• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
TÜM YAZILARI
16 Aralık 2019

Dost-düşman muhasebesi

Kim dost, kim düşman, kim yer değiştirdi, bazen muhabesebini yapmak gerek. Kendi penceremden görünen şu; Soğuk savaş bittikten sonra Batının gerçek yüzü ortaya çıktı. Nobel ödüllerine bakın mesela. Binlerce insanı katledenlerden tutun da katliama tribünden alkış tutan canavar ruhlu insanlara ödüller veriliyor. Yakında terör örgütlerine bile ödül verirler. En azından şimdilik listelere girebiliyorlar (bkz. Time dergisinin yılın adamı yarışmasına giren YPG). 

Ödülleşmelerin devam ettiği bir hengamda vahşetlerini de sürdürmeyi ihmal etmiyorler.  Bir iki gazetecinin de doğru tespit ettiği üzere; bugün Libya’da Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulunun dört üyesi General Hafter’in Birleşmiş Milletlerce tanınan resmi hükümetini devirmesi için destek veriyorlar. Uluslararası bir örgüt nasıl olur da tanıdığı bir hükümeti çetelere yem eder diye bir soru sorulabilir ama cevabı malum. O Hafter ki yıllarca Amerika’da ikamet etmiş birisi. Kaddafi yakalasaydı idam edecekti. 

Öte yandan; Libya’da iki süper askeri güç arasında sıkışmış durumdayız. Biri sözde müttefik Amerika, diğeri ‘dost’ Rusya. Amerika’nın terör örgütlerini nasıl desteklediğini, onlara bedava silah verirken Türkiye’ye parasıyla silah vermediğini hepimiz biliyoruz. Ancak Amerikalıların oluşturduğu hayal kırıklığı yüzünden Rusya’ya fazla yaslanıyoruz gibi bir durum var. Rusya Esed ve Hafter diktatörlerini destekliyor. Libya’da Rus Wagner Group’a bağlı paralı askerler meşru hükümetin devrilmesi için savaşıyor. Belki de devirirler. Böylelikle bir diktatör daha Rusya sayesinde dik durmaya devam edecek. 

Diğer yandan zenginliği bulan ve onu halkıyla paylaşmayan diğer Arap diktatörler de Hafter’e destek verip, Türkiye’ye meydan okuyorlar. Türkiye ile dalaşmaları ilk değil bunların. İçişleri Bakanlığı Filistin asıllı Muhammed Dahlan’ı en çok arananlar listesine koydu. Çünkü 15 Temmuz’da sahibi olan BAE onun üzerinden FETÖ’ye 3 milyar dolar aktarmıştı. O Dahlan ki Yasir Arafat’ın ölümünden tutun İsrail’e çalışmaya kadar birçok suçla itham ediliyor. En iyi Filistinlinin ölü Filistinli sayıldığı bir düzende bu kadar el üstünde tutulması masum olmadığına dair yeter sebeptir. Ancak tek dişli canavarların hüküm sürdüğü bir ortamda onu yakalamak pek mümkün görünmüyor. Yine de onun ne yaptığının bilindiğinin ilan edilmesi ve onu kullanan BAE’nin Türkiye’nin yakın takibinde ve hedefinde olduğunun bilinmesi iyi olacaktır. 

Rusya konusuna tekrar girmek istiyorum. Ruslar tarih boyunca Avrupalılar ve Osmanlılar tarafından sevimsiz görülüp sevilmemişlerdir. İttifaklar hep zoraki olmuştur. Ne zamanki ortak düşman bertaraf edilir, Ruslarla çekişme yeniden başlar. Amerikalıların ihaneti Türkiye’yi her ne kadar Ruslara mecbur ettiyse de, Ruslar sırf Batı blokunu birbirine düşürmek için aradaki çatlaktan içeri girip Türkiye’yi koparmaya çalışıyor. Suriye’de verdiği ve verir gibi gözüktüğü tavizlerle sattığı S-400 füzeleri hep bu gaye için yapılıyor. An itibariyle makul olan; Rusya ile mesafeli bir ilişki geliştirmektir. Ruslar düşman olarak görülmemeli ama dost olarak hiç görülmemelidirler. Çünkü değiller ve karakterleri gereği olmayacaklardır. Bu yüzden onlardan biraz uzaklaşıp ortada bir yerde durmak daha faydalı olacaktır. 

Amerika’ya gelince; Türkiye yanlısı duran Trump’a çıkar ilişkileri çerçevesinde destek verip kongrede lobi faaliyetlerini hızlandırmak gerekiyor. Trump eğer bir komploya maruz kalmazsa ezici bir çoğunlukla yeniden seçilecektir. Türkiye’den yana olduğu için, Türkiye’nin çıkarlarının hatırına Trump’a destek verilebilir. Karakter olarak sorunlu bir kişilik ancak bu kişilik Türkiye’ye değil Türkiye düşmanlarına sorun çıkarıyor. Amerikan kongresi ise bazıları hariç çoğu para ile iş yapan üyelerden oluşuyor. Terör örgütlerinin bile bağladığı vekilleri Türkiye’nin ihmal etmesi yanlış olmuştur. Lobiciliğe özel bir önem verilmeli. Son olarak, bu mevzuları daha iyi anlamak için II. Abdülhamid’in ‘Ali’nin külahını Veli’ye, Veli’ninkini Ali’ye’ siyasetini  yeniden okumak gerekiyor. Çünkü külah bazen birinin üzerinde fazla durmaya başladı gibi.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23