Hayaller Akit, Hayatlar Hürriyet
Türkiye’de operasyon medyası vardı. Hürriyet ve Cumhuriyet bu operasyon medyasının baş aktörleriydi. Millet sandığa gider, iradesini beyan edip hükümeti şekillendirirdi. Sandıktan çıkan hükümet operasyon medyasının hoşuna gitmez ise ne yapar eder, hükümeti düşürürlerdi. Hedeflerinde sadece hükümet ve siyaset yoktu. Belediyelerden işadamlarına, sanatçılara, eğitime yani kısaca hayatın birçok alanına baskı yapabiliyorlardı.
Bu şebekeden en çok çekenlerden birimuhafazakâr siyasal hareket olmuştu. Yalanla, iftirayla saldırdıkları siyasal hareketin partilerini birer birer kapatılmasına ön ayak olan bu şebeke, kimi zamanda muhafazakâr düşünceyi millete öcü gibi göstermiş siyasetin önünü kesmişti. Milli görüşün rahmetli lideri ve en son Saadet Parti’sine genel başkanlık yapan Profesör Doktor Necmettin Erbakan, siyasi hayatı boyunca bu çete ile en çok mücadele eden kişilerden biri olmuştu.
2003 yılından bu yana operasyon medyası sürekli güç kaybetti. Eski Türkiye’nin başbakandan daha güçlü muktedir medya patronları, yeni Türkiye’de varlıklarını koruyamadı. Ama medya şebekesi operasyonçekmeye hiçbir zaman ara vermedi. Yeri geldi terör örgütü PKK’nın sesi oldu, milletimize parmak sallayan batının sesi oldu, küresel sermayenin sesi oldu, yeri geldi toplum mühendisliğine soyundu ama hiçbir zaman milletin sesi olamadı.
7 Haziranda HDPKK’nıncilalanması işini üstlenen şebeke, son yıllarda Saadet Parti’si ile kol kola gözüküyor. Nasıl olabilir ki diyeceğiz ancak ilginç bir şekilde Saadet Parti’si de durumdan memnun, darbelerde rol oynamış bu şebeke ile dansından çok memnun.Hayretler içinde okuyoruz.Hürriyet, Hürriyet olalı, Saadet Partisini bu kadar “içtenlikle” güçlü şekilde sahiplenmemiş ve övmemişti.Yanlış anlaşılmasın, bu Saadet Parti’si rahmetli Necmettin Erbakan’ın genel başkanlık yaptığı parti, bugünlerde ise sözde milli görüşü savunanların partisi. Nereden nereye.
Siyaset için,
Siyasal rant için,
Batıya şirin gözükmek için,
Sola selam çakmak için,
Belki 2019 seçimleri çerçevesinde kurulacak bir birlik için,
Milli görüş çizgisini lafta dahi olsa savunanların, dün olduğu gibi bugündemilletin iradesine açık şekilde düşman olanlarla kol kola girmesi gerçekten çok acı.
Geçtiğimiz hafta şehadetinin sene-i devriyesine girdiğimiz rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun bu durumla alakalı çok güzel bir sözü var.
Sözünü aktarırken Muhsin başkanı rahmetle anıyorum.
“… Bir saniyesine bile hâkim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz. …”
Bugün medya şebekesinin başat aktörü Hürriyet satıldı. Saadet Partisi genel başkanı Temel Karamollaoğlu duruma çok içerlemiş, Türkiye’de basın özgürlüğünden yakınıyor. Hürriyet’le yaptıkları dansta, yakaladıkları ritmi kaybetmekten tedirgin sanırım. Hangi özgürlükten bahsettiği ise anlaşılmış değil.
Muhtemelen sorumsuzca yalan haber yapma özgürlüğünden bahsediyor.
Medya şebekesinin, millet iradesine kast edebilme özgürlüğünden bahsediyor.
Terör örgütü PKK’nın özgürce propagandasının yapılmasından bahsediyor.
Medya şebekesinin hükümeti ve devleti tahakkümü altında bulundurma özgürlüğünden bahsediyor.
Liste kabarık, yazmakla bitecek gibi değil. Bu kadar gayri meşru hareketin karşılığı olmaması, hukuk sistemimiz için çok kara bir lekedir. Aydın Doğan Hürriyeti satarak, geçmişin sorumluluğundan kaçamamalı. Milletin iradesine kast edenler, örnek teşkil edecek şekilde bu millete hesap vermeli.