“Devlet yok örgüt var” diyenler, “Örgüt yok, devlet var” gerçeğini gördü…
Bir ilçe düşünün; orada bir askeri birliği donatacak kadar silah yığınağı yapılmış. Otomatik tüfekler, Roketatarlar, tonlarca patlayıcı, yüzlerce mayın, kalaşnikof ve kasalar dolusu mermi… Mahallelerin girişlerinde ve yollarda Belediyenin iş makineleri tarafından kazılan elliden fazla hendek… Moloz yığınları arkasında kurulan onlarca barikat… Binalarda mevzilenen ve sayıları PKK’ya göre binleri bulan eğitim almış eli silahlı militan…
Amaç; bir isyan başlatarak devlet otoritesini yıkmak...
Hedef; bölücü terör örgütüne hâkimiyet alanları oluşturmak için güneydoğu bölgesinde bir halk ayaklanması başlatmak...
Amaçlarını gerçekleştirmek ve hedefe ulaşmak için terör örgütü PKK tarafından 120 bin nüfuslu Cizre “pilot bölge” seçildi. İlçede “Devlet yok örgüt var” diyerek devlet kurumları kuşatıldı. Ağır makineli tüfeklerle ve roketatarla saldırılar başlatan teröristler, kaygı, endişe ve korku ile canlarını kurtarma derdine düşen halkı canlı kalkan olarak kullanmaktadır.
Devlet güçleri, demokratik zeminde kalarak, hukuk çerçevesinde bölücü ihaneti bertaraf etmek için başlattığı operasyonlarını kararlılıkla sürdürüyor. Teröristler ise ağır kayıplar vermeye başlayınca bir taraftan PKK terör örgütünden yardım isterken, diğer yandan da örgütün siyasi uzantısı olan HDP’den devreye girmeleri konusunda destek bekliyor.
PKK’ya yakınlığıyla bilinen Med Nuçe televizyonuna Cizre’den bağlanan ve kendisini “halk meclisi üyesi” olarak tanıtan Mehmet Tunç isimli terörist, artık son noktaya geldiklerini, çemberin her geçen gün daraldığını, 1000-2000 kayıp olduğunu, direnen 100-200 genç kaldığını’ ağlayarak anlatıyor. Ağladığı için yayından alınan kişinin anlattıkları teröristlerin içinde bulunduğu durumu aynı zamanda teröristlere yönelik operasyonların yüksek tesir gücünü çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.
Dış destekli bölücü ihanetin “devlet yok, örgüt var” iddiası yerine “örgüt yok devlet var” gerçeği bu operasyonla tezahür etmiş oldu.
HDP, PKK’NIN UZANTISIDIR. DEMİRTAŞ VE EKİBİ PKK MİLİTANIDIR…
Cizre Belediye Başkanı Leyla İmret ilçede yaşananlar hakkında İngiliz basınına yaptığı açıklamada “Cizre’de Türkiye’ye karşı iç savaş yürütüyoruz” diyerek hem isyanı teşvik ediyor ve hem de terör örgütünün propagandasını yapıyor.
Demirtaş, Kandil’in talimatları doğrultusunda Avrupa başkentlerini dolaşarak “Türk ordusu Kürtleri yok etmek için savaş başlattı” yalanını tekrarlayarak barış adına devreye girmelerini istemişti. Bölgedeki terör saldırılarını, Dağlıca ve Iğdır katliamlarını bile kınayamayan HDP Eşbaşkanı Demirtaş, Cizre’de isyan başlatan teröristlere; “Analarından doğduklarına pişman edin” şeklindeki küstahça çağrısıyla kışkırtıcılık yapmıştır.
Cizre isyanının başarısızlıkla sonuçlanması üzerine HDP milletvekillerine öncülük ederek operasyonların durdurulması için ilçeye girmeyi deneyen aynı Demirtaş, muvaffak olamayınca
Grup Başkan Vekili İdris Baluken’e; “Uluslararsı toplumu yardıma çağır” emrini verdi. HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, Demirtaş ve Kandil’in emirlerine uyarak “Cizre’de devlet bir katliam uyguluyor. BM ve AB devreye girmeli” çağrısında bulundu.
“Bu gün Cizre’ye silahların susması ve barış için yürüyoruz” yalanı ile yola çıkan Demirtaş ve ekibine bir çok kesim tarafından inandırıcı bulunmadığı gibi “bölgede devlet kurumlarına saldırılar düzenlenirken, askere ve polisimize yönelik bombalı tuzaklarla Dağlıca ve Iğdır katliamları gerçekleştirilirken Cizre yerine Kandil’e yürüyüp terör örgütünü neden protesto etmediler?” şeklinde soru ile tepki gösterildi.
Şimdiye kadar ki tutarsız açıklamaları ve yapmacık tavırları nazari dikkate alındığında Demirtaş ve ekibinin hem yalancı ve ikiyüzlü hem de Kandil’in kuklası oldukları açıkça görülmektedir. Artık herkes biliyor ki; HDP, PKK’nın siyasi uzantısıdır, Demirtaş ve ekibi de PKK’nın militanıdır.
Bütün gerçekler ortada iken; hâlâ “silahlar sussun, ‘Çözüm süreci’ne geri dönülsün” çağrıları yaparak siyasi şov yapıyorlar. Silahların ve teröristlerin Türkiye’yi terki... 2013’te yapılan görüşmelerde karara bağlanmıştı. Bu sürece hem PKK hem de taşeronu olan HDP ihanet etti. Bugün bu ihanet daha da iyi anlaşılmaktadır. Artık PKK silahı bıraktığını ilan etmeden, HDP yaptığı siyasi ihanetin hesabını vermeden asla bir görüşme ve müzakere olmayacağı hem bir devlet kararlılığıdır hem de toplumsal bir kabuldür.
TERÖRLE MÜCADELEYİ DEVLETİN MEŞRU GÜÇLERİ YAPAR!..
Protesto, demokratik bir haktır. Ancak bu hakkı kullanırken hedef gösteren, nefret uyandıran, provokatif eylemlere kalkışılmamalı.
PKK terör örgütü, sokaklarda güneydoğuluların saldırıya uğrayıp cinayetlerin işlenmesini, HDP binalarının ve Kürt vatandaşlarımıza ait işyerlerinin yakılıp yıkılmasını sağlayarak bir etnik kaosun oluşmasını istiyor.
Terör örgütünün bu beklentisini boşa çıkarmak için protestolar yapılırken aralara sızan ajan provokatörlere dikkat etmeli, mala ve cana zarar verebilerek bütün eylemlerden uzak durmalı, bu manada terör örgütünün ekmeğine yağ sürmemeli.
Unutulmasın ki; terörle mücadelede şehit düşen asker ve polislerimizin arasında Türk, Boşnak ve diğer etnik kökenlilerin yanında Kürtlerde vardır.
Ayrıca; “Terörle mücadeleyi halk değil, devletin meşru güçleri yapar” ilkesini de unutmamalı!..