Eğitimde fırsat eşitliği
Eğitimde fırsat eşitliği
İDRİS GÜNAYDIN
Türkiye, eğitim alanında devrim gibi bir karar aldı: Eğitimde fırsat eşitliği… Fakirin çocuğu da zenginin çocuğu da eğitimin imkânlarından eşit oranda faydalanacak.
Şuna o kadar eminim ki; Giresun’un Güce ilçesinde okuyan bir çocuk ile İstanbul Kabataş Lisesinde okuyan bir çocuk aynı imkânlara sahip. Akıl Allah vergisi. Kabataş Lisesinde okumakla insan akıllı olmuyor.
Lakin akıllı öğrenciler o okulu tercih ediyor olabilir.
Güce’de Çok Programlı Lisede görev yapan bir öğretmeni ele alalım. Bu öğretmen sınav ve kura ile o okula geldi. Kura sonucu Kabataş Lisesine de çıkabilirdi. Kabataş’taki öğretmen de Güce’ye çıkabilirdi.
Ama şöyle itirazda bulunanlar olur. Efendim onlar özel okulda çocuğunu okutur. Zenginlerin böyle avantajları var.
Ben özel okullarda da görev yaptım. Sizi temin ederek söylüyorum: Özel okullardaki çoğu öğretmen sınav kazanamamış öğretmendir. Sadece birkaç tane emekli beylik öğretmenle anlaşmışlar, onunla reklam yapmaktadırlar.
Devletin okuluyla özel okulda yazı tahtası aynı, ders kitapları aynı, ders süresi kırk dakika, öğrenciler seçilmiş; çok iyiler Fen Liselerine, vasatlar liselere ve nihayet mesleği tercih edenler meslek liselerine ayrılmış.
Fen Liselerinde toptan bir okul başarısından söz edilebilir ama öğrenci bu okulu tercih etti diye ayrıca akıllanmıyor.
Yalnız Türkiye bu avantajını tam ve kâmil manada kullanamıyor. Seçme tam yapılamıyor.
Nasıl diyeceksiniz?
Almanya örneğini burada öneriyorum. İlkokuldan sonra seçme yapılır. Eski düz liseler olan bu günkü Anadolu Liselerinin önündeki yığılma kaldırılır.
Bakın Almanya bu işi nasıl çözmüş? Bizdeki Fen Liselerinin ayarındaki okul; Gimnasyum… En başarılı öğrenciler o okula gönderiliyor. Sonra Real ve Gesamt Schuleler var. Bunlar da memur ve ara hizmet sınıfı öğrenciler yetiştiriyor lakin sonradan öğrenci sıçrama yaparsa üniversiteye gidebilir.
Bir örnek: Almanya’da Gesamt Schule’de okuyan öğrencilerim Türkiye de okumak için sınava girdiler ve hukuku, eczacılığı kazandılar.
Bir diğer okul ise Haup Schule… Meslek okulu. Her mesleğin okulu var. Boşta hiçbir şey yok. İnşaat işçisi olacaksanız onun bile okulu var.
Son okul ise Fleissig Schule… Tembeller okulu… Bir üst seviyedeki okula bu öğrenciyi alıp sınıfın huzuru kaçırtılmıyor.
Bir örnek: İstanbul Başakşehir Mehmet Akif İnan İmam Hatip Lisesine bir yıl dışarıdan Kur’an-ı Kerim dersine girdim. Resmen öğrencilere acıdım. Hangi öğrencilere? Bir şeyler öğrenmek umuduyla okula gelen ve öğretmenini sınıfta bekleyen öğrencilere. Bazı sınıflarda birkaç tane huysuz öğrenci, ne deseniz sınıfın huzurunu kaçırıyor. Okul Müdürünün elinde bir yaptırım gücü yok.
Kur’an-ı Kerim temel ders. Ama öğrenci dinlemiyor. Sınıftan atamıyorsunuz. Kanunen hakkınız yok. Kapıya kovamıyorsunuz; başına bir hal gelirse suçlu durumdasınız.
Hâsılı otuz kişilik sınıfta iki öğrenci sınıfa hakim oluyor. Ders işlenmiyor.
Milli Eğitim Bakanına bu şikâyetler gelmiyor mu? Ayrıca Milli Eğitimin bürokratları Almanya’daki sistemi bilmiyor mu? Mutlaka biliyorlar. Almanya şart değil. Başka da olabilir. Ama eğitimde fırsat eşitliği devrimi öğretmeni yetkisizleştirerek, müdürü yetkisizleştirerek, seçme ve yönlendirmeyi eksik yaparak istenilen sonuç alınamıyor.
Bir öneri: Bir kolejde öğretmenlik yaptım. Bir öğrencim oradan lise için başka bir koleje gitti. Sınıftan beni arıyor. Bana namazla ilgili soru soruyor. DKAB öğretmeni sınıfta. Öğretmenin namazla ilgili söylediği aklına yatmamış, bana soruyor. Yahu, böyle şey olur mu? Öğrencide telefonun ne işi var?
Bunu en iyi çözen Sarıyer Doğa Koleji idi. Kendilerini tebrik ediyorum. Her şubenin plastik bir kutusu var. Kutu görevlisi mevcut. Her sabah kutu sınıfa gelir ve her öğrenci telefonunu içine koyardı. Sonra bu kutular rehberlik öğretmenine teslim edilir ve orada kendisine ait raflara yerleştirilirdi. Akşam olunca da o görevli öğrenci alır ve şubeye getirirdi.
Öğrencinin yanında telefon varsa dersin bir yerinde mutlaka telefona bakıyor ve oradan aldığı mesajla hareket ediyor. Yalan söyleyerek icabında öğretmeni kandırıyor.
Eğitim Dünyası karakol ve asker ocağının evvelidir. Çocuk önce burada disipline edilir. Ama ne var ki bu disiplin emir demiri kesen disiplin değil eğitim amaçlı bir disiplindir. Bu durumda başarı sağlayamazsak bu, tüm alanlarda kendini olumsuzluk olarak gösterir, vesselam.