• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
TÜM YAZILARI

Avrupa, Türkiye’nin kapısında beklerken

28 Nisan 2025
A


İbrahim Karataş İletişim: [email protected]

Avrupa, Türkiye’nin kapısında beklerken

İBRAHİM KARATAŞ

Bir Arap atasözü der ki; “Ne zaman savaş çıksa beni çağırırlar. Ne zaman hurma tiriti pişse Amr’ı çağırırlar”. İngiliz The Economist dergisinin Cuma günkü “Avrupa’nın Türkiye ile gönülsüz barışması” başlıklı makalesini okuyunca aklıma bu atasözü geldi. Makalede Avrupa’nın kendi güvenliği için Türkiye (ve Ukrayna’ya) hiç olmadığı kadar ihtiyacının olduğu vurgulanıyor. Çünkü Amerika Avrupa’dan çekiliyor, Rusya ise Avrupa’yı tehdit ediyor. Avrupa ise yeterli silaha sahip değil ve savaşacak doğru dürüst bir ordusu yok. 

Aslında yazılanlar abartılı geliyor ama Avrupa gerçekten korku içindeyse ve bu korkusunu yenmek için Türkiye’nin kapısını çalması gerektiğine inanıyorsa bu tür tavsiyeler Türkiye için iyi haberdir. Fakat makaleyi okuyunca son dönemde depreşen Türkiye dostluklarının sevgi kaynaklı değil mecburiyetten ileri geldiği hemen anlaşılıyor. Çünkü ne zaman bu tür makaleler çıksa muhakkak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret etmeyi de ihmal etmezler. Nitekim yine Cumhurbaşkanına eleştiriler var. 

Makalenin de teyit ettiği gibi artık belli ki Avrupa Türkiye’yi yanında istiyor. Ama sadece savaşırken. Güzel günlerde yanında istemediği malum. Mesela bir Avrupa ülkesine gitmek için alınması gereken vize uğruna neler çektirdiklerine hepimiz şahidiz. Şayet Türkiye Avrupa güvenlik mimarisinin bir parçası olursa vizeler kalkar mı, işte o kısım şüpheli. Siz Avrupa’yı savunmayı taahhüt ediyorsunuz ama onlar serbest dolaşım taahhüdü vermiyor. Hem kendisi için ölünmesini istiyorlar hem de git dışarıda, mesela cephede öl diyorlar. Türkiye’yi savaşa çağıracaklar, Yorgo’yu yemeğe...

Daha önce de bahsetmiştim. İyi günde kötü davranan Avrupa’ya kötü günde göz kırpmak yerine onları daha ağırdan alan bir duruş sergilemek daha iyi olur. Türkiye son yıllarda gerek ABD gerekse de AB tarafından dışlandığı için bağımsız bir politika izledi. Ayrıca ambargolar yüzünden yerli silah üretimine ağırlık verdi. The Economist’in de altını çizdiği üzere Türkiye’nin milli gelişmiş silahları var. Onların gözü de bu silahlarda ve savaşma kabiliyeti yüksek ordumuzda. Ancak göz diktikleri askeri güç, bağımsız duruşumuzun ürünleri. Diğer bir deyişle Batı ile ilişkiler gerildikçe daha güçlü bir Türkiye çıktı ortaya. Daha diğer bir deyişle onların kapısından uzaklaştıkça kendimize geldik.

Şayet bu bağımsızlık devam ederse değerli Türkiye daha da değerlenir. Yine de işbirliğine gidilir mi, gidilir. Ancak değerli bir ülke ile müttefik olmanın maliyeti de yüksek olur. Görüldüğü üzere Trump birçok ülkeden yüz milyarlarca dolarlık yatırım alıyor. Mesela Suudi Arabistan’dan 1 trilyon dolar istiyor. Biz bir Amerika değiliz. Ancak kötü bir zamanda iyi bir müttefik olmanın bir bedeli olmalı. Mesela insan ve mal dolaşımı serbest olmalı. Yani hem vize serbestliği olmalı hem de gümrük birliği tüm mallar için geçerli olmalı. 

Cephede eşit, sivil hayatta göçmen muamelesi yapılamaz. Böylesi tıpkı dünya savaşına katılan Afro-Amerikalıların savaştan döndükten sonra belediye otobüslerinde arkaya oturtulmalarına benzer. Türkiye kapıdan içeri alınacaksa hizmetli olarak alınmamalı. O günler geride kaldı. Herkes gücü ve imkânları kadar hakkını almalı. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şeref

Yani artık bizim askerlerimizin kafasına çuval geçiremezsiniz diyorsun. Sahi o çuval olayı hangi hükümet döneminde olmuştu...?

.....

Avrupa bizim kapımızda mi bekliyor yoksa biz mi onların kapısında AB ye alsınlar diye bekliyoruz...Avrupa bizden ne ister yazdığınıza göre, Rusya Avrupaya saldırdığında Türk ordusu Avrupa için savaşsın diyorlar...Budur bekledikleri....
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23