• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
TÜM YAZILARI

İktidar ve muhalefet

15 Haziran 2020


İbrahim Karataş İletişim: [email protected]

Dış politikayı iç politikaya yeğleyen biriyim ama artık dış politikaya odaklanınca da iç politikanın içinde buluyoruz kendimizi. Mesela, CHP’li Engin Altay birkaç gün önce “Erdoğan Libya petrolünün peşinde buna izin vermeyeceğiz” şeklinde akıllara ziyan bir söz sarf etti. Bu sözle Erdoğan’ı sömürgeci ilan etmesinin yanısıra, her zaman ki gibi gayri meşru hareket eden bir diktatörü, yani Hafter’i parti olarak savunduklarını da bir kez daha vurgulamış oldu. 

CHP’nin diktatör sevgisi malum ama çelişkileri muazzam. Bir yandan Erdoğan’a diktatör deyip her türlü hakareti yaparlar (ki diktatörün olduğu bir ülkede bu kadar hakaretin bedeli kavilli bir zulümdür), diğer yandan Esed ve Hafter gibi diktatörleri baştacı yapıyorlar. Demek ki CHP iktidarına kadar herkesi diktatörlükle suçlamak CHP’liler için mübahtır. 

Altay bu sözüyle hükümetin yanında memleketin de zorda kalmasından pek bir zevk aldığını ifşa ediyor. Eğer Libya petrolünden Türkiye de kazanç sağlayacaksa bunun ülkeye faydası olacaktır. Bundan niye rahatsız oluyorlar? Cari açık kapanır da ekonomi düzelir diye mi? Ak Parti ekonomiyi toparlarsa bundan en çok halk istifade eder. Tabii iktidarda da kalmaya devam ederler ama, bu başarının elbet güzel bir bedeli olacaktır. 

Bir de son seçimlerde İyi Parti’den öylesine Fatih belediye başkanlığına aday olan ve hiçbir vasfı olmayan bir bayan var. Suriye’nin kuzeyinde Azez ve diğer kasabalarda Türk Lirasının kullanılmasına adeta ağlıyor kadın. Kadının sosyal medya paylaşımlarının çoğu Esed’i savunmakla ilgili. Sorsanız kafatasçı olacak kadar Türkçü. Ama Türkiye’yi değil Esed’i savunuyor!. Öyle bir savunuş ki, insanın aklına acaba Esed’den para mı alıyor gibi sorular geliyor?!. 

Yoksa neden TL’nin Suriye’de kullanılmasına karşı gelsin!. Liranın daha çok kullanılması bu ülkenin ekonomisini güçlendirir. Ama hanımefendi nedense Suriye ekonomisi için telaşlanıyor. Öyle Suriyelileri düşündüğü falan da yok. Eğer belediye başkanı olsaydı (ki olması imkansız) tüm Suriyelileri kovacağını taahhüt etmişti. Hanımefendi sadece Esed’i seven Suriyelileri seviyor. 

Bunların yaptığı muhalefet değil. Muhalefet, iktidara karşı halkın avukatlığını yapıp, halkı savunmaktır. Ancak bizim muhalefette avukatlık var ama halk yok. Hal böyle olunca da siyaset bölünüyor, halk bölünüyor ve sonuç olarak dış politika da bölünüyor. Bir taraftan ülke çıkarları için koşturan bir hükümet, diğer taraftan o çıkarlara engel olan bir muhalefet. Bu lüzumsuz mücadele devletin ayağına pranga gibi yapışıyor ve hızını kesiyor. 

Eğer muhalefet iktidara talipse mevcut iktidara engel olarak değil, kendi alternatif politikalarını geliştirerek hedefine ulaşmalı. Yerel seçimleri kazanarak moral buldular ama görünen o ki orada da halktan çok kendilerini düşündükleri için bir yılda tel tel dökülmeye başladılar. Belediyelerin üç kat fiyatına aldığı ürünler, kokan denizler, yandaşlara yapılan yardımlar ve kıyaklar muhalefet için alarm zilleri çalıyor. 

Ancak iktidar da dış politikadaki başarısına rağmen halkın gönlünü yeniden kazanmakta zorluk çekiyor. Muhalefetin yerel seçimler sonrasındaki başarısızlığı muhalefeti aşağı çekiyor ama Ak Partide de bir yükseliş görünmüyor. Oysa sıçrama yapması işten bile değil. Bir kere hep aynı kadroları kullanması, yenilemeye gitmemesi, liyakatine bakmadan bir kişiye üç maaş ve makam verirken başkalarına yıllar boyu kapıyı kapatması halkta büyük rahatsızlık uyandırıyor. Sadece tanıdığı/dokunabildiği kişilerin emniyetli olduğu düşüncesinden vazgeçmeli ve bu uğurda ehliyeti feda etmemeli. Maalesef bununla ilgili herhangi bir adım atılmadı. İkincisi, gıda enflasyonuna bir türlü çare bulunamadı. Çok basit uygulamalar ve yönetmeliklerle sorun halledilebilir ama bu konuda herhangi bir hareket yok. Halbuki Ak Parti halen Türkiye’yi ileriye götürebilecek tek parti. Sonuç olarak, Türkiye’de ne iktidar iktidarda kalmak, ne de muhalefet iktidara gelmek için uğraşıyor. Tam tersi, ikisi de uzaklaşmak için çabalıyor. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bercan Aydın

Libya konusunda Erdoğan'ı sömürgeci ilan ediyorlar demişsiniz. Devlet Libya'daki petrol için orada değil mi?
  • Yanıtla

Tata Tonga

Araba (devlet) millete aittir. Arabanın şöförü de hükümettir. Şöför demek arabanın sahibi demek değildir! Millet başka şöför (muhalefet) de bulabilir. Şeffaflık yok ise her şey tırışkadan ibarettir.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23