Muradına erenler nerede
Muradına erenler nerede
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Dünkü yazıda üç puttan söz etmiştik. Biraz iç karartan bir mevzuu ama acı gerçekler her zaman iç karartıcı olur.
İçler kararıyorsa ve farkına varılıyorsa, hâlâ bir hayat emaresi görülüyor demektir. Ya üç putçulara inansak, aldansak, onlar gibi olmaya özensek, onlar gibi sapsak, onların dünyalarına kanarak, hem dünyamızı hem ahiretimizi karartsak daha mı iyi?
Demek ki, onlar gibi olmamak için direniyoruz diyebiliriz. O zaman diriyiz anlamı çıkar. Değilsek bile; diri olmaya, direnmeye devam etmeliyiz. Direnmeyi öğrenmeliyiz.
Yine dünkü yazının sonunda vardı. Ebedi âlemde hiçbir şahide ihtiyaç duyulmayacak, kişinin tüm azaları, uzuvları konuşacakmış. İman edenler böyle derler, biz de iman ederiz.
Hani belki meramımızı anlatamamış olabiliriz. İnsanoğlu çiğ süt emmiş derler. Ak dediğimize kara diyenler, kara dediğimize ak diyenler olabilir. Kimsenin aklının yahut düşüncelerinin bekçisi ve sahibi değiliz çünkü.
Bu sebeple bildiğimizi söyleriz, inandığımızı deriz, inananlar alır kabul eder, inanmayanlara bir diyeceğimiz olamaz, inandıkları amelleri olsun der geçeriz.
Aklın yolu birdir der yine eskiler. Aklın yolunun bir olmasını; insanın etten ve kemikten bir kadavra olmadığına inananlar söyler. Bunlardan birisi de ünlü ozanımız Âşık Veysel’dir. Deyişleri insan ruhuna ve tabiatına dairdir.
İnsanı ve dünyayı çok güzel anlatan ozanlarımızdan birisidir. Aşağıya alıntılayacağım deyiş ve türkünün sözleri de bu minvaldendir. Sözün özünü ona bırakalım:
Muradına Erenler Nerede?
Dünyada tükenmez murad varımış
Ne alanı gördüm ne murad gördüm
Meşakkatin adın murad koymuşlar
Dünyada ne lezzet ne bir tat gördüm
•••
Ölüm var dünyada yoğumuş murad
Gün be gün artıyor türlü meşakkat
Kalmamış dünyada ehl-i kanaat
İnsanlar içinde çok fesat gördüm
•••
Hüsrevan-ı adil nerede tahtı
Süleyman mührünü kimlere bıraktı
Resul-ü Ekrem’in kanunu haktı
Her ömrün sonunda bir feryat gördüm
•••
Var mıdır dünyada gelip de kalan
Gülüp baştanbaşa muradın alan
Murad-ı maksud-u hepisi yalan
Ölümü dünyada hakikat gördüm
•••
Dönüyor bir dolap çarkı belirsiz
Çağlayan bir su var arkı belirsiz
Veysel neler satar narkı belirsiz
Ne müşteri gördüm ne hesap gördüm
•••
Yeri gelmişken, dev bir medeniyet dilini güdükleştirenlerin yüzünden birbirimizi anlayamadığımız dilimize dair sözlük verelim. Veysel’in dilini anlamadan Veysel anlaşılmaz.
Murad: talep, istek, arzu, temenni, dilek.
Meşakkat: Sıkıntı, zorluk, eziyet, mahrumiyet, yoksunluk, yük.
Ehl-i kanaat: Razı olma, şükretme, yetinme, hırslanmama, harama el uzatmama.
Hüsrevan-ı Adil: Adaletli Hüsrev, Sasani Devletinin (531-579) hükümdarı (Nuşirevan)
Adil: Adaletli, emniyetli, güvenilir, sağlam, emin.
Maksud: Emel, ulaşılmak istenen hedef, niyet, murad etmek, amaç, maksat, gaye, umut.
Nark: Belirlenen fiyat veya bir ürünün fiyatının belirlenmesi.