• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Kimlik ve yabancılaşma arzusu

05 Şubat 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Kimlik ve yabancılaşma arzusu

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Medya ve siyaset başta olmak üzere, toplumsal olarak ciddi bir kimlik krizi ve yabancılaşma iştiyakımız amansız ve acımasızca sürüp gitmektedir.

Bu bir sosyal mühendislik projesidir. Haçlı Batılı sermayenin, belli medyaya ve siyasi çevrelere pompalattırdığı projesidir. İşin tuhafı şu ki, bu projede en çok tuzağa düşen de mütedeyyin kesim olmaktadır.

Kimlik krizi ve yabancılaşmadığımızı sandığımız ne varsa, hızla yabancılaştığımızın farkında olamayacak kadar başımız dönmüş vaziyettedir.

Mesela İslam âleminin hallerine, Avrupalı ecnebilerin baktığı gibi bakmaktayız. Siyasetimizi, fikrimizi, düşüncemizi, yorumlarımızı Haçlıların fikri üzerine bina etmekteyiz.


Frenkleştiğimizi bilerek es geçmekteyiz. Kendi cephemizden ülkemize, İslam âlemine bakmamız gerekirken, başka bir zaviyeden bakmaktayız.


Oysa millet olarak bizim bir kimliğimiz var ve bu kimlik sayesinde bağımsızlığımızı, istiklalimizi koruyabilmekteyiz.

Siyasetin muhalefet kanadının; milli duruşumuz ve milli kimliğimize karşı Batılıların gözüyle bakışı malum. Sol’u kastetmiyorum. Onlar belli. Millete de devlete de yabancılar.


Yalnız Müslümanlar için siyasi duruşta, fanatik bir particilik amentü olmamalıdır. Tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de asıl olan, İslam’ın değerlerini sahiplenen, Müslümanların önünü açan ve şer odaklarının karşısında dik duran siyasi anlayış ve harekete destek vermek; “böl-parçala-yut” terörizmine karşı gelmektir.


Bu hakikat, hangi liderde tecelli ediyorsa, desteklenmesi gereken odur. Geçmişteki isimlere veya partilere takılıp kalmak yerine, günün şartlarına göre bu “manayı” doğru okumak ve ona göre hareket etmek evladır.


Müslüman bir kimse, Müslüman gibi düşünmek mecburiyetindedir. İnancının gereğini yerine getirmekle yükümlüdür. Getirmiyorsa, inancını değil kendini sorgulamalıdır.

Ciddi bir kimlik ve yabancılaşma tuzağına düşüp düşmediğimizi, nefsi çıkarlarımıza göre değil, inanç manzumelerimize uyum sağlayıp sağlamadığımıza bakmalıyız.

Osmanlı’nın son dönemlerindeki entelektüel tartışmaların temelinde bu tuzağa düşüldü. Batılılaşmaksak yok oluruz gibi bir tuzağa yakalanıldı ve iflas edildi.


Kabuğu Müslüman gözüken, özü Haçlılara özenti ile pekişmiş kimlik ve kişilik sahipleri, dünyaya bakış açılarını düştükleri tuzakla belirlediler.


Özellikle sol ve sola yakın Haçlı sevdalı siyasi cenahlar, hâlâ bu tuzakları isteyerek benimsemekteler. Dini-milli meselelere öfkeleri bu sebeptendir.

Bir Müslüman, dünyaya Batılıların gözüyle bakamaz. İslam’ın gözüyle bakmakla yükümlüdür. Aksi takdirde “iman ettim, kabul ettim” dememelidir.


Yoksa yalancı, sahtekâr olur ki, kendilerini aldattıkları gibi milleti de aldatmış olurlar. Kendi kurduğumuz dünya, kimlik ve kişilik değerlerimizden uzaklaştığında, elbette başka toplumların esaretine duçar olunacaktır.

Kendi köklerimizden, tarihi ve kültürel bağlarımızdan koptuğumuzda, kaybettiklerimizi toparlayamayız. Tarihimiz bu vakıalara şahitlerle doludur.


Ezcümle:

Yeri geldi sözü ehline, Nuri Pakdil’e bırakalım.

“Ruhsal açlığını gideremeyen insanın zihni tembelliği arttıkça, konforizmin insan üzerindeki yıkımı çoğalacaktır. Haz telaşı tedirgin etti iç sistemimizi”.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23