• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Dünya yeni bir mevsime giriyor

18 Şubat 2026
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

Dünya yeni bir mevsime giriyor

İDRİS GÜNAYDIN

Şurası mutlak ki; her sosyal hadisenin de fizik olayı gibi veya matematik gibi bir giriş, gelişme ve sonuç bölümü var. Rabbimizin şu ayeti ne kadar isabetli: “Asa en tekrahu şey’en ve hüve hayrun leküm ve asa en tuhibbu şey’en ve ve hüve şerrun leküm Allahu e’alemü ve entüm la te’alemun:” Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şeyde sizin için hayır vardır, hoşunuza giden şeyde de sizin için şer. Allah bilir siz bilemezsiniz.”(Bakara:216)  

Peygamberimiz de ne isabetli buyurmuş: «Elhayru fi mevakıi: Her olanda bir hayır vardır.” 

Dünya yeni bir mevsime gebe. Bu defa bahar geliyor inşallah. Çünkü ünlü ünsüz o kadar çok İslam’a giren var ki; şaşırmamak mümkün değil. 


Dünya İsrail’leştikçe, Epstein usulü çölleştikçe insanlar İslam’a girecek. Çünkü dünyanın başka ülkelerinde de dürüst, seviyeli, aile mefhumuna önem verenler var.

Olan olaylar insanların İslam’ı daha yakından tanımalarına sebep oluyor. Hatırlayın; yıllarca dünyada Müslümanlar terörle anıldı.


Dünya ülkelerinde yazılan Kur’an tercümeleri müsteşriklerin yalan-dolan tercümeleriyle doluydu. İki önemli şey oldu: Bir: Müslüman ülkelere çok sayıda turistik seyahatin olması. Orada insanlar Kur’an’ın aslı ve onun sağlıklı tercümesiyle karşılaştılar. İki: Dünyanın hemen nerede ise her ülkesinde Müslümanlardan bir grup yaşıyor. Türk, Arap, Berberi, uzak doğulu, Balkanlardan, Rus… Dünyada camisi olmayan ülke yok sanki. Avrupa’da Diyanetin 800, Milli Görüşün 600’den fazla camisi var. Ona yakın Arapların var, Bosnalıların, Azerilerin, İranlıların…! Hatta Avrupalı Müslümanların...


Kitle iletişim araçları ile sosyal medya bir de eğitimli insan sayısındaki artış bu yolu açıyor. Söz gelimi; Avrupa’nın azalan nüfusu, İslam ülkelerinde yetişen kalifiye elemanın bu ülkelerde iş bulması ve oralardaki iş arkadaşlığı mutlaka müspet tesir yapıyor.

Zaten her şey mevsimin dönmesine bağlı. Bir de buna İsrail’in, ABD’nin ve Yahudilerin gizli dünyalarıyla ilgili açığa çıkan ahlak(ahlaksızlık)larının tesirlerini ekledik mi; tamam oluyor her şey.


Sosyal hadiseler, dönüşümler bıçak gibi akşamdan sabaha olmaz ama onun bir dönüş dönemi vardır.


Burada, bir söylentiye göre, Peygamberimize ait olduğu söylenen ve fakat aslını bulamadığım bir sözden bahsedeceğim: Sahih kaynağını bulamadığım için hadis diyemiyorum. İfade şöyle: “Dünya, Müslüman olmadan kıyamet kopmayacak”. Tabii bunun aksini söyleyen ve hadis olduğu iddia edilen sözler de var.

Bu konuda sayın hocam Prof. Yusuf Şevki Yavuz’un Diyanet Ansiklopedisi için yazdığı “Kıyamet Alametleri” maddesinde teferruatlı malumat verilmiş olup kendisini bir kez daha kutluyorum.


MEHDİ, DECCAL, HZ. İSA GELECEK Mİ?

Mehdi ve Deccal geleceği konusunda kimse umutlanmasın. Bir kez bunlarla ilgili ayet yok. Hadisler de mütevatir değil. Bazı hadis denilenlerin de uydurma olduğu söyleniyor.

Saniyen mantığa aykırı. Diyelim ki, anlatılan gibi Mehdi geldi, olağan üstü haller gösterdi ve insanların tamamının dindar olmasını sağladı. Peki o gelmezden bir gün önce ölenin suçu ne? O, Allah’a: “Ya Rab! Ben ne Hz. Muhammed’i ne de Mehdi’yi gördüm. Beni mahalle imamının tebliğiyle baş başa bıraktın. O da beni ikna edemedi. Benim suçum ne idi?” diye sormaz mı?


Salisen Deccal geldi ve insan üstü alametler gösteriyor. İnsanlardan da ona kananlar oluyor. Deccal geldikten sonra ölenler, yarın onlar itiraz etmeyecek mi: “Ya Rab! Beni neden böyle bir imtihana tabi tuttun? Ben ne Mehdi’yi gördüm, ne Hz. Muhammed’i! Deccal da öyle işler beceriyordu ki, bilemedim, din adına hareket ediyordu” derse ne olacak?


Hz. İsa’ya gelince; Hz. İsa neden gelsin? Kur’an eksik olduğu için mi? Hz. Peygamber risalet ve tebliğ görevini yapamadığı için mi? İnsanlığı kurtaracaksa o güne kadar yaşayanlar küfür içinde mi yaşadılar, masiyet içinde mi yaşadılar?

Ayrıca Kur’an açık açık: Allah buyurur ki; “Ey İsa ben seni vefat ettireceğim… Ali İmran-55” Şimdi İsa yaşamadığına göre vefat ettirmiş demek ki. Vefat kelimesinin başka bir anlamı var mı?


Fark ne? Ahmet vefat etti. Yani Ahmet artık yok.

İsa vefat etti. Yani İsa artık yok. Bu kadar mantık yetmez mi?

Ayrıca zerre kadar aklı olan şu ayetten ne anlar? “Allah, Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara sen mi ‘Allah’ın dışında beni ve annemi birer ilah kabul edin’ dedin?  buyurduğu zaman o şu cevabı verir:  Haşa! Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim şüphesiz sen onu bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, ama ben senin zatında olanı bilmem. Gizlileri tam olarak bilen sensin.

Ben onlara ancak senin bana emrettiklerini söyledim. Benim de rabbim sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin dedim. İçlerinde bulunduğum sürece onların yaptıklarına tanık idim. Fakat sen beni ÖLDÜRDÜN. Sonra onların halini bilip gören sadece sensin. Sen her şeye şahitsin.” 


Ne dersiniz ey akıl sahipleri. Sizce bu ayetten Hz. İsa’nın yaşadığı mı anlaşılıyor yoksa öldüğü mü?

Eğer alem-i İslam şu kadarcık meseleyi anlayıp hâlâ istikamet bulamıyorsa kim ne yapsın? Vesselam.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

UÖzkan

Peki Hz İsa nerde hangi tarihte öldü hocam!? Hristiyan ve Yahudiler öldü biliyo.. Müslümanlar-EhliSünnet değil.. yanlış mı biliyom..

serhat öztürk

Buyurduğunuz gibi dünya manevi olarak bahar mevsimine gidiyor bunca karanlık kış dan sonra.Her peygamberin kabul olan duası var İsa a.s kendinden sonra gelecek o büyük oeygambere ümmet olmak için duasını kullanmış ve peygamberimiz İsa gelecek şeiatimla amel edecek diyor.Bir muhbir i sadık bir Kadir i zül celalin vaadinde istinaden soylemiştir elbette haktır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23