• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
TÜM YAZILARI
14 Eylül 2020

Tarikatlar ve cemaatler

Bir şeyin kötü bir yanı varsa onu hepten atmak mantıklı değildir. Mesela domatesin bir tarafı çürümüşse çürük tarafı atılıp işe yarayan tarafı kullanılır. Ya da bir işyerinde kurallara uymayan personel varsa onlar atılır ve fakat işini layıkıyla yapanlar işine devam ederler ve işyeri de sorunlu personel yüzünden kapanmaz. Tarikat/cemaat mevzusu da böyle bir şey. 

Cumhuriyet kurulduğunda dini gruplara faaliyet hakkı tanınmadığı için tarikatlar yer altına inerek tebliğde bulundular. Muhafazakar Ak Partinin iktidara gelmesiyle birlikte rahatlayan ve yüzeye çıkan mezkur grupların üzerindeki gizem de ortadan kalktı ve insanlara neyi tebliğ ettikleri, vaatleri ve hedefleri ortaya çıktı. Görüldü ki itikat noktasında çizgisinden şaşmamış cemaatler olduğu gibi (ki bunlar sayıca çok olup nüfusça azdırlar) bu ulvi müesseseleri istismar edip iyi niyetle tabi olan cemaat üyelerini başka taraflara kanalize edenler de vardı. 

Mesela FETÖ, Fetullah Gülen’in egosunu yüceltmek için kurulmuştur. Gülen ise istihbarat gruplarına gönüllü ajanlık yapmış, dinle alakası olmayan bir kişiliktir. Onun gayesi uhrevi değil dünyeviydi. Buna benzer birkaç grup daha var ki hepsi de FETÖ gibi istihbarat örgütlerine ya da kerameti kendinden menkul liderlerine hizmet ederler ve bu hizmeti ibadet telakki ederler. Bu durumda şöyle bir tez geliştirilebilir; Tarikatlar/cemaatler ya liderleri ya da derin güçler tarafından ifsad edilirler. Eğer lider sahtekarsa bir istihbarat örgütünün o lideri kontrolüne alması çok kolaydır. 

Ancak tarikatlar ve cemaatler genel olarak iyidirler ve toplum için elzemdirler. Çünkü birey tek başına dinini öğrenemeyebiliyor veya şeytan müsaade etmeyebiliyor. Fakat cemaatleşerek hareket etmek manevi bir şirkete dönüştüğü için manevi kazançları da yüksek oluyor. Ancak iyi bir cemaatin sonradan değişmeyeceğinin garantisi olmadığı için cemaatlerin şeffaf olmaları gerekir. Gayet şeffaf çalışan çok cemaat var ama sorun çıkaranlar hep gündemde olduğu için onlar arada kayboluyorlar. 

Öte yandan; devlet-cemaat ilişkisinde diğer bir sorun olan devletin tekrardan cemaatlere düşman kesilmemesinin garantisinin verilmesi gerekiyor. Bu ülkenin rejimi onyıllarca dini ve dindar insanları düşman olarak gördü. Dört kişi bir araya geldiğinde toplayıp hapislere attı. Muhtemel bir iktidar değişikliğinde aynı zulmün reva görülmeyeceğini kim garanti edebilir? Kaldı ki tarikat nefreti din nefretinden ileri geliyor. Yoksa bugün LGBT’sinden tutun Atatürkçü Düşünce Derneğine kadar birçok dini olmayan cemaat var ama kimse onlara bir şey demiyor. Onlar için ‘cemaat’ tabirini özellikle kullandım, çünkü cemaat aynı gaye için bir araya gelen insan topluluğudur, ki dinle alakası olmayan nice cemaatler var. 

Diğer yandan maneviyatla iştigal eden müesseselerin manevi ihtiyaca binaen ortaya çıktıklarının bilinmesi lazım. Allah her kuluna inanma duyusu vermiştir. Kul bir arayış içine girer ve tek başına yetersiz kalınca bir bilenin, yani bir şeyhin/alimin kapısını çalar ve ona tutunarak Allah’a ulaşmaya çalışır. Bu durumda şeyhlik makamını biraz da insanlar oluşturuyor. Yoksa hiçbir Allah dostu kendisini şeyh olarak tanımlamaz. O makamı müritler verir. 

Hal böyleyken tarikatları kapatalım demek çözüm olmuyor. Çünkü manen arayış içinde olan insanlar var oldukça bu müesseseler de var olmaya devam edecekler. Doğrusu var olmaları da gereklidir. Çok az insan kendi çabalarıyla ibadetlerine devam edebilmektedir. Oysa ki tamamı ibadet eden yüzlerce arkadaşı olduğunda ibadetini idame ettirmesi daha kolay olmaktadır. Dolayısıyla tarikatları/cemaatleri yok etmek yerine içlerindeki çürükleri sessizce ayıklamak en doğru seçenektir. Aleni ve cezalandırıcı tavırlar hakkı arayan insanlara zulmetmekten başka bir şey ifade etmeyecektir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Tarikat mi, Uşşaki folklör ekibi mi?

Cübbeli' nin yerinde tabiriyle bu merdiven altı kaçak tarikat(!) müsveddeleri aslında her biri sıfır kalite arabesk birer yerel folklor ekibidirler. Kiminin elinde def, kiminkinde zil tokmak dambur dumbur, dambur dumbur hoplayıp zıplamaktadırlar. Bu türkü ekibini dinlenme aralarında eşşek sudan gelene kadar güzelce kaşıyacaksınız ki, görün o zaman bak ikinci bölümde o kafalar ileri geri, aşağı yukarı nasıl daha acayip sallanıp dönüyor..
  • Yanıtla

Hamza Demirbas

Tebrik ederim.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23