--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yakmayan ateş pişirir

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Bazen içinde yaşadığınız şartların ne kadar kötü olduğunu anlamanız zaman alır. Mesela siz bir yerde düşük bir maaşla yıllarca çalışırken, bir arkadaşınız aynı sürede başka işler yaparak zengin olmuştur. Yaşadığınız hayatın daha iyisinin olmadığını zannederek tükettiğiniz her dakika boşa gitmiştir. Bu durum devletler için de böyledir. Bir düşmandan korkarsınız ve gider bir ittifaka üye olursunuz. Egemenliğinizi güvenceye aldığınıza inanırsınız. 

Bedel olarak da ittifakın lideri ülkenizi fiili olarak yönetir, darbeler yaptırır, Başbakanlar astırır, ekonomi yerinde sayar ve savunma sanayinizi geliştirmeyip tabancanızı bile dışarıdan alırsınız. Ve bir gün uyanırsınız. Ancak patron müttefikler sizi yeniden uykuya daldırmaya çalışır. Uyumamakta ısrar ederseniz klasik taktiklerle sizi kendilerine mahkûm ve mecbur etmeye çalışırlar. Son yıllarda müttefiklerimiz ABD ve AB ile yaşadığımız sorunlar tam da bunun göstergesi değil mi?

AB mesela. İlk başvuruyu 60 yıl önce yapmamıza rağmen hâlâ kapıda bekletiyorlar. 60 yıl önce Kıbrıs diye bir devlet kuruldu. Sonra bölündü. Rum tarafı AB’ye alınıp, Türk tarafı kendi haline bırakıldı. Böyle habire kurulup yıkılan yarım yamalak bir devletçik bile Türkiye’ye tercih edildi. Yine 30 yıl önce Sovyet etkisinden kurtulan Doğu Avrupa ülkeleri de artık AB üyesi. Yakında Bosna ve Arnavutluk’u da alırlar. 

Nedense bizim hükümetlerimiz tepkilerini koymadılar. Hâlbuki ellerine ne iyi fırsatlar geçmişti. Örneğin mülteciler Avrupa’ya akın ettiğinde bazı AB ülkeleri birlikten çıkmayı bile dillendirmeye başlamışlardı. Sonra AB gelip Türkiye ile geri kabul anlaşması imzaladı. Karşılığında da vizeleri kaldıracaktı. Sonuç; AB dağılmaktan kurtuldu. Türkler ise hâlâ vizeyle AB ülkelerine giriyorlar. Böylelikle hem mültecileri hem mültecilere engel olan Türkleri içeri almadılar. Dahası, Türkiye anlaşmaya imza atarak hem AB’yi hem de üye ülkelerin hükümetlerini kurtarırken, onlar 15 Temmuzda bizim hükümetimizin yıkılması teşebbüsüne destek verdiler ve sonrasında darbecileri bağırlarına bastılar. Siz hiç Avrupa’dan iade edilen bir tane darbeci duydunuz mu? 

Diğer yandan; ABD verdiği sözlerini yerine getirmemesinin yanı sıra Türkiye’yi tokatlayarak te’dip etmeye çalışıyor. Şu meşhur F-35’leri ve Patriotları vermemek için kaç bahane ürettiler. Şimdiki bahaneleri S-400 füzeleri. Eğer Türkiye S-400’leri almazsa ya Afrin’den çıkmayı, ya Kıbrıs’ı ya da başka bir bahaneyi öne sürecekler. Çünkü F-35’leri kesinlikle vermeyecekler. Türkiye düşmanı tüm lobiler ne yapıp edip engelleyecekler. Bilhassa Yahudi lobisi F-35’ler bölgede sadece İsrail’de olsun diye çok çalışıyor. 

Türkiye dik durmalı. Belki bir bedel ödeyeceğiz ve fakat boyun bükersek ödenecek bedel daha ağır olacak. S-400’ler alınmazsa Ruslardan bir daha da silah alınmaz. Amerika yine de F-35 ve Patriotları vermeyeceği için savunmasız bir halde ortada kalacağız. Oysa bu noktaya gelinmesinin sebebi ABD’nin ayak diretmesiydi. Bunun cezasını Türkiye değil ABD çekmeli. Aslında onların çekeceği bir ceza yok. Sadece süper güç karizmalarına bir çizik vurulacak. Oysa Türkiye’nin herhangi bir yerine çizik vurulursa bu ülke zayıflar ve kendini savunamaz hale gelir. 

En önemlisi de bu ülkenin çiğnenen onurudur. Nasıl olur da iki tarafın imzaladığı anlaşmalarda bir taraf hep kaybeden olur? Mülteci geri kabul anlaşmasının Türkiye’ye kazancı ne oldu? NATO anlaşmasıyla Türkiye korundu mu? Rus uçağı düşürüldüğünde NATO üyeleri ortadan kaybolmuştu. Hem Suriye’den gelen terörü durdurmak için bir şey yaptılar mı? Tam tersi YPG terörüne sahip çıkmadılar mı? S-400 füzeleri NATO sistemine uyumlu değil diyorlar. Mevzu Türkiye olunca ortalıkta gözükmeyen NATO’ya uyumlu olsa ne yazar ki? NATO görevini yapsaydı zaten S-400’lere de gerek kalmayacaktı. 

Yıllarca uyutulan bu ülke uyanmalı artık. Bağımsızlığın bir bedeli olacak. Belki üzerimize ateşler salacaklar. Lakin ateş Türkiye’yi yakmayıp pişirecektir. Korkacak hiçbir şey yok. Aksi bir durumda sadece gelişmiş silahları değil şerefimizi de kaybederiz. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle