Yakmayan ateş pişirir

10 Haziran 2019 Pazartesi

Bazen içinde yaşadığınız şartların ne kadar kötü olduğunu anlamanız zaman alır. Mesela siz bir yerde düşük bir maaşla yıllarca çalışırken, bir arkadaşınız aynı sürede başka işler yaparak zengin olmuştur. Yaşadığınız hayatın daha iyisinin olmadığını zannederek tükettiğiniz her dakika boşa gitmiştir. Bu durum devletler için de böyledir. Bir düşmandan korkarsınız ve gider bir ittifaka üye olursunuz. Egemenliğinizi güvenceye aldığınıza inanırsınız. 

Bedel olarak da ittifakın lideri ülkenizi fiili olarak yönetir, darbeler yaptırır, Başbakanlar astırır, ekonomi yerinde sayar ve savunma sanayinizi geliştirmeyip tabancanızı bile dışarıdan alırsınız. Ve bir gün uyanırsınız. Ancak patron müttefikler sizi yeniden uykuya daldırmaya çalışır. Uyumamakta ısrar ederseniz klasik taktiklerle sizi kendilerine mahkûm ve mecbur etmeye çalışırlar. Son yıllarda müttefiklerimiz ABD ve AB ile yaşadığımız sorunlar tam da bunun göstergesi değil mi?

AB mesela. İlk başvuruyu 60 yıl önce yapmamıza rağmen hâlâ kapıda bekletiyorlar. 60 yıl önce Kıbrıs diye bir devlet kuruldu. Sonra bölündü. Rum tarafı AB’ye alınıp, Türk tarafı kendi haline bırakıldı. Böyle habire kurulup yıkılan yarım yamalak bir devletçik bile Türkiye’ye tercih edildi. Yine 30 yıl önce Sovyet etkisinden kurtulan Doğu Avrupa ülkeleri de artık AB üyesi. Yakında Bosna ve Arnavutluk’u da alırlar. 

Nedense bizim hükümetlerimiz tepkilerini koymadılar. Hâlbuki ellerine ne iyi fırsatlar geçmişti. Örneğin mülteciler Avrupa’ya akın ettiğinde bazı AB ülkeleri birlikten çıkmayı bile dillendirmeye başlamışlardı. Sonra AB gelip Türkiye ile geri kabul anlaşması imzaladı. Karşılığında da vizeleri kaldıracaktı. Sonuç; AB dağılmaktan kurtuldu. Türkler ise hâlâ vizeyle AB ülkelerine giriyorlar. Böylelikle hem mültecileri hem mültecilere engel olan Türkleri içeri almadılar. Dahası, Türkiye anlaşmaya imza atarak hem AB’yi hem de üye ülkelerin hükümetlerini kurtarırken, onlar 15 Temmuzda bizim hükümetimizin yıkılması teşebbüsüne destek verdiler ve sonrasında darbecileri bağırlarına bastılar. Siz hiç Avrupa’dan iade edilen bir tane darbeci duydunuz mu? 

Diğer yandan; ABD verdiği sözlerini yerine getirmemesinin yanı sıra Türkiye’yi tokatlayarak te’dip etmeye çalışıyor. Şu meşhur F-35’leri ve Patriotları vermemek için kaç bahane ürettiler. Şimdiki bahaneleri S-400 füzeleri. Eğer Türkiye S-400’leri almazsa ya Afrin’den çıkmayı, ya Kıbrıs’ı ya da başka bir bahaneyi öne sürecekler. Çünkü F-35’leri kesinlikle vermeyecekler. Türkiye düşmanı tüm lobiler ne yapıp edip engelleyecekler. Bilhassa Yahudi lobisi F-35’ler bölgede sadece İsrail’de olsun diye çok çalışıyor. 

Türkiye dik durmalı. Belki bir bedel ödeyeceğiz ve fakat boyun bükersek ödenecek bedel daha ağır olacak. S-400’ler alınmazsa Ruslardan bir daha da silah alınmaz. Amerika yine de F-35 ve Patriotları vermeyeceği için savunmasız bir halde ortada kalacağız. Oysa bu noktaya gelinmesinin sebebi ABD’nin ayak diretmesiydi. Bunun cezasını Türkiye değil ABD çekmeli. Aslında onların çekeceği bir ceza yok. Sadece süper güç karizmalarına bir çizik vurulacak. Oysa Türkiye’nin herhangi bir yerine çizik vurulursa bu ülke zayıflar ve kendini savunamaz hale gelir. 

En önemlisi de bu ülkenin çiğnenen onurudur. Nasıl olur da iki tarafın imzaladığı anlaşmalarda bir taraf hep kaybeden olur? Mülteci geri kabul anlaşmasının Türkiye’ye kazancı ne oldu? NATO anlaşmasıyla Türkiye korundu mu? Rus uçağı düşürüldüğünde NATO üyeleri ortadan kaybolmuştu. Hem Suriye’den gelen terörü durdurmak için bir şey yaptılar mı? Tam tersi YPG terörüne sahip çıkmadılar mı? S-400 füzeleri NATO sistemine uyumlu değil diyorlar. Mevzu Türkiye olunca ortalıkta gözükmeyen NATO’ya uyumlu olsa ne yazar ki? NATO görevini yapsaydı zaten S-400’lere de gerek kalmayacaktı. 

Yıllarca uyutulan bu ülke uyanmalı artık. Bağımsızlığın bir bedeli olacak. Belki üzerimize ateşler salacaklar. Lakin ateş Türkiye’yi yakmayıp pişirecektir. Korkacak hiçbir şey yok. Aksi bir durumda sadece gelişmiş silahları değil şerefimizi de kaybederiz. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Ahmet ALINÇAhmet ALINÇ7 gün önce
    Sayın Yazar size katılıyorum . Ama suçlu kim . Dünyanın en iyi cografyasında olan bu ülkemiz neden onun bunun oyuncağı? Çünkü biz halk olarak çalışmayı sevmeyen siyasilerin peşinde koşup avanta para kazanmasını severiz. Ülkenin şuanki durumu içler acısı . Şuanki kadrolaşmaya bakın allah aşkına mehmet Şimşek gibi iyi bir ekonomisti gönderiyorsun her konuştugında istikrarsızlık yaratan birini bakan yapıyorsun nerde o akp ‘nin iş bilen adamları ben size şunu söyleyeyim ben erdoğan hayranı biriydim ( ban mhp’liyim) böyle giderse Binali bey % 40 oyu bılamaz
  • Ahmet ÖzAhmet Öz8 gün önce
    İbrahim Bey;Bağımsızlığın bedeli olarak ''yakmayıp pişirecekler'' noktasına geldiniz.Sakıp Sabancı merhum,zenginliğinin boyutlarını açıklarken,geldiği noktayı hep vurgulardı.Siyasette muktedirler,geldikleri noktayı çabucak unutuverdiler.Milli Nizam Partisi'ninden bu yana köprünün altından çok sular aktı.Milliyetçi mukaddesatçı kadrolar çok önemli yerlere yerleşti.İlk yaptıkları şey,''Onlar ülkenin kaymağını yediler,şimdi yeme sırası bize geldi'' anlayışını geliştirdiler.Nerede kaldı milliyetçi,mukaddesatçı,hamasi duygular?Tabii ki genellemeye almıyorum ama 17 yıllık Ak Parti oy trendini aşağıya doğru eğdiren,bu anlayış olsa gerektir.Size sorum şudur:17 yıldır,neleri bu iktidar yapamadı da, biz pişirilme noktasına geldik?Dış mihraklar mı?Emperyal ülkeler mi?Yoksa Sayın Kılıçdaroğlu mu,17 yıl boyunca bizi bu açmazların içine soktu?Atatürk Cumhuriyetini sorguluyorsunuz.Atatürk Cumhuriyeti'nin birikimlerini de özelleştire özelleştire bitiriyoruz.Elde avuçta ne varsa mevcut iktidarların zamanında elden gitti.Cılız bir ana muhalefet var.Ankara'dan Maltepe'ye kadar ancak ellerinde adalet yazılı pankartlarla yürüyüş yapabildiler.Başkaca bir ana muhalefet gücü sergileyemediler.Ülke yönetimi tamamen Ak iktidarın tekelindeydi.Niçin ülke pişirilme noktasına geldi?Bence,yönetim erkinde anlayış değişikliğine gidilmesi lazım.Zira sorun çözen iktidar değil de,sanki, sorun üreten bir iktadar var karşımızda.F 35 ile S-400 arasında sıkışıp kalmamızın sebeplerinin altında,bizim sorun üretme alışkanlığımız yatıyor.Ülkemiz şantajlara maruz kalıyorsa eğer,jantajlara konu olan açıklarımız var,demektir.Sayın İmamoğlu'nu sevin ya da sevmeyin,yaptığı ilk şey şeffaflık oldu.Aldığı karar toplantılarını tv ekranlarında canlı yayınlandı.Geçmişte yapılan akçasal kirlilikler bir bir etrafa saçıldı.Acaba şantajlara konu olan kirli çamaşırlar mı var da,bu denli dış politikada çıkmazlardayız?
  • Deli İboDeli İbo8 gün önce
    Gavurda oyunda, yalanda bitmez.Onun için onlar bize ne yspmamızı istiyorsa, bilinki bizim için hayırlı değildir.Bizim onların isteğinin tersini yapmamız lazım.AB bizim icin artık bir anlam ifade etmiyor
  • GerçekGerçek8 gün önce
    İktidar benmiyim Tayyip Erdoğan. yapsın gereğinibelediye seçiminde hiç birşey yapmasaydi sadece adaylar islerini yapsaydı bundan daha iyi sonuç alırlardı. Bakın yakında dolar 10₺ olacak belkide asker yönetime el koyacak . İyi tarafı bütün bölücü ve fetoculeri temizleyecek bu temizliğe chpde dahil. Bunlar benim tahminim olurmu olmazmi Allah bilir.

Günün Özeti