Eşkıyalığın dünya hükümranlığı
Eşkıyalığın dünya hükümranlığı
Mehmet Koçak
Yeni bir yıl ve yeni bir olay. Hollywood filmlerini andıran bir sahne yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın yerleşik diplomatik teamülleri altüst eden bir hukuk dışı eyleme daha imza atmış oldu.
Eşi ve benzeri görülmemiş bu haydutluk karşısında Milletler camiası şaşkın, dünya kamuoyu ise “şokta!”
Trump, genellikle çıkarcı olarak tanımlanır. Ancak devletler hukuku ve “müesses nizam” pahasına sergilediği utanmaz fırsatçılığının yanında haydutvari gasp ve adam kaçırmaya varan eylemlerine de dünya şahit oldu.
Ayrıca Trump, öngörülemezliğinin bir avantaj olduğunu düşüncesinden hareketle her şeyden çok, kazanmadığı zamanlarda bile kazanan olarak görülmeyi ve kendisinden övgülerle söz edilmesini seven, tüm bunların ötesinde ise güce tapan ve karşısındakileri azarlamaktan hoşlanan bir ruh haline sahiptir.
Açıklamalarında, biraz çılgın, biraz tahmin edilemez olmayı istediği için ikinci başkanlık döneminde daha çok sıra dışı işler yapacağı tahmin ediliyordu… Lakin bu kadarı da doğrusu beklenmiyordu.
Hukuken suç olan eylem kadar, intikam adına bir güç gösterisi sergilercesine Maduro ve eşinin kelepçeli hali ile mahkeme tiyatrosu’na sürüklenişinin canlı olarak yayınlanması gerçekten iğrenç olduğu kadar utanç verici.
*
Kısa bir hatırlatma:
Zülfü Livaneli ve Edip Akbayram tarafından seslendirilmişti. Livaneli’nin 1975 yılında yayınlanan albümüne “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz”, adını vermişti. Yetmişli yıllarda eşkıyanın dünyaya hâkim olamayacağına bu şarkı kadar bende inanmıştım. Ancak gecen zaman içinde eşkıya değil de eşkıyalardan oluşan yapıların dünyaya hükümran olduğunu görenlerden oldum.
Fakat bu hükümranlığın da bir ölçüsü vardı. Ancak şimdi Trump başkanlığındaki ABD ve Siyonist İsrail ile emperyalist güç odaklarından oluşan eşkıya çetesinin dünyaya hükümran olduğuna sadece ben değil, dünya şahit oldu.
*
Bu bir korsanlıktır…
ABD Başkanı Trump’ın emriyle Delta Gücü’nün Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun sarayını basıp onu ve eşini yatağından sürükleyerek kaçırılması, tek kelimeyle haydutluk ve eşkıyalıktır.
Beynelmilel hukuk ve Viyana devletlerarası ilişkileri düzenleyen sözleşmeler ile Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’na göre ABD Başkanı Donald Trump suç işlemiştir.
Tüm bu hukuk dışı eylemlerle yetinmeyen Trump, şimdi de Venezuela geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez’i ölümle, Küba, Kolombiya ve Meksika’yı ayrıca Grönland ile İran’ı açık bir şekilde saldırı, savaş ve de işgalle tehdit ediyor olması ise bir çılgınlık ve cinnet halidir.
Anlaşılan o ki, bir klinik vaka olan Trump’ın bu tehditleri ile hukuk dışı eşkıyalık eylemlerini devam ettirmekte kararlı olduğunu gösteriyor.
Tüm bu yaşananlar ABD’nin İsrailleştiğini ve Trump’un ise Netanyahu’laştığını gösteriyor.
*
Trump’ın Latin Amerika planı…
Trump’ın Venezuela eyleminde iki önemli hedefi var. Birincisi, arka bahçesi olarak gördüğü Latin Amerikayı, ABD’nin çıkarlarına göre yeniden dizayn etmektir.
İkincisi ise 303 milyar varil ile dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip Venezuela’ya çökmek.
Kokain ve uyuşturucu kartelleriyle işbirliği ve diğer suçlamalar işin bahanesi. Trump, amaç kendine engel gördüğü için Maduro’yu eşiyle birlikte kaçırma emrini verdi.
Ancak, tüm bunlar ‘Beynelmilel Hukuk ve devletlerin egemenliğine saygı çerçevesi yerine eşkıyavari bir yöntemle yapılması geçici bir süre için Trump adına kazanım olabilir ancak bu çetevari yöntem asla sürdürülemez.
Yokuş aşağı inen freni boşalmış kamyon, önüne ne gelirse çarpıp geçer ve etrafa müthiş hasar verir ve sonunda bir yere toslar ve kendisi de hurdaya döner.
ABD Başkan Trump, bir şekilde kendisini durdurmazsa, saldırı, işgal ve savaşlara devam eder ise o freni boşanmış kamyon misali mutlaka duvara toslayacak ve kendisi de sonunda hurdaya dönecektir…
“Azan kulun ya melâsı ya belâsı” hiç şüphesiz boşa söylenmiş bir atasözü değildir.