayrıntının ciddiyetle ele alındığını gözlemliyorum.

Çünkü, olaylar sınırımızın hemen yanında yaşanmakta. Ayrıca ülkemizdeki Suriyeli mültecilerin varlığı ile bölgede Türk Askeri’ninvarlığı ayrıca bölgedeki her gelişme güvenliğimiz açısından bizi de yakından ilgilendirmektedir.

Yani gelişmeler gerçekten çok ciddi ve önemli. 

Silahlı rejim karşıtı muhalif güçlerin Suriye devletinin kontrolündeki Halep’in kuzeybatısında bazı köy ve kasabaların kontrolünü ele geçirmesinin ardından Rusya ve Suriye hava kuvvetleri, Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) liderliğindeki güçlerin Suriye’nin kuzeyindeki mevzilerine saldırılar düzenlemesi, muhalif güçlerin  ilerleyişini durduramadı, durduramıyor.

Halep’e yönelik muhalif güçlerin harekete geçmesinin müsebbibi Şam rejimi ve destekçisi olan Rusya ve İran’dır.

Çünkü, Moskova ve Ankara arasındaki ateşkesin Mart 2020’den beri yürürlükte olduğu ve İdlib’in “gerilimi azaltma” bölgesi olarak ilan edildiği halde bölge Şam ile Moskova’nın hava saldırılarına maruz kaldığı gibi Suriye Ordusu ve İran ile Hizbullah milis güçlerinin desteğiyle bitmek bilmeyen kara saldırıları, silahlı muhalif güçlerin harekete geçmesine zemin hazırlamış oldu.

Suriyeli muhalif gruplar, bu saldırılara cevap mahiyetinde Halep istikametinde sınırlı bir operasyon başlattığı ancak sınırlı planlanan bu operasyonun, rejim güçlerinin direnme yerine bulundukları bölgelerden kaçmaya başlamaları muhalif güçlerin kısa zaman içinde stratejik önem sahip köy ve kasabaları ele geçirmelerini sağladı.

Şimdi ise Halep’le bağlantılı ana yollar muhalif güçlerin kontrolünde ve böyle devam ettiğinde ise Halep, muhalif güçlerin eline geçmiş olacak.

Şimdi dünya başkentlerinde Şam rejimi ve destekçilerinin terör örgütleri olarak tanımladığı silahlı muhalif güçleri neden engelleyemediğini tartışılıyor.

Lübnan’daki ateşkes sonrası Halep’in patlaması Ortadoğu’da yaşanan savaş ve çatışmalar ile bölgede bulunan güçlerin operasyonlarından ayrı düşünülemez. 

Şam rejim güçleri ve destekçisi Rusya ile İran’ın muhalif güçlerin ilerleyişini engelleyememesinin birden fazla önemli sebebi bulunmaktadır.

Şöyle ki:

Şam rejim güçleri, uzun süredir devam eden İsrail saldırıları karşısında çok ciddi kayıplar vermesi ve uzun süreli çatışmalar nedeniyle ciddi anlamda Suriye Ordusu’nun zayıflamış durumda olması en önemli sebeptir.

Ayrıca, Şam rejiminin en büyük destekçisi olan Rusya, Ukrayna’da yeniden alevlenen ve ABD ile İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkelerin Ukrayna savaşına dolaylı destek ve müdahaleleri nedeniyle zor durumda olması nedeniyle Suriye’de istenilen düzeyde etkili operasyonlar gerçekleştiremiyor olmasıdır. 

Diğer bir gerçek ise İran ile Hizbullah milis güçlerinin eski gücünü kaybetmeleridir. İsrail ile yaşanan Lübnan’daki can alıcı ve büyük yıkım savaşı ve İran’a yönelik İsrail saldırılar, hem askeri güç hem de siyasi alanda ciddi kayıpları Suriye’deki etkilerinin azalmasına sebep olmuştur.

Madalyonun öteki yüzünde ise sahada silahlı rejim muhaliflerinin ortak operasyonlarıyla rejim hatlarını aşarak Halep’e doğru ilerleyişleri uzun zamandan beri çok ciddi olarak hazırlandıkları gerçeğini gösteriyor. 

Tüm bu olumsuz gelişmeler Şam rejimi ve müttefiklerini silahlı muhalif güçler karşısında etkisiz kılmaktadır.

Şimdi asıl soru şu:

Muhalif güçlerin ilerleyişi devam eder ve Halep rejim güçlerinin elinden alınırsa iç savaş devam eder mi? Suriye’de bozulan denklem ile Şam yönetiminin meşruiyeti yeniden tartışılır hale gelir mi? Bölgede bulunan ABD, Rusya, Türkiye ve İran gibi ülkeler, sahada yaşanan çatışmalara karşı harekete geçer mi?

Bu ve bunun gibi kafa karışıklığına sebep olan birçok soru cevaba muhtaçtır.

Türkiye’nin, süreç içinde İdlib ve Halep kırsalındaki sivillere yönelik saldırıların ‘bölgeyi yeni bir güvensizlik ve istikrarsızlık ortamına sokacağı’ şeklindeki taraflara yaptığı uyarılarına kulak tıkanmamış olsaydı bugün bu olaylar yaşanmamış olacaktı.

Başkan sayın Erdoğan’ın, Esad’ın Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bölgenin terör unsularından arındırılması ile Suriyelilerin vatanlarına dönüşlerini görüşme teklifini karşılıksız bırakmasının ne derece yanlış olduğunu artık anlamalıdır.

ABD ve Rusya’nın bölge üzerindeki emperyal emelleri ve çıkar hesapları ile sözde bir İslam Cumhuriyeti olan İran’ın mezhepsel yaklaşımları Suriye iç savaşının yeniden alevlenmesine sebep oldu.

Şam, Moskova ve Tahran’ın Halep kırsalındaki başarısızlıklarını Astana Anlaşmalarının “ihlali” olarak nitelendirmeleri, tutmayan hesapları karşısında silahlı muhalif güçlerin beklenmeyen hızlı ilerleyişiyle yaşadıkları şokun bir sonucudur. 

Beklentimiz ve dileğimiz, bölgenin barış ve istikrarı için emperyalist ülkeler ile mezhepçi (fitne) İran’ın bölgeyi terk etmeleri, despotik Şam rejiminin son bulması ve Suriye halkının tercihleri yönünde yeni bir rejimle Suriye’de gerçek ve kalıcı barış sağlanmasıdır…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hilmi özer

Yazarımız tam bir ortadoğu uzmanı olayları çok iyi tahlil etmiş

Kanber

Selamlar önemli konulara değinmişsiniz aşağıdaki paragrafınıza Amin amin diyorum Beklentimiz ve dileğimiz, bölgenin barış ve istikrarı için emperyalist ülkeler ile mezhepçi (fitne) İran’ın bölgeyi terk etmeleri, despotik Şam rejiminin son bulması ve Suriye halkının tercihleri yönünde yeni bir rejimle Suriye’de gerçek ve kalıcı barış sağlanmasıdır…
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23