• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
TÜM YAZILARI
04 Mart 2019

Yeni bir Arap Baharı lazım

Geçtiğimiz hafta Sisi isimli yeni Mısır firavunu 9 genci işlemedikleri suçlardan dolayı idam etti. İdam edilen gençler, kendilerine Mısır’a yetecek kadar elektrik verilerek itirafnamelerin altına imza atmak zorunda bırakıldıklarını beyan etmişlerdi. Daha onlar gibi nicesi hem Müslüman hem de kardeş, yani Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) üyesi oldukları için idam edilmeyi bekliyorlar. Kalem sahipleri bu konuda bir şey yazmazsa dilsiz şeytandan farkları kalmaz. Vebalin yanısıra aynı sonu yaşamanın çok uzağında olmadığımız için mutlaka desteğimizi göstermeli ve tavsiyelerde bulunmamız gerekir. 

Müslüman Kardeşler Mısır’da doğup büyümüş ve tüm Ortadoğu’ya yayılmış bir harekettir. Şiddetten uzak, itikadı sağlam ve ilerici bir grup olduğunu CIA’nın eski Türkiye masası şefi Graham Fuller bile yazdı. Bir insan veya insan topluluğu eğer iyiyse, onu sevmeyenler doğal olarak onu kötü görürler. Çünkü iyi olan sevilir. Kötüdense kaçılır. Eğer İhvan kötüyse Sisi’nin ya da Körfez prenslerinin iyi olduğu kabul edilmeli. Peki darbe yapıp insanları idam eden bir diktatör, ya da gazeteci vatandaşını kendi konsolosluğunda öldüren bir prens iyi olabilir mi? İyidir diyen beri gelsin.

Bu arada kötülüğün prensleri ve kralları masum insanları öldürürken sözde medeni dünya da seyredip duruyor. Mesela Türkiye’yi demokratik olmadığı ve insan haklarına saygı göstermediği için suçlayan ve zamanında idam cezasını kaldırtan Avrupa Birliği… Tüm yöneticileri toplanıp daha idam edilen gençlerin cenazeleri defin edilmeden Sisi’yi ziyarete gittiler. Sisi’nin Mısır’ında demokrasi yok, insan hakları yok, özgürlükler yok ve fakat idam var. Ama Avrupalılardan tek ses çıkmıyor. Şayet Mısır Akdeniz’in güneyinde değil de kuzeyinde olsaydı bu kadar zulme rağmen AB üyesi bile yaparlardı.

Eğer Sisi ve diğerlerinin keyfiliklerine ses çıkarılmazsa Ortadoğu halkı bugünleri bile arayacaktır. İhvan ki tüm bölgede on milyonlarca üyesi olan bir yapılanma. Bugüne kadar hep şiddetten uzak durdular ve şiddete bulaşanlarla aralarına mesafe koydular. Ancak yine de Arap diktatörlerin tamamı grubu bir terör örgütü olarak görüyor. Eğer ki grup üyelerinin en kıymetli varlıkları olan canları da ellerinden alınmak istenirse şiddet tek çözüm olarak kalacaktır. İnsanlar haksız yere ölecekse kendilerini öldürmek isteyenlerden önce davranmak isteyeceklerdir. Bu da şiddet sarmalına neden olacaktır. An itibariyle İhvan şiddete mecbur bırakılmak için uğraşılıyor. 

Eğer gerçekten bir gün İhvan üyeleri şiddete başvururlarsa buna sebep olanlar değil, İhvan’ın kendisi suçlanacaktır. Barışçıl siyaseti bile terör olarak görenler, haksızca ve usulca ölmek yerine direnenleri elbette ki suçlu göreceklerdir. Hatta Sisi gibilerini terörle mücadele eden ve demokrasiyi ikame etmeye çalışan biri olarak lanse etmemişler miydi? Suudi Prensi de reformcu olarak tanıtmamışlar mıydı?  

Bunca haksızlığa rağmen Ortadoğu’nun mağdur ve mazlum insanları susacaklar mı? Elbette susmayacaklar ama şiddete de bulaşmayacaklar. Diktatörlerin hüküm ettiği ülkelerde diktatörlerden rahatsız olan başka güç sahipleri de var. Bugün Mısır ordusunun tamamının Sisi yanlısı olduğu söylenemez. Körfez ülkelerinde de durum aynı. Müslüman Kardeşlerin güce, iktidardan rahatsız prens ve general gibi güç sahiplerinin de halka ihtiyacı var. Herkes elindeki kozları bir araya getirip hayatlarını ve geleceklerini ipotek altına alan zalimlerden kurtulmak için mücadele etmeli. İlk Arap Baharı başarısız oldu. Fakat mevcut durum yeni bir Arap Baharını gerektiriyor. Yoksa çöl sıcağıyla meşhur Ortadoğu bölgesinde hep kış yaşanacak.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23