Vur Birgül’e!
Şu sıralar lince maruz kalan Birgül Ayman hanımı hiç tanımam. Daha önce de dikkatimi çekmemişti. Sarf ettiği bir sözden ötürü, şu sıralar gerçek bir lince maruz kalıyor.
Sözü doğru mu?
İfadesi de yanlış, söylediği de!
Fakat söylemek istediği şey doğru olabilir!
Mesele şu: Bütün ırklar eşit. Türkiye’de çok sayıda “ırk”, “etnik topluluk” var. Kendini açıkça ifade eden veya etmeyen. “Türk” de bunlardan biri. Ama aynı zamanda Türk birçok ırkın, etninin içinde bulunduğu bir topluluğu da ifade ediyor. Bu topluluk, kültür-medeniyet zemininde müşterek olan bütün vatandaşları içine alıyor.
Türk-Kürt ayrımı, karşıtlığı, ikilemi, doğru bir ifade değil.
Kürt etnikliğinin karşıtı “Türk” değildir. Umumi Türk kavramı içinde sadece ırk olarak Türk olanlar hariç. Türkiye’de hangi ırktan, etnik menşeden gelirse gelsin kişinin, içinde yaşadığı kültürel hava aynıdır. Anadiliniz Arapça bile olsa, Türkiye’de büyüyüp yetişmişseniz, Türkiye’nin kültür dairesi içindesinizdir, özel olarak Arapça öğrenmemişseniz, Türkçe düşünür ve yazarsınız.
Bunu Arapça gibi çok köklü bir dil için söylüyorsak, diğerleri için ne söylemeliyiz?
Türkiye’deki atmosferin kuşatıcılığından bahsettik, ya başka ülkeler? Mesela Suriye’de yaşayan bir Türkmen veya Kürt, bu ülkenin kültürel havasını solur. Anadiline rağmen, Arapça düşünür ve yazar. Irak’da da durum farklı değildir. Hatta daha ötesi, Iraktaki Bölgesel Yönetimin, Kürt Yönetiminin eğitim bakanının yakınması gazetelere düştü: “Bölgemizde güçlü bir Arap nefreti var, gençlerimiz Arapça öğrenmekten imtina ediyorlar, bu büyük bir zenginlikten uzak kalmak demek!”
İran için de aynı şey sözkonusu. İranlı bir Kürt, Farsça ile daha fazla haşır neşirdir, Iraklı bir Kürt Arapça ile, Türkiyeli bir Kürt ise Türkçe ile. O yüzden anadilde eğitim seçmeli olduğu halde, bu seçmeli dersi seçenlerin sayısı sınırlı kalmıştır.
Birgül Hanım, muhtemelen buna benzer şeyler düşünüyordur. Türkçesi kifayetsiz olduğu için, maalesef sözünü doğru söyleyemiyor (Bana kızmasın, Türkçeyi kısırlaştıran onun içinde bulunduğu partidir).
Ulus ile etni veya ırk arasında daha yakın ilişki kurulabilir. Fakat bazıları ulusu millet, milliyet karşılığı olarak kullanıyorlar. Bu Moğolca kelime modern Türkçede bir türlü yerini bulamadı. Ulus tek ama ulusalcı ile ulusçu aynı değil! Ulusçuluk başka bir şey, ulusalcılık daha başka!
Bu kavram kargaşası içinde bu hanımefendinin de kafasının karıştığı ortada. Türkiye’de hâkim kültür “Türk” olarak adlandırılan, ama bütün Türkiye’de yaşayan unsurların katılımıyla ortaya çıkan bir kültürdür. Etnik eşitliği bu kültürel zenginlikte sağlamak mümkün değildir. Ama şu söylenebilir: Hepimiz kültürel olarak önce Türk’üz ve her “Türk” biraz Kürt, biraz Çerkes, Arap, Boşnak, Gürcü, Arnavut, Laz… vs.dir.
Türkiye’nin zengin tarihi tecrübesi, doğu dillerinden, kültürlerinden yararlanması yanında, batı dillerinden ve kültürlerinden de yararlanarak gelişimini sürdürmesinden kaynaklanır. Buna rağmen, güçlü bir yabancı dil öğrenme eğilimi, hatta yabancı dille öğretim talebi de vardır.
Linç iyi bir şey değildir. CHP’li de olsa, bir kimsenin linç edilmesine karşı çıkmalıyız. Ondan talebimiz “dilini düzelt!” olmalıdır.


