• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Safahat ve Mehmet Akif

13 Mart 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Safahat ve Mehmet Akif
HÜSEYİN ÖZTÜRK

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

“Medeniyyet” dediğin tek dişi kalmış canavar? İstiklal Marşından.


*

12 Mart 1921, İstiklal Marşımızın kabulünün 105. seneyi devriyesi. İstiklal Marşı milletimize armağan edildiği için Safahat’ta yer almaz.


Bilenler bilir, bilmeyenler için hatırlatmalı. Mehmet Akif, TBMM tarafından verilen 500 lira ödülü, Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü’l-Mesâi Vakfına (İş Evi) bağışlamıştır.

Bir kimsenin Mehmet Akif’i anlamak için İstiklal Marşının her mısraını iliklerine kadar hazmetmesi ve kabullenmesi lazım ki, merhum şair ve münevverimiz anlaşılabilsin.

Anlamayanların zekâ seviyeleri düşük olduğundan değil, İstiklal Marşını idrak etmek istemediklerinden ve devletimize, milletimize, bayrağımıza, dinimize olan husumetlerindendir. Yani hakikati inkâr ve şirk mesleklerinden dolayıdır.


*


Yedi kitaptan oluşan Safahata da malum zihniyet aynı gözle bakmaktadır. Oysa İstiklal Marşı, Safahat’ın mütemmim cüzüdür. Safahat anlaşılmadan Mehmet Akif anlaşılmaz.

Safahat; imanın maddeye, hakkın zulme üstünlüğünü ifade eden muhteşem mısralarla doludur. Hem ahiret hem dünya için manayı da maddeyi de içinde barındırır.

Mehmet Akif Safahat da yalnız manevi kalkınma ve refahtan değil, ilim ve tekniğin gelişmesi ve geliştirilmesini de ele almış ve ısrarla üzerinde durmuştur.

İlim ve tekniğin faydalarını asla inkâr etmemiştir. Mehmet Kaplan’ın ifadesiyle; “Safahat, ilim ve tekniği yücelten beyitlerle doludur”.

  “Atomun, maddenin kuvve-i zerriyesinin dünyayı değiştireceğini, Türkiye’de herkesten önce gören ve söyleyenlerdendir”.


*


Mehmet Akif’in anıt eseri Safahat, 1911’den itibaren İslam harfleri yazısıyla tek tek yayınlanmış, külliyat 7. kitap olan Gölgeler ile 1933’te tamamlanmıştır.

Safahat’ın Latin harfleri ile basılması, Akif’in vefatından 7 yıl sonra mümkün olabilmiştir.

Şairin vefatıyla onu unutturma baskıları tesirini kaybetmiş, hakkında çok sayıda yazı yayınlanmış, 1938’de Eşref Edib’in, 1939’da Mithat Cemal’in eserleri çıkmıştır.

Akif’in şiirlerinin Latin harfleriyle yayını bir müddet gecikse de damadı Ömer Rıza Doğrul, 1943 yılında yedi cildi tek kitap halinde Safahat adıyla yayınlamıştır.

Merhum Mahir İz hocanın 1970 yılında, öneri ve yol göstermesiyle Ertuğrul Düzdağ, Safahat metnini ele almış, kitapta yer almayan bazı şiirleri eklemiş ve bu şekliyle 1974 yılında basılmıştır.


*

Ezcümle:

Yukarıdaki dörtlüğün son mısraındaki “Medeniyyet” dediğin tek dişi kalmış canavar! Hakikatine D. Mehmet Doğan’dan şu tespitleri kaydedelim:

“Yüz yılı aşkındır değişen bir şey yok! Mazlumlar aynı, zalimler aynı.” Mazlumların safında duran Mehmet Akif sözünü dosdoğru söyledi: Tek dişi kalmış canavar!

Yazıda ismi geçen ve hakkın rahmetine kavuşmuş olanların ruhu için el-Fatiha.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23