Korkan Avrupa, yakında Türkiye’nin kapısını çalar
Korkan Avrupa, yakında Türkiye’nin kapısını çalar
İBRAHİM KARATAŞ
Vietnam’da desteklediği tarafı, Afganistan’da kurduğu yapay hükümeti ve daha birçok ülkede desteklediği grupları ortada bırakıp çekilen Amerika bu kez de Ukrayna’yı Rusya’ya teslim edip bırakıyor. Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın dediği gibi; “ABD ile düşman olmak tehlikeli, dost olmaksa ölümcüldür”. Gerçekten de öyle oluyor. Amerika’nın dostları Trump yönetiminin yakında yapacağı ihaneti korkuyla bekliyor.
Hususen Avrupa büyük bir korku içinde. ABD’nin peşinden gidip Ukrayna’yı destekleyen ve yüklü miktarda silah veren Avrupalılar bu sayede Rusya’nın dizginlenebileceğini düşündüler. Düşünceleri doğruydu ve fakat Trump’ın iktidara gelişiyle Rusya’ya karşı kurulan zafer hayalleri Rusya’dan nasıl korunuruz kâbuslarına döndü. Avrupa da aslında çok samimi değil. Şu anda ABD’ye rağmen Ukrayna’ya asker göndermeyi düşünüyorlar ama bunu Ukrayna Rusya’ya teslim olduktan sonra yapmayı planlıyorlar.
Avrupa ne savaşabiliyor ne de savaşana cesurca destek verebiliyor. Yılların verdiği rahatlık onları öyle bir mayıştırmış ki bugün bazıları Rusya göz kırpsa hemen komşularını yarı yolda bırakacak durumdular. Nitekim Ukrayna savaşı biterse Macaristan ve Slovakya diğerlerinden farklı olarak Rusya ile ilişkileri geliştireceklerdir. Diğerleri her ne kadar Amerika’ya tepki gösterip Rusya’ya düşmanlık besleseler de yapacak bir şeyleri yok. Çünkü bazılarının ordusu bile yok. Yıllarca Amerika’ya sırtlarını dayamanın bedelini çekecek gibi görünüyorlar.
Bu hengâmda muhtemelen Türkiye’nin kapısını da çalacaklardır. Düne kadar dışladıkları Türkiye’nin Avrupa’da çok kıymete binmesi olasıdır. Hatta Polonyalılar başbakanları Donald Tusk’ın Twitter mesajlarının altına Türkiye gibi bir ordumuz, savunma sanayimiz olsun diye tavsiyelerde bulunuyorlar.
Türkiye gerçekten de gıpta edilecek son bir 20 yıl geçirdi. Özellikle 20 yıl önce atılan tohumlar meyve verip yenmeye başlanınca diğerlerinin dikkatini çekti. O meyvelerden özellikle dış politika ve savunma sanayisini öne çıkarabiliriz. Dış politikada bağımsız davranması tepki çekse de zaman Türkiye’nin haklı olduğunu gösterdi. Türkiye artık birilerinin vagonu değil, ortak olmaya çalıştığı bir ülke oldu. Mesela Amerika ve Rusya gibi ülkeleri aykırı tiplerin yönettiği bir hengâmda iki ülke ile arasını sıcak tutabilen tek ülke olarak kaldı. Ne Trump’tan ne de Putin’den Türkiye aleyhine söz duyamazsınız. Duyarsanız da o söze verilecek bir cevabın olduğunu tahmin edebilirsiniz.
Diğer yandan savunma sanayisinin millileşmesi diğer bir meyvedir ve daha büyük ve de daha lezzetlidir. Düne kadar kapıda silah almak için bekleyen Türkiye’den 1000 km menzilli hipersonik füze üreten, SİHA’da dünya lideri, kendi tankı ve jetini yakında seri üretime geçirecek bir Türkiye’ye döndük. Ayrıca bu silahlar sayesinde bölgenin en etkili ülkelerinden biri haline geldik. Dün düşmanlık besleyen bölge ülkeleri silah almak için sıraya giriyorlar.
Muhtemelen Avrupa da sıraya girecektir. Avrupa hayatta kalmak istiyorsa ve Avrupa Birliği’ni devam ettirmek istiyorsa mutlaka güvenliğini temin etmek durumundadır. Bazı ülkelerin nüfusu var, silahı var ama savaşacak ordusu yok. Bazılarının hem nüfusu hem ordusu hem de silahı yok. Bu üç parametreyi sağlayan tek ülke Türkiye. Bu yüzden Türkiye’ye güvenlik bahanesiyle yanaşıp Türkiye’nin etkin dış politikasından ve askeri gücünden istifade etmek isteyeceklerdir.
Hükümete tavsiyem meyvelerini satacaksa çok pahalıya satmasıdır. O meyvelerin yetişmesi için ne bedeller ödendiğini, bizzat Avrupalıların ağaçlara giden suları kestiğini en iyi hükümet bilir. Zor yetişen meyve pahalı olmalıdır. Ucuza gitmemelidir. Hem alıcıların verecek çokça paraları diğer kıymetli varlıkları var.