• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
TÜM YAZILARI
09 Mart 2020

İdlib sorununun bugünü ve yarını

İdlib’teki çatışmalar şimdilik üç maddeden müteşekkil bir anlaşmayla durmuş durumda. Ancak ileride kuvvetle muhtemel yeni çatışmaların yaşanması mümkündür. Çünkü sanırım mevcut ateşkes 18. ateşkes oluyor. Bir ateşkes 18 defa bozuluyorsa 19. defa neden bozulmasın ki? Hem anlaşmayı Türk ve Rus hükümetleri yaptı ve fakat ateşkesi bozacak olan rejimin anlaşmanın altında imzası bulunmuyor. Dolayısıyla Ruslar taahhüt edince onlar da etmiş gibi oluyor ama Ruslara ne kadar güvenilir ki rejime güvenilsin?

Öte yandan, bugüne kadar rejim ile SMO arasındaki tampon bölgede faaliyet gösteren Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) halen varlığını sürdürüyor. Türkiye’nin desteklediği grupların içinde olmayan HTŞ’nin varlığı izaha muhtaçtır. Türkiye’nin de bu örgütten rahatsız olduğu biliniyor ve fakat henüz herhangi bir aksiyon alınmış değil. Oysa gelecekte SMO ve ordumuza zarar verme ihtimali gayet yüksektir.

Anlaşmaya dönersek; bunu Türkiye için başarısızlık olarak görmek yanlış olur. Bir kere Türkiye’nin Suriye topraklarında gözü yok. Terör tehlikesi ve mültecilerin akışı durduğu an Suriye’den çıkacaktır. Rejim ya da başkaları söz konusu sorunlara çözüm bulsa bile çıkar. Ama rejimin halkına yaptıkları ortadayken İdlib gibi yerleşim yerlerini ona teslim etmek meseleyi daha da kötü hale getirecektir. 

Tek çare uluslararası aktörleri sorunun içine sokmaktır -ki mültecilere Avrupa kapılarının açılması gayet güzel ama geç bir karardı. Türkiye yıllardır Avrupa adına mültecileri durdurmak için bekçilik yapıyordu. Bunu geri dönüş anlaşmasına binaen yaptı ama AB anlaşmaya uymadı. Halbuki AB taahhütlerini yerine getirmediği gün kapılar açılsaydı bugün çok yol kat edilmiş olacaktı. Şimdi kapılar açıldı ve fakat herkesin içinde acaba Avrupalılar bir şekilde Türk hükümetini ikna edip kapıları kapattırırlar mı korkusu var. Eğer ki Avrupa kapıları yeniden kapanırsa belki de Suriye’deki kapılar yeniden açılmış olacaktır ki bu durumda İdlib sorunu çözüme kavuşmaz ve Türkiye bu sorunla yine tek başına mücadele etmek durumunda kalır. 

Diğer yandan İdlib sorunu NATO’nun Türkiye’ye yardım etmesi için diğer üyelerin de aynı tehdide maruz kalması gerektiğini gösterdi. Eğer Türkiye’ye arka çıksalardı anlaşma üç değil onlarca maddeden oluşacaktı. Hatırlarsanız, Türkiye ve AB mülteci anlaşmasını imzalamadan önce Ege Denizinde mültecileri durduranlar NATO’nun askeri gemileriydi. Çünkü Suriye iç savaşı o günlerde birçok üyeyi doğrudan etkiliyordu. Şimdi tehdit olmadığı için Türkiye’ye yardım etmeyeceklerini açıkça belli ediyorlar. 

Öte yandan; Türk SİHA’larının olağanüstü başarısı da anlaşmayı etkileyen faktörlerdendi. SİHA’lar hem rejim güçlerini yerle bir ettiler, hem de Rusların bazı hava savunma sistemlerinin pek de işe yaramadığını ortaya koydular. Bu başarı hem ateşkesin önünü açtı hem de SİHA’lar için şov oldu. Önümüzdeki yıllarda yüzlerce SİHA ihrac edilirse kimse şaşırmasın. Ayrıca SİHA’ların başarısı muhakkak Libya, Suriye veya Doğu Akdeniz’de Türkiye ile açıktan veya gizliden karşı karşıya gelen ülkelerin yüreğine korku salmıştır.

Fakat içerideyse CHP gibi memleketin hayrına olan her şeye karşı olan kesimlerde nefrete neden oldu. CHP hayretengiz bir biçimde (ya da hiç de hayret edilmeyecek bir şekilde) düşmanın tarafını tuttu. Hem askerimizin boşuna öldüğünü iddia etti, hem de o askeri öldüren Esed’e destek verdi. İnsan gerçekten üzülüyor. Gün gelir de iktidar olurlarsa Esed’in sivilleri katletmesini öylece izlerler. Çünkü zihniyet olarak Baasçılardan hiçbir farkları yok. 

Peki bundan sonra ne yapmalı? Malumdur ki; bu meselede ve diğer tüm meselelerde Allah’ın razı olduğu kararları verenler galiptirler. Görünürde kaybetseler bile galiptirler. Savaştan kaçana yardım etmek mi yoksa onları sınırda öldürmek mi makbuldur? Zulme dur demek ki yoksa karşı koymak mı doğrudur? Mülteciyi kovmak mı yoksa sahip çıkmak mı sevaptır? Allah attığımız her adımdan haberdardır. Nefsani davranıp yanlış tarafta durmamalı. Çünkü ayniyle tokat yemek ihtimali vardır. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

orhan inan

YAZINIZA TAMAMEN KATILIYORUM.ÇOK DOĞRU VE YERİNDE TESPİTLER YAPMIŞSINIZ.HER KES SÜTÜNÜN GEREĞİNİ YAPACAK..BUNDA SIKINTI YOK.ANCAK DEVLETİN BEKASI İÇİN İÇERDEKİ İHANET ŞEBEKELERİNE KARŞI TEDBİRLER ALINACAK Kİ MİLLET HUZUR BULSUN.SAVAŞI İSTEMEYİZ.AMA ÜZERİMİZE GELİNİR İSE ONDAN DA KAÇMAYIZ..BUNU DÜNYA ALEM BİLİR..ESED İ DESTEKLEYEN TİPLERİN ELİNE FIRSAT GEÇSE AYNI ESED İN YAPTIĞINI BU MİLLETE YAPMAKTAN HİÇ ÇEKİNMEZLER..NEDENİ İSE BELLİ..HER KİMİ SEVİYORSAN ONUNLA DUYGU VE DÜŞÜNCELERİN AYNI DEMEKTİR..BU KADAR BASİT..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23