• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
TÜM YAZILARI
20 Temmuz 2020

Ayasofya

Ayasofya Camii inşaallah bu Cuma günü hayırlısıyla açılacak. Geçen hafta Ayasofya isminin bir camiye yakışmadığını yazmıştım. Normalde eski bir kilise camiye dönüştükten sonra isminin de İslamlaşması gerekir. Böylece caminin yeniden kiliseye dönüştürülmesi hayalini kuranların hayalleri yıkılmış olur. İsimle ilgili ufak bir araştırma yaptım. Bazı kaynaklar fetihten sonra adının ‘Fetih Camii’ olduğunu söylüyor ama teyide muhtaç bir bilgi. Fakat şunu biliyoruz ki uzun bir süre Ayasofya Cami-i Kebir ismi kullanılmış. 

Diğer yandan Bediüzzaman Hazretlerinin Adnan Menderes’ten “bir kısım Hristiyan devletlerini de memnun etmek için Ayasofya’yı müzahrafattan temizleyip ibadet mahalli yapmasına” dair mektubunu görünce olayın başka bir yüzü daha ortaya çıktı. Bediüzzaman, Ayasofya’nın 1453’te camiye çevrilmesine dair; ‘Ayasofya, Hristiyanlığın, İslâmiyete devir ve tesliminin bir âbidesidir. Bunun için kilise iken cami olmuştur” demiştir. Bu sözün devamında ise Ayasofya’nın elbette camiye çevrileceğini söylüyor.  

İlk sözündeki ‘bir kısım Hristiyanların da müzeden camiye çevrilmesine’ ve Allah’ın adının orada zikredilmesine sevineceği’ iddiası gerçek oldu. Bazı önemli Hristiyan din adamlarının dönüşüme destek verdiklerini biliyoruz. Karşı çıkanlar ise 1934’ü bırakıp, 1453’e gidiyorlar ve sanki Ayasofya müzeden değil de kiliseden camiye çevrilecekmiş psikolojisiyle hareket ediyorlar. Oysa böyle bir mabedin müze olarak kalmak yerine Allah’ın adının zikr edilmesi her zaman için daha iyidir. 

Bediüzzaman ayrıca ahir zaman için; “Mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur’ân’a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır” der. Başka bir deyişle Hristiyanlığın İslamiyete tabi olacağını bildirmektedir. Bu durumda Ayasofya tabi (Hristiyanlık) ile metbu’ (İslam) arasındaki ittifakın nişanesi olacaktır. Hal böyleyken isminin Ayasofya olarak kalmasında bir beis görünmüyor. 

Bu mevzuya dair başka hususlar da var ama müzenin camiye dönüşmesi üzerine saldırganlaşan ve içindeki öfkeyi alaycı bir dille bastırmaya çalışanların tahrikkarene sözlerine yeri gelmişken cevap verelim. Mesela Yunanlı birisi Müslümanların 567 yılında kurulan bir kiliseyi gurur kaynağı yaptığını söyleyerek dalga geçti. Ayasofya ile gururlandığımız doğrudur ama bunun sebebi kilise olması ya da dev bir mabed olması değil, o dev mabedi Bizanslıları yenerek almamızdır. Ayrıca Mimar Sinan gibi büyük ustalar daha güzel eserler bırakmışlardır. 

Hem Ayasofya kılıç hakkı olarak camiye dönüştürülürken diğer kiliselere dokunulmamıştır. Türk halkı başka dinlere saygı konusunda iyi bir geçmişe sahip. Eğer kötü niyetli olsaydı ne İspanya’dan gelen Yahudileri kabul eder ne de Patrikhane’yi açık tutardı. Yunanlılar da bilir ki Patrikhane Ayasofya’dan da önce gelir. Oysa ki Yunanlılar kendi ülkelerindeki bütün camileri yıktılar. Bugün mesela Atina’da hiç cami yok. 

Bir de Ayasofya’nın İslam’dan daha yaşlı olduğunu yazanlar oldu. Doğru ama nereye varmaya çalışıyorlar belli değil. Mesele daha yaşlı olmaksa Kâbe de İslam’dan yaşlı. Yaşlı diye Kâbe’yi kıble yapmamak mı gerekiyor? Hem İslamiyetin daha genç olması en son din olmasından kaynaklanıyor. Eğer ki diğer dinler ve kitaplar tahrif olunmasaydı belki de İslamiyet olmayacaktı. Eğer İslam varsa, insanlık yoldan çıktığı içindir. 

Tüm bu yaklaşımların arkasında bir İslam nefreti olduğunu biliyoruz. Yoksa Kurtuba Camii’ni de konuşmak gerekir. Veyahut Mescid-i Aksa’nın esaretini de dillendirmeleri gerekir ama yapmazlar. Hepsi de biz yaptık oldu anlayışında. Eğer siz yapıyorsanız muhakkak ki başkaları da yapar; ki yapıyorlar da. 

Ayasofya Cami-i Kebiri tekrardan hayırlı olsun. İmkanı olan en kısa sürede dua ve ibadet için ziyarete gitsin.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

büyük kurtarıcıyı ne kadar takdir edebiliyoruz? Vefa neremizde? Öldük mü?

Sözcü' den muhabir Sinan bildiriyor: atatürk kurmuş olduğu "sınırlı sorumlu cami yapma ve yaşatma derneği" vasıtasıyla ülkedeki tüm camileri, içlerinde yeniden namaz kılınabiler hale getirdi. İnönü de onun yegane destekçisiydi! Derken kendi cebinden bir cami de Tokyo' da yaptırdı; devlet fakirdi, ama nedense o zengindi! Ardından derken bi cami de Fransa' ya! Namaza ve cemaate o kadar düşkündü ki, habire cami yaptırıyordu! Böyle işte! Şimdi sen gel de, günün birinde gökten süzülen bir ışık huzmesine tutuna tutuna peleriniyle aşağı aşağı süzülüp, onun, beşeriyeti yeniden kurtaracağını hayal etme!
  • Yanıtla

İbrahim

Tokyo da Camii Yaptırmak :))) Onlarca Camii yi ahır yap,Satılığa çıkar sonra Tokyo da camii yap...Dayı Hele bir çay ver.Hararet yaptı galiba
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23