Papaz Birliği Toplansaydı
Papaz Birliği Toplansaydı
İDRİS GÜNAYDIN
İslam Âlimler Birliği, bu defa Türkiye’nin öncülüğünde toplanmış.
Konu malum.
İsrail’in Gazze ablukası ve savaşı için asarız, keseriz, eseriz v.s. Adın ne mülayim, sert olsan ne yazar?
Bu âlimler daha önce de toplanmıştı.
Bu toplantının pratikte hiçbir faydası olamaz.
Çünkü âlimler birliği veya konseyi bir icra makamı değildir. Saniyen her ülkenin âlimi ile siyasi idaresi aynı dünya görüşüne sahip değildir.
İslam âlimleri İstanbul’da toplanarak temennilerini dile getirmişler. Başka izahı yok.
Mesela Türkiye’yi ele alalım; en büyük âlim sıfatıyla DİB başkanı Prof. Ali Erbaş’ı davet ettilerse Ali Erbaş’ın oradaki temennisi ile devletin yapısı ayrı.
Devlet laik… Bu minvalde Ali Erbaş’ın isteğini ne ordu yerine getirebilir ne de yerine getirecek bir siyasi mekanizma var.
Ürdün de öyle Arabistan da…
Müslüman devlet yok zaten ülke var. Bu ülkeler de ya ABD’ci, ya Rus’çu, ya Çin’ci…
Mesela bir Müslüman ülke kalkıp bağlı bulunduğu İngiltere hilafına İsrail’e zarar vermeyi düşünebilir mi?
Dolayısıyla İsrail Gazze ile savaşmaya başlamazdan 2500 sene önce bu savaşa hazırlanmış. Bugün değil.
Gazze gitti. Gerisi sadece züğürt tesellisi.
Hatta korkarım ki diğer topraklar da gidecek. Eğer İsrail’in hazırlandığı gibi hazırlanmazsak.
Arzı mevud yerine yarın “arzı vorld” hayali karşımıza çıkacak.
Hâl böyle olunca İslam âlimler birliği, Müslümanların saygın kuruluşu olsa bile İslam ülkeleri bazında işlevi olmayan kuruluşlar.
Sadece kavli dua ederler. O duayı da otururken kalkarken zaten ediyoruz lakin Allah fiili dua bekliyor.
İslam âlimler birliği gövde gösterisi yapmışlar.
ŞADIRVAN VE CAMİLERİMİZ
Türkiye’de yüz binin üzerinde cami var. Yüzde doksan sekizinin şadırvanı ölçülere uygun değil.
Daha önceleri iki kez yazdım.
Ölçülere uygun olan bir, İkitelli’de günde üç vakit namaz kılınan bir Şii camii var, o; bir de Giresun’da Teyyaredüzü Mahallesindeki Serpile Hatun Camiinin şadırvanı.
Rahat abdest alıyorsunuz, üstünüz ıslanmıyor. Abdest sonrası rahat çorabınızı giyiyorsunuz. Abdest alırken yuvarlanmak tehlikesi yaşamıyorsunuz.
Şadırvan mimarisi üzerinde hiç düşünülmemiş.
Su akan musluk var mı? Var. Oturak var mı? Var.
Gerisi bodoslama.
Bu Müslümanların yüz karasıdır. El, teknolojide ve bilimde akıl almaz işiler yaparken bizim yaptığımız işe bak? Her işimiz böyle. Estetik yok. Sanki Yesrib’i Müslümanlar Medine yapmadı. Medeniyet Akif’in dediği gibi galiba göklerde.
CAMİDE NAMAZ KILARKEN BURNUNU TUTMAK
Camilerimiz cemaat yönünden fakir. Ya her vakit camiler dolusu cemaatimiz olsaydı ne yapardık bu ten kokusundan? Bugün böyle bir cemaatle dolu camide namaz kıldım. Yanıma duran iki kişinin ter kokusundan aman Allah.
Camilere usulü gereği ayak çıkarılarak giriliyor. Burada kirli çorapla giren oluyor maalesef. O kadar insanın nefes kokusu da havaya karışıyor. Havalar soğuk olduğunda pencereler de açılmıyor. Bir de bazı insanların ten kokusu sarınca aklından bir an önce namazı bitip camiden kaçmak oluyor.
Yani, bizim İslami geleneğimizde camiye gitmenin adapları arasında misvak kullanmak da sayılmış.
Bunlar boşuna söylenmemiş. Bugün parfüm diye bir şey var.
Parfümü elin gâvuru icat ediyor ve Müslüman hanımlara, düğüne giderken kullandırtıyor; misvak kullanmayı Peygamberimiz tavsiye ettiği hâlde ümmete kullandırtamıyor! İlginç değil mi?
Şeytanı razı edebilecek yollar güllük güneşlik, Allah’ı razı edecek yollar çileli! Olmuyor böyle şeyler. Yakışmıyor. İmamlarımızın bu konuyu da sıkça işlemesi gerekiyor bence.
Çalıştığım bir okulda sosyete giyimli bir müdür yardımcısı bayan, kocası Hırvat’mış ve onunla kiliseye gitmiş.
Gayet nezihti diyor. Edirne Selimiye’ye gittik diyor; çorap kokuyormuş. Ee!
Birinde ayak çıkarılmıyor, diğerinde çıkarılıyor. Birinde haftada bir saat program var diğerinde otuz altı kez.
Onu düşündün mü? Ama buna rağmen kokunun şişesine girmemiz gerekmiyor mu?
Vesselam.