Böyle şaşkalozluk görülmedi!
Böyle şaşkalozluk görülmedi!
İDRİS GÜNAYDIN
Bu malum parti, gerçekten acayip bir vaka.
Nesi acayip? Tüm zamanların en büyük hırsızları bu partiden çıkar. Bu mu? Hayır.
Tüm zamanların en büyük ırza tecavüzcüleri bu partiden çıkar. Bu mu? Hayır.
Tüm zamanların en büyük din düşmanları bu partiden çıkar. Bu mu? Hayır.
Tüm zamanların en fazla milleti alaya alanları bu partiden çıkar. Bu mu? Hayır.
Milletin gündemi ayrı bunların gündemi ayrıdır. Bu mu? Hayır.
En büyük beceriksizler bunlardır. Bu mu? Hayır.
Ya ne?
Tüm bunlara rağmen, tüm bunları yıllardır işleyenler bunlar olduğu halde, taraftarlarından zerre pişman olan var mı? Hayır. Yüzü kızaran var mı? Hayır “Biz gerçekten bilememişiz, basiretimiz bağlanmış. Lanet olsun, elim kırılsaydı” diyen var mı? Hayır.
Bu nasıl parti yahu? Bu kadar öz eleştiri yapmayan partili olur mu? Bu kadar yüzü kızarmayan parti olur mu?
Hiçbir insan, böyle bir kadına sahip olsa onunla durmaz. Böyle bir işçiye sahip olsa yanında tutmaz. Böyle bir evladı olsa miras bırakmaz. Böyle komşusu olsa orada komşuluk yapmaz. Hiç birinin böyle eşeği olsa atı olsa bir dakika onu beslemez.
Aman Allah’ım! Atalar ne kadar doğru söylemiş: “Ağacın dibine meyvesi düşer” diye “Hık” demiş burnundan düşmüş. O atom karınca var ya atom karınca… Evli bir kadının banyoda saçlarını tarıyormuş. Kocası hiiç önemsememiş de karısını öpüp evine götürmüş. Ne var bunda? Atom karınca tabii. Yapar da tarar da deyip bir de seni suçluyorlar.
O atom karınca var ya o atom karınca. Başka bir kızla aynı yastıkta aynı yorganda evcülük oynamışlar desen, ne var bunda? O atom karınca, ona kurban olsun alem… diyorlar.
O atom karınca var ya o. Bir Yahudi güzel ile altı ay nikahsız yaşamış. Onu çiftliklerinde gezdirmiş desen, ne var bunda o atom karınca, o her şeyi yapar diyorlar.
Eh. Belçika okullarında kitaplara girdiğine göre o atom karınca var ya o; Vidat adlı bir uşakla “diddiri diri diri güzel horozum” oyunu oynamışlar desen seni ahlaksızlıkla suçluyorlar.
Fırsatını bulursan sen de yap diyorlar.
Babadan kalmadığı, hatta babası bilinmediği halde binlerce dönüm araziye, çiftliğe, fabrikaya, mandıraya sahip olmuş, belli ki başka bir değirmenin suyunu kendine bağlamış, desen; vay çekemez seni diye üzerine geliyorlar.
Yahu bir insan bu kadar mı atom karıncaya çeker.
Geriye ne kaldı? Neyin mücadelesini vereceksin? Hangi faziletin mücadelesini vereceksin? Anlamak mümkün değil. Bir de bunu, “siz paskalarda gazel karıştırırken biz okula, aydınlanmaya gidiyorduk” diyorlar iyi mi? Çok bilgililer ya. Bilerek yapıyorlar bunca şeyi.
Hadi şimdi falan belediye başkanınız “hırsız” deseniz ne çıkar. En büyük suç örgütünü kurmuş deseniz ne bağlar? Adam şu kadar ceza almış deseniz cezayı verene saldırır. Adamın diplomasi bilgisi yokmuş deseniz, vara vara kazanır der.
Falancı otelde kendinden otuz beş yaş küçük kızla basılmış desen, niye otelde basıyorsunuz, kaçma tehlikesi mi var der. Falanca 16 yaşındaki kıza şöyle böyle mesajlar atmış deseniz, iftira der. Şu şu belediye başkanlarınız ve çalışanlarınız… desen; bunlar birer oyun der. Nasıl konuşacaksınız bu adamlarla?
Ama hak veriyorum. Dün Sabiha Gökçen, namı diğer (Hatun Sebilciyan) Havaalanındaydım. Gece saat on ikide. İnsan selinden zor buldum kalkacağımız kapıyı. Gerçekten, zamanında “Sabiha Gökçen Havaalanına ne gerek var? Orada ot mu yetiştireceksiniz? Sığır mı otlatacaksınız?” diyen adama hak verdim. Bir sürü sığır otluyordu orada. Ne yapalım? Bize de kavallarını çalmak düştü. Vesselam.