--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Duvara dayalı odunlar

İdris Günaydın
İdris Günaydın
29

Duvara dayalı odunlar

İDRİS GÜNAYDIN

Her sabah Whatsapp üzerinden tefsir çalışması yapıyorum. Şekil A’da görüldüğü gibi 814. Dersi yaptım bu sabah. Yine şekilde görüldüğü üzere kelime manasını ardından da toplu manayı muhataplarıma gönderiyorum.

Peki muhataplar kimler?

Çok şükür. Bir grup ki; içlerinde ABD’den Almanya’ya, Kazakistan’dan ülkemizin çoğu vilayetine kadar insanlar var.

 İkinci grupta ise altı arkadaşım var fakat onların da grupları var. Gruplarına gönderiyorlar.

 Böylece dört gruba gönderiyorum Elhamdülillah.

Şunu gördüm ki; Kur’an Müslümanıyım, gelenekçiyim tartışmalarında kendi aklımın yettiğince Kur’an Müslümanlığını savunanların iddiaları diğerlerinden daha güçlü.

 Buna ilaveten ben de diyorum ki; Buhari ve Müslim’in rivayetleri de esas alınmak şartıyla.

 Ancak, Buhari ve Müslim’de de bazı rivayetler var. O yıla ait, Peygamberimizin şahsı ile alakalı. Bu olay bir defa olmuş. Daha olması mümkün değil. Bunlar ayrı bir risaleye alınmalı. Bir de Kütübü Sitte kitaplarından Kur’an ile çekilmeyen sözlerden faydalanılabilir. Ama mesela “Hz. Peygamber ölmüştü. Biz onun telaşında idik. Keçi odama girmiş, iki ayetin yazılı olduğu deriyi yemiş” gibi, Hz. Ali’den rivayetli, uydurma olduğunda ittifak edilen sözler var. Bunlara yer verilmemeli.

Gelenekçi Müslümanlığı savunanlar her türlü sözü Hadis diye anlatıyorlar. Bazılarının dini menkıbelerden veya şeyhlerini metihten öte kaynakları yok.

Şimdi bu sabahki derse bakalım:

“815. DERS

MÜNAFİKUN  SURESİ

4. AYET

EUZÜ BESMELE

Münafikun 4.

Ve iza reeytehum tu’cibuke ecsamuhum, ve iy yekulu tesma’ likavlihim, keennehum huşubum musennedeh yahsebune kulle sayhatin ‘aleyhim, humul’aduvvu fahzerhum, katelehumullahu enna yu’fekun.

KIRIK MANA

Ve iza: ve zaman

Raeytehüm: onları gördüğün

Tu’acibuke: hayretine gider, hoşuna gider

Ecsame: cisimleri, duruşları

Hüm: onların

Ve: ve

İn: Eğer

Yegulu: konuşsalar

Tesma’a: dinlersin

Li gavli: sözlerini

Him: onların

Ke: sanki

Ennehüm: onlar

Huşubün: odunlar gibidir

Müsennedeh: dayanılmış, duvara dayanmış

Yahsebune: sanırlar, hesap ederler

Küllü: Her

Sayhatin: sayhayı, bağırtıyı

Aleyhim: onlar için, kendi aleyhlerinde

Hüm: onlar

El adüvvü: Düşmandır

Fe: böylece

Ahzer: sakın

Hüm: onlardan

Gatele: öldürsün, kahretsin

Hüm: onları

Allahü: Allah

Enna: Nasıl da

Yü’ufekun: döndürülüyorlar.

TOPLU MANA

Münafikun 4.

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar?”

Bu ayete dikkat çekmek istiyorum. Gerçi her çağın ayeti ama bugüne de o kadar uyuyor ki.

İçimizde de duvara dayalı odun gibi insanlar var. Giyimleri şık, kendileri dışarıdan bakınca adama benziyor, eğitimli, konuşmaları düzgün.

Kim bunlar? İçimizdeki Fransızlar.

Fransızlar dediysem anlayın.

Bunlar çağdaş, eğitimli, Kemalist, laik, ilerici, batıcı...

Yavuz Bülent Bakiler merhumun dediği gibi: “Kılığın kıyafetin sarmadı beni. Söylediğin türküler bizim türkümüz değil. Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını. Yüreğinde sevinç yok, acı yok  bizden....”

İşte tam da böyleleri. Ama canlı.

 Vesselam.

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle