• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
TÜM YAZILARI
29 Nisan 2019

Ak Partili muhaliflere dair

Kendini Ak Parti içindeki muhalefet olarak tanımlayan ve fakat Ak Parti’ye oy bile vermeyen bir kesim, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu önderliğinde yeni bir parti kuracak gibi görünüyor. Sayın Davutoğlu’nun kişiliğine saygı duyuyoruz. Ancak parti kurmasının külliyen zarar bir hamle olacağını sürecin başında hatırlatmamız gerekiyor. Ayrıca belli ki nasıl siyaset/muhalefet yapacakları konusunda bocalıyorlar. Bir kere Ak Parti’nin kusurlarını tek tek saymak ve özünden uzaklaştığı gibi bir argümanla muhalefet olmaz. Ak Parti’nin kusurlarını herkes biliyor. Ancak bunları bilmek demek onu çözecek olanın dillendirenler olacağı manasına gelmiyor. Ayrıca Ak Parti’den ayrılmadan muhalefet yapmak ahlaki bir tutum değildir. 

İkincisi, yaptıkları muhalefet tarzına bakılırsa Ak Parti’nin değil CHP’nin yerine talipler ve bunun farkında değiller. Şehit cenazesinde Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Osman dayıyı köşelerinde linç eden bu arkadaşların belli ki CHP’ye yaranmak gibi bir niyetleri var. Ak Parti’nin onaylamadığı ve daha önce kendi bakanlarının da maruz kaldığı bu tür olaylar üzerinden şehit yakınlarına saldırmak, şehitliği ahmaklık olarak gören bir partinin yanında durup iktidar partisini taşlamak yanlış bir başlangıçtır. 

Eğer tüm bunlar CHP’nin gemisine kayığını bağlamak için yapılıyorsa belki CHP’yi memnun edebilirler. Bu sayede meclise 3-5 milletvekili de sokarlar. Ancak CHP’ye de iktidarın yolunu açarlar. CHP ise iktidar olduğunda ülkeyi Davutoğlu ve ekibinin özlemini duyduğu 2003’lere değil, daha öncesine götürecektir. Ya yeni bir 28 Şubat süreci başlatırlar ya da ülkeyi Mısır’a döndürmeye çalışırlar. Ayrıca “zulüm 1453’te başladı” diyen bir güruhla Osmanlı bakiyesi toprakların bulunduğu kara ve deniz havzalarında Türkiye’yi bir süper güç haline getirmeyi bırakın, Osmanlı kelimesini sözlükten çıkarmaya bile engel olamazlar. Stratejik derinlik bu olmasa gerek. Diğer yandan Ak Parti’yi yolsuzluk ve adaletsizlikle suçlarken, bu iki kavram konusunda sicili bozuk bir partiyle ittifak yapmanın devletin temiz ellere teslim edilmeyeceğini bilmeleri gerekir. Tek cümleyle; Ak Parti’ye karşı olmak CHP’nin yanında olmak demek değildir. 

Daha da önemlisi, yeni bir siyasi yapılanma Sayın Erdoğan gibi devrimci bir lidere karşı yapılmış olacaktır. Oysa bu ülkenin bir lider sorunu yoktur. Cumhurbaşkanı Erdoğan son dönem Türk siyasetinin en büyük lideridir ve yaşadığı sürece de öyle kalacak gibi görünüyor. Bu ülkede bir numaralı siyasetçi Erdoğan’dır. İkinci, üçüncü ve hatta dördüncü olacak kimseyi şahsen bilmiyorum. Hiçbir siyasetçinin Erdoğan’la birebir de şansı bulunmuyor. Tüm muhalefet bir araya geldiğinde partisini yenebildilerse de şahsını yenemediler. Kurulacak bir partinin iktidar olamayacağı malumdur. Tek işlevi Ak Parti’den muhalefete biraz oy taşıyıp CHP’ye ülkeyi hallaç pamuğuna çevirtme fırsatı verir. Bu durumda Erdoğan’ın ve partiyi kurmayı düşünen muhaliflerin de katkıda bulunduğu kazanımlar yerle bir olacaktır. Şahsi kariyerleri için bunu yapmaya değer mi, bence bir daha düşünmeliler. 

Muhalifler içinde kendilerine haksızlık yapıldığını düşünenler olabilir. Ancak içlerinden bazılarının etik dışı hareketleri yüzünden gemiden indirildiklerini de biliyoruz. Dolayısıyla Ak Parti’yi suçlayan herkes Ak Partililerden daha temiz değil. Ancak gemiden inenlerin denizde boğulmaları da gerekmiyor. Onların da bir gemiye veya rıhtıma tutunmaları gerektiğini kabul etmek gerek. Fakat çözümün parti kurmak olmadığı da ortadadır. CHP’yi bu kadar savunmak yerine Ak Parti için çalışmaya devam etselerdi belki durum daha farklı olurdu. Ne karar verirlerse versinler saygı duyarız. Ancak Erdoğan yeni Türkiye’dir. Gemiden inmeyenler içinde kifayetsizler veya hırsızlar var diye ondan vazgeçemeyiz. Geminin tayfası yenilenebilir ama yeni bir kaptan bulunamaz. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23