• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Pekin zirvesi

13 Mayıs 2026
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

Pekin zirvesi

MEHMET KOÇAK

Dünya kamuoyu ve diplomasi çevreleri bugün gözlerini Donald Trump ile Şi Cinping arasında gerçekleşecek kritik zirveye çevirmiş durumda. Çünkü bu görüşme, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil; aynı zamanda küresel ekonominin, enerji güvenliğinin ve jeopolitik dengelerin geleceğini de doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.

Nitekim, görüşmede ABD-Çin ticaret savaşı, küresel ekonomik rekabet, İran krizi, enerji arz güvenliği, Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim ve Çin-Tayvan anlaşmazlığı gibi ele alınacak önemli konular aynı jeopolitik denklem içerisinde birbirini etkileyen unsurlar haline gelmiş durumda.

Washington yönetiminin özellikle Hürmüz Krizi üzerinden Çin’i denklemin içine çekmeye çalıştığı görülmektedir. Çünkü Pekin, hem İran ekonomisi üzerindeki etkisi hem de enerji bağımlılığı nedeniyle Tahran üzerinde etkili olabilen nadir küresel aktörlerden biridir. Bu nedenle Trump yönetimini, Şi Cinping’i İran konusunda daha aktif rol almaya ikna etmeye çalışacak.

Ancak burada dikkat çeken temel çelişki şudur: Bir yandan Çin’e karşı Tayvan başta olmak üzere sert meydan okumalar ve ekonomik baskılar sürdürülürken, diğer yandan İran ve Hürmüz meselesinde Çin’in desteğine ihtiyaç duyulması Washington açısından stratejik bir açmaz görüntüsü oluşturmaktadır. Bu durum, ABD’nin küresel krizleri tek başına yönetmekte zorlandığı yönündeki değerlendirmeleri de güçlendirmektedir.


*


Pekin ile Washington arasında derin görüş ayrılığı…

Bugün yaşanan kriz yalnızca bir müzakere süreci değildir. Aynı zamanda küresel güç dengeleri, liderlik rekabeti, prestij mücadelesi ve yeni dünya düzeninin nasıl şekilleneceğine dair büyük bir hesaplaşmadır. Bu nedenle Trump-Şi görüşmesinden çıkacak mesajlar yalnızca Washington ve Pekin’i değil; Avrupa’dan Körfez’e, Moskova’dan Asya piyasalarına kadar tüm dünyayı doğrudan etkileyecek sonuçlar doğurabilir.

Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik “ya anlaşma ya bomba” anlayışıyla yürüttüğü baskı siyaseti, yalnızca Tahran’ı değil; küresel enerji güvenliği ve dünya ekonomisini de doğrudan etkileyen yeni bir kırılganlık süreci oluşturmuş durumda. Buna karşılık Şi Cinping liderliğindeki Çin yönetimi ise krizin askeri yöntemlerle değil, kontrollü diplomasi ve karşılıklı tavizler temelinde çözülmesi gerektiği görüşünde ısrar etmektedir.

Çünkü Çin açısından temel öncelik; enerji akışının kesintiye uğramaması, küresel ticaretin büyük zarar görmemesi ve bölgesel savaşın dünya ekonomisini sarsacak boyutlara ulaşmamasıdır. Özellikle Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı, Çin ekonomisinin enerji güvenliği açısından hayati öneme sahiptir. 



*

ABD’nin talepleri teslimiyet dayatmasıdır.

Diğer taraftan Washington’un İran’dan talep ettiği şartlar Tahran açısından yalnızca teknik ya da askeri sınırlamalar değildir. Zira, ABD’nin nükleer kapasitenin sınırlandırılması, uzun menzilli füze programının durdurulması ve bölgesel nüfuz ağlarının tasfiye edilmesi yönündeki talepleri, “güvenlik garantisi” değil, bir tür “teslimiyet dayatması”dır. İran yönetimininbu taleplerikabul etmesi ise kendini inkar etme anlamına gelir.

Bu nedenle İran yönetimi, “dengeleyici karşı talepler” ileri sürmesi ve karşı tavır almasının sebebi de bundandır.


 

Kısacası, taraflar arasındaki karşılıklı güvensizlik ve “geri adım atanın kaybedeceği” yönündeki psikolojik eşik aşılmadığı sürece, Ortadoğu’daki kriz hattının daha büyük bir çatışma riskini içinde barındırdığı açık şekilde görülmektedir..


Washington, Çin’in İran üzerinde baskı kurmasını ve Tahran’ı geri adım atmaya zorlamasını beklerken, cevap bekleyen asıl soru şu: Şi, Trump’ınkrizden çıkmasına yardımcı olacak mı; yoksa Trump’ıniçine düştüğü stratejik açmazı kendi küresel yükselişi için kullanmayı mı tercih edecek?

Bekleyelim görelim.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23